19 Haziran 1920 Cumartesi

Ateşkesin sona ermesi ve Mustafa Kemal'in savaşların yeniden başlamasını emretmesi üzerine, Türk-Fransız cephelerinde çarpışmalar yeniden başladı. Kuvayı Milliye'nin baskılarıyla Fransızlar, Karadeniz Ereğlisi'ni boşaltmak zorunda kaldılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 89)


Ordu kuvvetleri isyancı Milli Aşireti kuvvetlerini Güneydoğu yöresine sürdü. Aşiret kuvvetleri sınırdan içeri girerek 24 Ağustos'ta yeniden saldıracaklar. Tokat'a bağlı Gülpınar, Ortaköy'e bağlı Karahacip köylerinde ve diğer bazı yerlerde, isyancılarla milli kuvvetler arasında çarpışmalar oldu. Milli kuvvetler, isyancıları dağıttı, yakaladıklarından bazılarının evlerini ve eşyalarını yaktı, mallarına el koydu. Çorum'dan giden bastırma kuvvetleri ise Alaca'da isyancıların eline düştü. Kalan gönüllü kuvvetler dağıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 89)


İtilaf Devletleri'nin Hythe toplantısı. Venizelos, Anadolu'da "asayişin" sağlanmasını rica etti. Lloyd George, Millerand, Venizelos ve Müttefik Orduları temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Yunan ordusuna ilerleme izni ve Boğazların serbestliğini sağlamak için Bandırma'ya kadar tren hattını kontrol altına alması görevi verildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 89)


Yunan Genel Karargahı, 2'de girişeceği genel saldırının yönünü birliklerine bildirdi Yunanlıların Trakya İşgal Kuvvetleri Kumandanı General Zimbrakakis imzasıyla Malkara'ya uçaklarla atılan bildiride, Yunan ordusunun kurtarıcı bir ordu olduğu ileri sürülerek yakında (20 Temmuz'dan başlayarak) Trakya'yı işgal edeceği duyuruldu. Herkesin can, mal ve ırzının korunacağı bildirildi ve Kuvayı Milliye'ye rağbet edilmemesi istendi. 10 Kasım 1918'den beri Müttefikler adına İngilizlerin kontrolünde bulundurulan Çanakkale'ye Yunan birlikleri çıktı. Burayı Yunanlılar 13 Kasım 1922, İngilizler 23 Eylül 1923'te boşaltacaklardır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 89)


Yüksek Komiser Robeck, raporunda milliyetçilere ait çeşitli belgeleri sunarak bunlarda İngilizlerle birlikte Fransızlara ve İtalyanlara da "gavurlar" diye hitap edildiğini, fakat esas olarak İngilizlere hücum edildiğini bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 89)


Yunanlılar konferans kararlarını nasıl karşıladılar? Venizelos’un barış koşullarını saptamış olan çalışmalara sürekli katıldığını biliyoruz. Bu nedenle onun söylerleri, Yunanlıların konuyla ilgili resmi görüşlerini yansıtması dışında, dolaylı da olsa İtilaf Devletleri’nin tutum ve davranışlarının anlaşılmasında katkıda bulunmuş olacaktır.


O, 13 Mayıs 1920 de Yunan Millet Meclisi’nin oturumunda Türk Barış antlaşmasını söz konusu etmiş, bütün Trakya’nın Yunanistan’a verildiğini, İzmir ve çevresinde ayrı bir Yunan devletinin kurulmakta bulunduğunu ve burada Osmanlı Devleti’nin sözde kalan bir egemenliğin olacağını söylemişti.


Büyük Yunanistan özlemleriyle dolu olan Venizelos, Haziran ortalarında çıkan Sadrazam Ferit’in kendisiyle görüşmek istediği biçimdeki haberler üzerine yaptığı açıklamada, güçlü bir ülkeyi temsil eden devlet adamı tavırlarıyla şu tümceleri söylemişti: ‘Konuşmak mümkündür. Fakat muahede şeraiti hakkında değil. Damat Ferit Paşa milliyetperver mehafilin telkinatı ile hareket etmezse sulhu imza eder. Çünkü anlamalıdır ki, muahedenin reddi pek hoş olmayan netaici muciptir.’ Venizelos, aynı konuşmasında Türklerin ancak yürütmeye ait bazı ayrıntı hakkında değişiklik elde edebileceğini, yoksa antlaşmanın esasını oluşturan genel hükümlerin olduğu gibi kalacağını ekliyordu.


Yunan başbakanının bu söylevi 19 Haziran tarihli ve Atina çıkışlı haberde yer alıyordu. Bu Venizelos’un Hythe Konferansı’nda ‘Anadolu’nun asayişi temin’ ricasında bulunduğu güne rastlamaktaydı. İstem 20 Haziran’da uygun görülerek Yunan ‘mandası’ yerine getirilmek istenecek ve saldırı emri verilecekti. 22 Haziran’dan başlamak üzere Yunan saldırısı ‘Milne Hattı’ndan iç yörelere doğru yayıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Türk Basını / İzzet Öztoprak / Syf 187)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG