19 Mayıs 1919 Pazartesi

1919 yılı Mayısı’nın 19.günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüm:


Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, ağır şartları olan bir ateşkes antlaşması imzalanmış. (Bakınız 30 Ekim 1918)


Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahidettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnızca tahtını güvenceye alabileceği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükumet zavallı, beceriksiz, onursuz ve korkak.


İtilaf devletleri, ateşkes hükümlerine uymaya gerek görmüyorlar. İtilaf donanmaları İstanbul’da, Adana ili Fransızlar; Urfa, Maraş ve Antep İngilizler tarafından işgal edilmiş, Antalya ve Konya’da İtalyan askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. 15 Mayıs 1919’da İtilaf devletlerinin onayıyla Yunan ordusu İzmir’e çıkartılıyor.


Bundan başka, ülkenin her tarafında Hristiyanlar gizli, açık, özel istek ve amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak ve devletin bir an önce çökmesi için çalışıyorlar.


Durumun dehşet ve korkunçluğu karşısında, her bölgede birtakım kişiler tarafından bu duruma karşı kurtuluş çareleri düşünülmeye başlanmıştı. Bu düşünceyle yapılan girişimler, birtakım kuruluşlar doğurdu. Örneğin; Trakya Paşaeli, Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti, Muhafaza-i Hukuk vb.



Ordumuzun durumu:


Anadolu’da başlıca iki ordu müfettişliği kurulmuştu. Ateşkes anlaşması ilan edilir edilmez, askeri birliklerin savaşçı erleri terhis olunmuş, silah ve cephanesi elinden alınmış, savaşma yeteneğinden yoksun birtakım kadrolar haline getirilmişti. Merkezi Konya’da bulunan İkinci Ordu Müfettişliği ve 3.Ordu Müfettişliği ki, müfettişi bendim, karargahımla Samsun’a çıkmış bulunuyordum.


Doğrudan doğruya emrim altında iki kolordu vardı. Biri merkezi Sivas’ta bulunan 3.Kolordu’dur. Komutanı Albay Refet Bey’dir. Diğeri merkezi Erzurum’da bulunan 15.Kolordu’ydu. Komutanı Kazım Karabekir Paşa’ydı.


(Kaynak: Nutuk / Mustafa Kemal Atatürk / Syf 8)



Şimdi efendiler, izin verirseniz size bir soru sorayım: Bu durum ve koşullar karşısında kurtuluş için nasıl bir karar akla gelebilirdi?


Gözlemlere göre 3 türlü karar ortaya atılmıştı:

-İngiltere korumasını istemek

-Amerika mandasını istemek

-Bölgesel kurtuluş çarelerine başvurmak


Efendiler ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi.


Efendiler bu durum karşısında tek bir karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!


Bu kararın dayandığı en güçlü düşünce ve mantık şuydu:


Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Yabancı bir devletin koruma ve kolaycılığını kabul etmek, insanlıktan yoksunluğu, güçsüzlük ve uyuşukluğu kabul etmekten başka bir şey değildir.


Oysa Türk’ün onuru, gururu ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. O halde, YA BAĞIMSIZLIK YA ÖLÜM!


Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğranılacağını kabul edelim! Ne olacaktı? Tutsaklık!

Peki efendim, diğer kararlara boyun eğildiğinde sonuç bunun aynısı olmayacak mıydı?



--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


İzmir’in işgalini protesto etmek için ilk miting Fatih’te yapılmıştır.


70-80 bin kişinin katıldığı mitingin 5 konuşmacısından ikisi kadındır: Halide Edip ve Meliha hanım. Bu Türk kadının da ilk kez miting kürsüsüne çıkışıdır. Türk erkekleri buna karşı çıkmak bir yana, bu gelişmeden memnundur.


Fatih Belediye Dairesi önünde siyah zemin üzerine beyaz ay yıldızlı bayrağın çekildiği kürsüden Halide Edip şöyle seslenmektedir:


‘Türk ve Müslüman, bugün en kara gününü yaşıyor. İnsanın hayatında sabahı olmayan gece yoktur. Bu geceyi yırtıp parlak bir sabah yaratacağız. Hanımlar bugün elimizde top tüfek denilen alet yok, fakat ondan büyük, ondan kuvvetli bir silahımız var: Hak ve Allah. Tüfek ve top düşer, hak ve Allah kalıcıdır.

Hanımlar, efendiler, bugün bunun beş bini kadar bir miting de yapmış olsak bir semeresini göremeyiz. Fakat yarın var, çocuklarımız var. Kadınlar silahsız ve zayıf fakat onların kalbi gayet metindir. Bütün İslam alemi kardeşimizdir. Bundan dönen Türk kadını değildir. Yaşasın milletimiz!’


Halide Edip, konuşması sırasında iki İngiliz uçağının kalabalığın üstünden uçtuğunu, kalabalığın sağa sola ayrılmaya başladığını fakat orta yerdeki kadınların ‘mıhlanmış gibi’ yerinde durduğunu yazmaktadır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Kadınları / Zeki Sarıhan / syf 72)


Halide Edip Adıvar’ın konuşması dinleyicilerde büyük heyecan doğurmuş ve miting sonunda ulusun haklarını korumasını dilemek için Padişah’a bir heyet gönderilmesi kararlaştırılmıştı. Bu görevi üstlenen Halide Edip, iki öğrenciyle birlikte Yıldız Sarayı’na gitmişti ancak Vahidettin’in karşısına çıkamamışlardı. Başmabeynci Ömer Yaver Paşa ‘padişahın hasta olduğunu, evlatlarının arzularını dikkate alacağını’ söyleyerek onları geri çevirmişti.


(Kaynak: Mustafa Kemal Atatürk / Şerafettin Turan / Syf 226)


İngilizler, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçişinden tedirgin olmaya başladılar. Karadeniz Orduları Başkumandanı Milne, Harbiye Nezareti’ne, ‘Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilme sebebi nedir?’ diye sordu. Bu yazıya 24 Mayıs’ta ‘Ateşkes hükümlerini denetlemek üzere gönderildi.’ denecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 256)


Damat Ferit Paşa’nın yeni bakanlar kurulu açıklandı. İlk hükumetini 4 Mart 1919’da kurmuş olan Damat Ferit, İzmir’in işgali üzerine güç durumda kalmış 19 Mayıs 1919’da istifa etmiş ve Padişah tarafından yeni hükumet kurmakla görevlendirilmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / syf 256)


İtalyanlar Burdur’u ve Bucak’ı, İngilizler İzmit’i işgal ettiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / syf 257)


İzmir Jandarma Kumandanı Süreyya Bey, Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderdiği raporda, İzmir’in işgali günü nasıl gözaltına alındıklarını ve uğradıkları hakaretleri anlattı. İşgalciler 15 Mayıs’ta askeri daireleri basarak bazı yabancı subayları öldürmüşler, yaralamışlar, subay, er ve sivillerden toplam 3000 kadarını ‘Zito Venizelos!’ diye bağırtarak Patris gemisi ambarına tıkmışlardı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 257)


İngiliz Yüksek Komiser Vekili Webb’in raporu: ‘İzmir’in işgali bütün ülkede fırtına kopardı. Sükunetle yapılan gösterilere izin veriliyor.’


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 259)


Marsilya gazetesi: ‘Madem ki Türkiye parçalanıyor, ziyafete geç kalanlardan olmayalım.’


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / syf 259)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG