19 Kasım 1920

Aralarında Ağa Han ve Amir Han'ın da bulunduğu 23 kişi, İngiliz yurttaşı sıfatıyla Milletler Cemiyeti Genel Sekreterliği'ne başvurarak Sevr Anlaşması'yla Türkiye'ye yapılan haksızlığı anlattılar ve bunun düzeltilmesini istediler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İngiliz Dışişleri Bakanı Curzon'un , bir rapora bugün düştüğü not: Bunlar bana Yunanlılarla bozuş, onları Trakya'dan ve İzmir'den at, Mustafa Kemal'le dost ol diyorlar. Acaba bunu yapabilir miyiz? Artık çok geç...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Aynı yılın Kasım – Aralık aylarında, Kilikya savaşlarının yeni bir analizi ve yorumu yapılmaya başlandı ve bu değerlendirme hemen benimsendi. Kamuoyu şimdi soruyordu: Türkler, yurtları başkalarınca, özellikle Yunanlılar tarafından işgal edildiği halde , neden onlara değil de İstanbul meselesinde ve Sevres antlaşması konusunda kendileri lehine bir tutum takınan Fransız’larla çarpışıyorlardı? İşte, olayların yeni değerlendirilmesi bu sorunun zihinleri kurcalamaya başlaması ile şekillendi.


Türk düşmanı yazar Redan’a göre bu garip durum sebepsiz değildi: “Mustafa Kemal, Kilikya’yı tank, uçak, dikenli tel bakımından Yunan işgal bölgesinden şüphesiz daha zayıf bulduğundan otoritesini güçlendirmek için gerekli başarıları Fransızlar üzerinden kazanmak” istiyordu. Kilikya “cazip” bir hedefti. Bordeaux!nun büyük gazetesi La Petite Gironde’a göre “ eğer Türkler yaralarının battığı tarafa yönelselerdi, İzmir’e doğru atılırlardı. O yöne gitmediler, çünkü 100.000 Yunanlıyı karşılarında bulacaklardı. Uçsuz bucaksız Kilikya’da zaman zaman orada burada ayaklanmalara girişmeyi yeğ gördüler…”


Fransa’nın Kilikya’ya “Ermenistan baş yöneticisi” unvanı ile atadığını söylediğimiz Albay Bredmond da Mart 1921’de yayınladığı kitabında şu açıklamayı yapıyordu:


“ Mustafa Kemal’in Yunanlıları ve İngilizleri bırakıp neden yalnızca Fransızlarla çarpıştığı sık sık merak konusu olmuştur. Sebepleri henüz net olarak bilinmiyorsa da, şimdiden iki neden ileri sürülebilir: 1. Türk subaylarının çoğunun öğrenimlerini Almanya’da yapmaları ve 1. Dünya savaşında Almanların yanında çarpışmaları onlara Fransızlara karşı özel bir kin aşılamıştır. Fransız-Türk yakınlığı da tartışılmaz ama yine kesindir ki, otuz yıldan beri Almanya Türkiye’yi Cermenleştirmiştir. 2. Kilikya’daki Fransız işgal ordusunun her şeyden yoksun oluşu ve kendi haline terk edilmişliği, onu kalabalık ve savaş araç gereçlerine bol bol sahip İzmir Yunan ordusundan daha çekici bir hedef yapıyordu. Burada Bremond’un Türk subayları üzerinde <alman etkisinden bahsetmekle , Kilikya savaşından artık bıkmış olan Fransız kamuoyunun Ankara’ya karşı kışkırtma amacı güttüğü fark edilecektir.


Özetle kamuoyu, Batıdaki Yunan işgalini Kilikya savaşlarının asıl nedeni görmeye başladı. Ama Yunan işgali 1920 yılı başındaki ilk çarpışmalar sırasında da vardı. Kamuoyu o zaman değil de neden şimdi olayları böyle yorumluyordu.? Çünkü Venizelos'a duyulan aşırı sevgi yüzünden Fransa’da bu düşünülemezdi. Oysa Kasım 1920’de Venizelos düşünce iş değişti: basireti (görüşü) açılan kamuoyu Yunan cephesi ile Kilikya savaşları arasında ilişki kurdu ve Yunanlıları acılarının şamar oğlanı yaptı. Kilikya savaşı yalnızca İngiliz-Yunan politikasının işine yarayan bir “tuzak” gibi görmeye başladı. Kuşkusuz savaşın ve başarısızlıkların verdiği bıkkınlık da zihinlerde böyle bir gelişmeyi çok etkiledi. Kamuoyu, yeni yorumundan da doğal bir sonuç çıkardı: Kilikya’da barış sağlanırsa hem Fransa’nın boşuna adam ve para savurganlığı önlenecek, hem de Mustafa Kemal batıya dönerek Fransızların sevmediği yeni Yunan liderine akla karayı seçtirecekti.


TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI VE FRANSIZ KAMUOYU 1919-1920 / Prof. Dr. Yahya AKYÜZ / 190 - 191

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG