19 Nisan 1921

Koçkiri harekatının 9.gunu. İsyancıların liderlerinden Alişir, Haydar, Naki ve Azaket'in evleri tahrip edildi. Alişir ve Haydar'ın 796 koyun, 76 sığırına el konuldu. Merkez Ordusu kuvvetleri Zara'yı ele geçirdiler. Başka bir saldırıda da ilçenin köyleri ele geçirildi. 650 hayvan, 142 halıya el konuldu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


40 doktor, 10 eczacıdan oluşan sağlık yardım kurulu, Ankara'ya gitmek üzere İnebolu'ya çıktı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Belçika'nın İstanbul Orta Elçisi De Welle'in raporu: Uğradıkları yenilgiler Yunan siyasilerinin gözlerini açacak mahiyettedir. Olağanüstü bir şekilde direnen Türkler, kendi topraklarındadır ve ölmemek isteyen bir ırkın iradesiyle dövüşmektedirler. Yenilgi anında çekilecekleri, yeniden toparlanabilecekleri Doğu Anadolu bölgesi vardır. Anadolu'nun yeni insan potansiyeli de unutulmamalıdır. Zaman Yunanlıların değil, milliyetçilerin hesabına çalışmaktadır.


Açıksöz: Bursa Rumları, Türk bayrakları hazırlamışlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Nurettin Gülmez ‘Anadolu’da Yeni Gün’ kitabında gazetenin Ali Kemal’e bakışını anlatıyor:


Anadolu’nun gücünü nereden aldığını bilemeyen Ali Kemal, o gücün derecesini de bilemezdi. Anadolu kuvvetini silah ve ordudan önce, fikir gibi ele avuca sığmayan bir kaynaktan almaktaydı. Dünyanın en kuvvetli fikri ulusların bağımsızlık fikriydi. Türk milletinin bağımsızlık fikri karşısında yenilmeyecek ordu yoktu. Londra’ya Türkiye’yi götüren kuvvet de, ordu kuvveti değildi. Belki İnönü Zaferi, Londra Konferansı’nı acilleştirilmişti. Anadolu, Alman ordusunu yıkan şeyin fikir kuvveti olduğunu çok iyi bilmekteydi. Ankara’nın dayanılmaz gücü, fikir kuvvetiydi. Onun için Avrupalılar, fikire fikirle karşılık vermekte ve Anadolu’yu karıştırmak istemekteydi.


(27 Şubat 1921 Yeni Gün)


24 Mart tarihli Peyam-ı Sabah’ta Ali Kemal, ‘Biz bu savaş kadar Türklük için zararlı bir bela düşünemeyiz… Yunanistan’a karşı bile olsa, savaşa girmek kadar akılsızlık ve siyasetsizlik olur mu? Dünya Savaşı’na katılmamızda daha fazla bu savaşlardan zarar göreceğiz.’ Diye yazarken 5 Nisan tarihli Peyam-ı Sabah’ta, yani 2.İnönü Zaferi’nden sonra, ‘Türk bu son zaferi, Anadolu’nun temiz cephesine kanla ve kılıçla yazdı ki, Yunanlılar’ın bu toprakları çiğnemeye hiçbir hakkı yoktu. Türk yurdunun bağrına bu İzmir hançerini saplamaktan, yani Yunanistan’ı bu Anadolu toprağına haksız yere sokmaktan daha büyük bir haksızlık değil, siyasetsizlik olamazdı. İnönü’de ikinci defa olarak Yunan’ın o sayısız toplarına, tüfeklerine karşı Türk’ün o muzaffer kılıç sesleri, gerçeği görmek istemeyen gözlere bile gerçeği gösterdi.’ Diyerek kendi çıkmazını anlatmaktadır.


(Kaynak: Anadolu’da Yeni Gün / Nurettin Gülmez / Syf 368)


İngiltere Başbakanı Lloyd George’un dün avam Kamarasında yapmış olduğu açıklamaya göre İtilaf Devletlerinin, Anadolu’da sürmekte olan Türk – Yunan çatışmasında, bundan böyle tarafsız kalacağı anlaşılmaktadır.


Öte yandan Atina’dan gelen ve bugün kamuoyuna açıklanan resmi bir telgrafta İtilaf Devletlerinin Anadolu harekatında Yunanistan’a tam yetki verdiği ve hareket serbestisi tanıdığı bildiriliyor. Gene aynı telgrafta Başbakan Gaunadis’in Yunanistan Millet Meclisi’nde yaptığı bir konuşmayla Patrikhaneyi bu ulusal davada yardıma çağırdığı açıklanıyor.


ANADOLU’DAKİ YUNAN KUVVETLERİ


Anadolu’daki Yunan kuvvetleri üç gruba bölünmüş olup bu grupların birbirleriyle bağlantıları yalnızca deniz yoluyla sağlanabiliyor. Gruplardan biri İzmir’in doğusunda Uşak’ta bir diğeri Marmara Denizi yakınlarında Bursa’da, üçüncüsü ise İzmit dolaylarında bulunmaktadır.


Türk ve Yunan karargahlarında yayınlanan resmi bültenlerden anlaşıldığına göre daha fazla küçük birliklerin katıldığı çatışmalar yer yer devam etmektedir. Her iki tarafın da sivil halkı silahlandırma çabasında olduğu köyleri yaktığı ve baskınlar düzenlediği gelen haberler arasındadır.


AMERİKAN BASININDA TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI / OSMAN ULAGAY / 131 - 132

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG