2 Ekim 1920

Konya Ayaklanması... Delibaş Mehmet'in başında olduğu isyancılar, Çumra'yı bastılar, bucak müdürünü tutukladılar ve kasabanın Konya ile bağlantısını kestiler. Konya isyanı, Refet Bey ve Demirci Mehmet Efe kuvvetleri tarafından 22 Kasım'a kadar bastırılmış olacaktır. 1919 yılı sonbaharında da Bozkır'da iki kez isyan baş göstermişti.


Karabekir, 50 İmzalı telgraf olayı üzerine cepheden Erzurum'a dönerek duruma el koydu. Mustafa Kemal'in Ankara'ya istediği imza sahiplerinin gönderilmesine engel oldu. Daha sonra yalnız Albayrakçı Mithat Bey gönderilecek. Karabekir 7 Ekim'de tekrar cepheye dönecektir.


İstiklal mahkemelerinden duyulan ürküntü devam ediyor. Diyarbakır Mebusu Hacı Şükrü Bey ile Karahisar Mebusu Mehmet Şükrü Bey, ayrı ayrı verdikleri kanun önerilerinde, mahkeme duruşmalarının açık olmasını, üyelerin Meclis' ce denetlenmesini, etki altında kalan mahkeme üyelerinin cezalandırılmasını istediler. Öneriler acele görüşülmek üzere gündeme alındı. Duşmanların muhakkak açık yapılması kabul edilmedi.


Padişah, İngiliz Mali Eksperi Adam Block'la ve 19'da Hükümet'i kurmakla görevlendireceği Tevfik Paşa ile görüştü


Anadolu'ya kaçacağından şüphelenilen Veliahd Abdülmecit'in sarayı çevresinde 26 Ağustos'ta başlatılan polis gözetimi kaldırıldı.


Kastamonu Valisi Cemal Bey, Samsun'dan 3. Kolordu Komutanı'nın ucuz elbiseleri nereden buldukları yolundaki sorusuna cevap verdi: "İstanbul'dan İngiliz askerlerinin müstamel elbiselerini aldık"


Karagöz' de, Bostancıbaşı (Ali Kemal): "Kavun istedim kelek oldu, karpuz diktim kabak oldu, ne hayırsız toprakmış bu!" Karagöz: "Bu toprak sana yaramaz babalık!"


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Sayın alınmış kişiler


Kayınbirader ile beraber Padişah İngilizler tarafından satın alınmış kimselerin oluşturduğu uzun bir listenin başına geçmiş oldu. Ama padişah ne kadar bilgisiz olursa olsun tehlikeyi anlayacaktır . Bu nedenle milli duygulara bir yön vermeye çalışacak ve büyük milli şefle bozuşmayacaktır. İngilizlerin sadık bir adamı olmayı kabullenmekle beraber Anadolu’da onlarla birlikte savaşa girmeyi reddedecektir.


İngiliz siyaseti elde ettiği bazı kişilerin itibarını gerektiğinde sıfıra indirmekten çekinmez. Nitekim son zamanlarda Mısırlılar bile İstanbul’da devletin başındaki Sultan’ın h.er ay İngilizlerden ne kadar para aldığını İngiliz kaynaklarından öğrenmişlerdi.


Damat Ferit’in aracılığı ile İstanbul basınının dörtte üçü keza satın alındı. Bu gazetelerde Fransaya karşı saldırgan yazılar sütunları doldurdu. Basın servisinin müdürü olan bir İngiliz subayı bu yayını idare ediyordu.


Bazı camilerde hatiplik görevi yapan hocaların başındaki Sait Molla İngiliz yüksek komiserliğinden direktif alıyordu. Yaman bir propagandacı olan Refli Cevat (Ulunay) ise Fransız nüfusuna karşı müthiş hücumlarda bulunurken aynı kaynaktan esinlenmekteydi.


Sait Molla’nın başarısı sonucu “İngiliz Muharipler Cemiyeti 2“ çok gelişti ve bir hayli üye topladı. Bu münasebetle Londra’dan İngiliz rahibi Frew daha ilk günlerden başlayarak bu cemiyeti enerjik bir şekilde destekledi. Bu garip cemiyet başlayan mücadele esnasında ortaya çıkan ve milleti heyecana veren olaylarda aynı kaynaktan aldığı direktifle işe karıştı. Kurduğu bazı gizli örgütlerin üyeleri ve ajanlar eliyle Hıristiyanları öldürterek suçu milliyetçilerin üzerine yıktı.


Bu cemiyetin başlıca üyeleri şunlardı:


Sonradan Şeyhülislam olan eski mebus Mustafa Sabri, savaşta İngilizler hesabına çalışmış olan Albay Sadık, Hürriyet ve İtilaf Partisinin macera adamı Mehmet Ali, nihayet İngilizlerin mücadeleyi sürdürmelerine yardımcı olan meşhur Ali Kemal, 1908’de Parlamentoda mebus olan Konya Şeyhi Tevfik (Filozof) bu cemiyetin içinde İngiliz mandası isteyen ayrı bir grup teşkil ediyordu. Aynı kaynaklardan beslenen bir grup 1921 yılında da bu gayenin gerçekleşmesi için çalışmaktadır.


1919 ve 1920 de Sait Molla ile rahip Frew cemiyete yeni üyelerin katılmasını sağladılar. İngiliz Muhipleri aynı zamanda Fransa’nın düşmanları olacaklardır. Bunların aşırı gayretleri bazı suçsuz kişilerin mahkumiyetlerine bile sebep oldu. Fakat kısa bir süre sonra bunlar affedildiler. Bu kudurmuş insanlar İngilizlere pahalıya mal oluyorlar. İngiliz Yüksek Komiserliği emrindeki örtülü ödenekten su gibi para alıyordu.


(KURTULUŞ SAVAŞI SIRASINDA TÜRK MİLLİYETCİLİĞİ / BERTHE GEORGES – GAULİS / SAYFA 48)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG