19 Kasım 1919 Çarşamba

Sivas toplantısı devam ediyor. Millî Teşkilat tartışıldı. Asıl olan köy ve mahalle örgütlenmesinin tamamlanamamış olduğu anlaşılarak, tamamlanabilmesi için kumandan ve yöneticilerin işi üzerlerine almaları ricasında bulunmaya karar verildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 238)


(Milli Mücadele’nin teşkilatlanma şekliyle ilgili bize güzel fikir vereceğini düşündüğümden Heyeti Temsiliye Toplantı zabtından bu konuyla ilgili kısımlardan bazılarını aşağıda belirttim: )


Mustafa Kemal Paşa: Efendim bir meseleyi söz konusu etmek istiyorum. Elhamdülillah teşkilatımız her yerde kurulmuştur. Bağımsızlığımızı temin edinceye kadar, yani barışa kadar şimdikinden fazla teşkilat kurmak, heyeti merkeziyeler ile Heyeti Temsiliye arasındaki irtibatı daha hassas hale getirmek için bazı tedbirler almak lazım geliyor zannederim. Teşkilatımız olmayan yer var mıdır efendim?

Rauf Bey: Van’da var mıdır efendim?

Mazhar Bey: Vardır efendim. Yalnız isimleri gelmemiştir.

Mustafa Kemal Paşa: Her yerde vardır efendim. Vilayet ve bağımsız livalarda vardır. Şimdi her tarafta bilhassa köy ve mahalle teşkilatına ehemmiyet verilmelidir. Mazhar ve diğer arkadaşları bu işe başladığı zaman Van’dan bir haber gelmemiştir. Bununla beraber şimdi var. Her tarafta, köylerde yapılmamıştır. Halbu ki bizim teşkilatımızın esası köy ve mahalle teşkilatıdır. Teşkilatımızın ruhu, köy ve mahallelerin katılmasındadır. Teşkilata mahalle ve köylerden başlayarak, ondan sonra kaza vesaire heyeti idarelerini ve bu suretle de en muktedir ve hevesli olanlardan seçmek lazımdır. Teşkilatı köylere kadar götürmek ve mahallinin iffet ve liyakat erbabından seçmek, ehemmiyet taşıyan bir meseledir. Birçok defalar heyeti merkeziyelere yazılmıştır. Kumandan paşaların ve beylerin gayretine büyük ihtiyacımızı arz edeceğiz.


(Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri 5 / Syf 220)


Yine Sivas toplantısında mebusların İstanbul’a gitmeden önce toplanacakları merkezler bildirildi ve bir aydınlatma metni hazırlandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 238)


Bu metinden bazı bölümler aşağıda belirtilmiştir.

‘İstanbul’un, İtilaf Devletleri kuşatması altında ve zincire vurulmuş olduğunu itiraf eylemek mecburiyeti vardır. Bu sebepten, Milli Meclis’in toplantı mahallini münakaşa etmek gibi bir mesele ortaya çıkmış bulunuyor. Meclis’in İstanbul’da toplanması halinde, mebusların tehlikelere maruz kalmalarından cidden korkulur. Dolayısıyla Meclis’ten beklenen tarihi vazifenin yerine getirilmesini neticesiz bırakacağı ve bağımsızlığımızın da zarara uğratılacağının arzı lüzumsuzdur. Kabine namına Amasya’da Heyet-i Temsiliye ile görüşen Bahriye Nazırı Salih Paşa dahi bu hakikatleri göz önünde tutarak Meclis’in İstanbul haricinde toplanması lüzumuna kanaat etmiş ve olurunu imzası altında teyit eylemiştir.

Meclis'in hariçte toplanmasında ise, hatıra gelen sakıncalar aşağıdadır:

Kötü niyetliler, İstanbul’dan vazgeçildiği tarzında zararlı bir propogandaya fırsat bulacaktır. Hükumet, Meclis’le temasında kolaylığa mazhar olamayacaktır. İşte bu sakıncalara dayanan mevcut hükumet, Milli Meclis’in hariçte açılmasına olur vermemiştir.

Buna göre Meclis’in İstanbul’da toplanması, arz edilen sakıncalara rağmen zaruret hükmüne girmiş bulunuyor.

Anadolu ve Rumeli MHC, ortaya konan bütün hususları münakaşadan geçirdikten sonra, vaziyetten bütün mebusları haberdar ederek her birinin düşüncelerini sormayı vazife saymıştır. Bundan başka, Milli Meclis’e dahil olmadan evvel şerefli mebusların bazı mevkilerde (Trabzon, Samsun, İnebolu, Eskişehir, Bursa, Bandırma, Edirne) toplanıp aşağıdaki hususları konuşmaları ve görüşmelerin neticelerini birleştirmek maksadıyla Heyeti Temsiliye’ye bildirmeleri lüzumlu görülmüştür. Konuşulacak hususlar şunlardır:


a-İstanbul’da toplanma zaruretine karşı, İstanbul’da ve haricen bütün vatanda alınması lazım gelen tedbirler;


b-Meclisi Mebusan’da vatanın bütünlüğü ve devlet ve milletin bağımsızlığını kurtarmaktan ibaret olan gayeyi muhafaza ve müdafaa için birleşmiş azimkar bir grup vücuda getirmek


(Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri 5 / Syf 225)


Mazhar Müfit ise 19 Kasım 1919 akşamı olanları kitabında anlatıyor:


‘Bu gece Paşa, meclisi mebusan’ın İstanbul’da toplanması üzerinde söz açtı. ‘İşgal altında, düşman zırhlılarının topları Dolmabahçe sarayının önünde, mebusların vazifelerini nasıl ifa edeceklerini aklım almıyor. Bu kadar gafilane ısrara hayret ediyorum.’ Dedi. Oradaki arkadaşlar da bu fikri teyit ile ‘Görünüyor ki, Padişah’ın da İstanbul’da toplanma hususundaki arzu ve ısrarı meclisin ne olur ne olmaz aleyhine bir karar ve harekette bulunamaması için İtilaf Devletlerine güvendiğini gösteriyor ve daha serbestçe, istediği zaman meclisi feshedebilmek maksadına matuftur.’ Denildi.

Nihayet yatmak zamanı geldi. Odalarımıza çekilmişken emirber Ali geldi: ‘Paşa buyursunlar diyor!’ diye çağırdı. Odaya geldiğim zaman, Paşa’yı mangal karıştırmaktayken gördüm. Hüsrev Sami Beyde geldi. Paşa emirber Ali’ye kahve ısmarlattı ve gülerek; ‘Ali, inşallah şekerimiz var değil mi?’ diye sordu. Ali de: ‘Var efendim. Dün iki kilo şeker alınabildi. Mazhar Müfit bey beş okka aldırmış olsa daha iyi olacak.’ deyince güldük. Çünkü şeker alacak paramız olup olmadığı Ali ne bilecekti. Paşa yine işi latifeye dökerek: ‘Yarın bir çuval şeker alacağız, Mazhar Müfit bey kesenin ağzını açacak, merak etme!’ dedi. Kahveler içilmekteyken, söz Kazım Karabekir Paşa’ya intikal etti. Mustafa Kemal Paşa ‘Kazım Karabekir Paşa, anlaşılıyor ki, hükumeti darıltmayalım, İngilizleri kızdırmayalım diye saman altından su yürütmek istiyor ve bu suretle sükunetle çalışalım, meydan okumayalım demek istiyor. Halbuki ben, canım kadar sevdiğim askerlikten niçin çıkarak milletin arasına girdim? Saman altı, su filan bilmem. Gizli çalışmayı anlamam. Milletimle beraber serbest çalışırım. Ben başka türlü çalışmasını bilmem, fikrim yanlış mı? Söyleyiniz bakalım!’ dedi.

Hüsrev Sami Bey, ‘Paşam, fikriniz doğru, fakat ihtiyatı elden bırakmamak da lazım değil mi?’ dedi.

Ben ise ‘Kazım Karabekir Paşa gizli kalalım demiyor, mütecaviz hareketlerden içtinap edelim diyor zannındayım.’ Dedi.


(Kaynak: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le beraber Cilt 2 / Mazhar Müfit Kansu / Syf 449)


İngiliz Yüksek Komiseri Robeck’ten Curzon’a gönderilen raporda, 25 Ekim - 16 Kasım tarihleri arasında, Antep, Urfa ve Maraş’ın Fransızlar tarafından iş­galini protesto eden çok sayıda telgraf alındığı bildirildi; telgraf çeken 80 şehir ve kasabanın adlan sıralandı: “Bu durum, millî hareketin ne kadar yaygın ol­duğunu gösteriyor. Biz Üç Yüksek Komiser, Türk Hükümeti’nden, Mustafa Kemal hakkındaki tutumunu bildirmesini isteyeceğiz”.


Baştercüman Ryan, Dışişleri Bakanı Reşit Paşa’ya Binbaşı Noel’i' savundu: Yal­nız haberalma için Malatya’ya gitti. Ali Galip’le karşılaşması üzücü bir kötü rastlantıdır. İngiliz İstihbaratı tarafından Dışişle­rine gönderilen bir raporda, Ali Galip olayının, Celadet ve Kâmuran Ali’den ötürü İngilizler aleyhine kullanıldığı haber verildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 239)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG