2 Ağustos 1920 Pazartesi

İçişleri Bakanı Hakkı Behiç Bey, istifasını verdi. 3 Mayıs'ta kurulan ilk bakanlar kuruluna Maliye Bakanı olarak giren Hakkı Behiç Bey, İçişleri Bakanlığı'na 17 Temmuz'da seçilmişti. Bu göreve 4 Eylül'de Tokat Mebusu Dr. Nazım Bey seçilecek, ancak 6 Eylül'de istifa ettirilerek yerine Refet Bey seçilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Çerkez Ethem'in, Demirci çevresinde Yunanlılara karşı başarılarını anlatan teli Meclis'te okundu: "İki yüzbaşı, 500 asker öldürdük. 30 otomobil, makinalı tüfek, 1 milyon mermi ele geçirdik." Meclis'te Çerkez Ethem'e ve düşmana darbeler indiren birliklere teşekkür edilmesi kararlaştırıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Kilikya Genel Valisi Bremond ile Adana Vali Vekili Abdurrahman Bey, ortaklaşa yayımladıkları bildiride, Yüreğir halkını evlerine dönmeye, silahlarını işgal kuvvetlerine teslim etmeye çağırdılar. Aksi durumda, bunların çete olarak kabul edileceğini, mallarına Fransız Doğu Orduları işgal kuvvetlerince el konacağını ilan ettiler, 15 Ağustos'a kadar süre tanıdılar. Zonguldak Mutasarrıf Vekili Ahmet Cevdet görevini bırakarak İstanbul'a Kaçtı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Açıksöz: Ankara'dan müjdeleniyor: Yeşilordu'nun Hasankale'ye gelişi. Rehakar Yeşilordu Hasankale'ye vasıl olmuş ve oradan emperyalist zulüm ordularıyla çarpışan mücahit ordumuzu ve Büyük Millet Meclisimizi selamlamıştır.


The New York Times: Türkiye, İran ve Çin'deki devrimci gruplar, bol miktarda Sovyet mali yardımından yararlanıyorlar


Akşam: Ölmek var, göçmek yok. Zira, göçseniz de öleceksiniz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Osman Ulagay ‘Amerikan Basınında Türk Kurtuluş Savaşı’ kitabında anlatıyor:


Saltanat Şurası’nın İtilaf Devletlerince hazırlanan Antlaşmayı onaylama kararı alması ve Sevr’e delegeler göndermesi üzerine Yunan Harekatı 9 Ağustos’ta durdurulmuş ve Sevr Antlaşması 10 Ağustos 1920 günü imzalanmıştır. Büyük Millet Meclisi Hükumeti bu Antlaşmayı tanımadığını açıklarken bir yandan da Sovyetlerle ilişkilerini geliştirmekte ve Doğu Anadolu’da Ermenilere karşı girişilecek harekatın hazırlıklarını yapmaktadır. Kemalist – Bolşevik işbirliğine değinen The Newyork Times Yunanlıların 29 Ağustos’ta yeniden harekete geçerek Uşak’ı işgal etmeleri karşısında ‘Türkler Kıstırılıyor’ diye başlık atmaktan geri durmuyor.


The Newyork Times – 2 Ağustos 1920


Sovyetler Kızıl Müslümanlara Yardım Çabasında


Güvenilir kaynaklarından aldığımız bir haberde Sovyetlerin, Hindistan Devrimci Komitesi’ni ülkenin geçerli hükumeti olarak tanıdıkları ve sonradan ödenmek üzere bir milyon altın rublelik yardım yaptıkları bildirilmektedir. Aynı kaynağa göre Türkiye, İran ve Çin’deki devrimci gruplar da bol miktarda Sovyet mali yardımından yararlanmaktadır.


(Kaynak: Amerikan Basınında Türk Kurtuluş Şavaşı / Osman Ulagay / Syf )


Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesinin Atatürk’ün 100.Doğum yılı Nedeniyle Düzenlediği ‘Atatürk ve Basın’ isimli seminerde Toktamış Ateş anlatıyor:


Ben bu konuşmamda İstanbul basının Mustafa Kemal’e ve Anadolu Kurtuluş Mücadelesine karşı olan kısmını ele almak istiyorum. Bir gazeteciler sendikasının toplantısında, bazı gazetecileri ve gazeteleri yermek belki hoş olmayacak. Ancak bizim tarihimizde de, dünyanın her yerinde olduğu gibi, her zaman için bir ileri-geri kavgası olmuştur. Bir bağımsızlık ve kölelik kavgası olmuştur. Bir onur ve onursuzluk kavgası olmuştur. Ve maalesef İstanbul basını Milli Mücadele’de ya da mütareke döneminde ve bunu izleyen birkaç sene içinde bu sınavı başaramamıştır. Getirdiğim örnekler Kurtuluş Mücadelesinin başladığı günlerin örnekleri. Alemdar’dan, İleri’den, Peyamı Sabah’dan ve daha sonraki dönem açısından Tevhid-i Efkar’dan bazı pasajlar sunacağım.


Örneğin 2 Ağustos 1920 trhli Alemdar Gazetesinde şöyle bir başyazı var:


‘Koca imparatorluğumuz 12 senelik feci ve misli görülmemiş hatalardan sonra, samiyehırai çatırtılarla yıkıldı. Bu sükut ve izmihlale şahit olan bizler ve vukuatın şuuru ihlal edecek bir tarzda ve müsellim bir surette tevalisinden dolayı itidalimizi gaybetmemeli, sinirlerimize hakim olmalıyız ki, elimizde kalan enkaz vatanı kurtarmak kabil olabilecektir. Muahede-i sulhiyemizin ihtiva ettiği nevadan hakkı hayatımızı nezzetmeyen bir tanesine tesaüf etmek imkanı yoktur diyerekten, yine de mecnunane harekata kalkışmak veya tesit ve yeisin taht-ı tesirinde olarak gayri mantıkli yollardan yürümek hiç de doğru olmaz.’


Yani buradan doğrudan doğruya ‘Aman heyecanlanmayalım da şu mücadeleye katılmayalım.’ Anlamı çıkıyor. Bazı örnekler veriyor. 3 Ağustos’ta, bundan iki gün sonra, cumhuriyetimizde de uzun uzun yazılar yazan bir yazar ‘merak etmeyiniz’ diyor ‘Biz öderiz’ şöyle yazıyor ondan sonra:


‘Mütareke esnasında Kuvayı Mlliye rezaletini İttihatçılar çıkardılar. Zararını yine millet gördü. Muvahide i Sulhiye’de tadilat yapılacağı sırada, aynı şey devam etmektedir.’


Aynı zat bundan iki gün sonra da şöyle diyor:


‘Paşa merakından azıcık vazgeçelim. Bugün merkezden vuku bulacak bir hareket ufak Anadolu’yu baştan başa ayaklandırır. Ve Mustafa Kemal’i de, hempalarını da sopa ile kovdurur.’


(Kaynak: Atatürk ve Basın / Seminer / Syf 36)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG