2 mart 1921

İstanbul'daki İngiliz Genel Karargahı'ndan İngiltere Askeri İstihbarat Teşkilatı'na çekilen yıldırım telgrafta, Mustafa Kemal'in Bekir Sami Bey'e dünkü telgrafla gönderdiği talimat hakkında bilgi verildi. Bekir Sami Bey'in 26 Şubat'ta sorduklarına Mustafa Kemal'in verdiği cevapta özetle, Konferans'ta Kürdistan sorununu kabul etmediklerini, Sevr Anlaşması'nın kabul edilmesi yolundaki önerilerin kesinlikle ve incelenmeden reddedileceği, Trakya ve İzmir' deki nüfus incelemesinin, buraların Yunanlılar tarafından boşaltılması şartına bağlanacağı, buralar boşaltılmazsa eninde sonunda silah zoruyla alınacağının Konferans'a anlatılması istendi ve Konferans'tan yararlanmaya çalışırken, İngiliz onurunu gözetmek gibi gerekçelerle aldatılmamak için çok dikkatli olunması gerektiği, Bekir Sami Bey'in yetkilerinin Misak-ı Milli ile sınırlı olduğu bildirildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Curzon'dan Rumbold'a bildirildiğine göre, Curzon'u ziyaret eden Başbakan Tevfik Paşa, Padişah'ın Türkiye ile İngiltere arasında eski ilişkileri canlandırmak istediğini, İstanbul'un mali durumunun umutsuz olduğunu bildirdi ve gümrük vergilerinin artırılmasına İngiltere'nin razı olmasını istedi. Curzon, İstanbul delegelerinin Ankara delegeleri karşısında boyun eğmelerinden de yakındı, İngiltere'nin müttefiklerinden ayrı hareket edemeyeceğini bildirdi ve Sevr Anlaşması'nın tez elden onaylanması için Ankara temsilcilerinin ikna edilmesini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Londra'daki Yunan Kurulu, Atina'ya çektiği telde (Bekir Sami Bey'in Fransızlarla yapmayı düşündüğü anlaşmadan telaşa kapılarak), Adana'dan takviye almasına fırsat verilmeden Türk ordusunun çabucak ezilmesi, bunun için Kütahya, Eskişehir, Afyon üzerine bir askeri hareket yapılması gerektiğini bildirdi. Feldmareşal Wilson'un notları: Yunanlılar, İzmir'in kime ait olacağı konusunda L. George'un bölgede bir komisyon kurulması ile ilgili teklifini reddettiler. Politikacıların şehri kendilerine vermiş oldukları gerçeğine iyice inanmış oldukları belli.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri merkez kurullarına, Meclis'in ikinci çalışma yılına girişi münasebetiyle bir mesaj gönderdi: TBMM, ikinci toplantı yılını, Batı'da ve Doğu'da etkili bir durumda idrak etmiştir. Meclis'in kararına dayanarak, bütün birliklere, idarecilere, adliye mensuplarına, sayın halka, mücadelenin başlangıcında vatan savunması görevini üzerine alan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerine şükranlarımızı bildiririz. İnşallah, pek uzak olmayan bir zamanda, bütün yurdun kurtuluşunu kutlar, müjdeler ve mutlu oluruz...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Karabekir, Batum'un Türkler tarafından işgal edilme isteğine karşı çıktı. Karabekir, görüşüne temel olarak, Batum'un askeri ve ekonomik bakımdan önem taşımadığını ileri sürdü ve işgalden sonra boşaltmanın kötü etki yapacağına· değindi. Dün Ankara, Karabekir'den Batum'un işgalini istemişti. Tiflis temsilcisi Kazım Bey de aynı şeyi istemekteydi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Anadolu'ya silah kaçırmak amacıyla İstanbul'da Ferhat ve Kerimi Gruplan kuruldu


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Büyükbabam Londra Konferansı’na “Söz asıl milletvekillerine aittir. Bu nedenle Anadolu Heyeti’ne söz verilmesini teklif ve rica ederim” diyerek susmasıyla Mustafa Kemal Paşa’nın isteğini yerine getirmiş oluyordu. Öyle ya Ankara Hükümeti’nin Bakanlar Kurulu Başkanı Fevzi Paşa’nın kendisine çektiği 30.01.1921 tarihli telgraftaki:


“Bizim göndereceğimiz bu Delegeler Heyeti’nin bütün Türkiye’yi temsil edecek tek kurul olduğunu da İtilaf Devletleri’ne bildireceksiniz”


İsteğine aynen uymamış mıydı? Nitekim Ankara Hükümeti’nin Hariciye Vekili Bekir Sami ve diğer delegeler, otel odasında hasta yatan büyükbabamın ziyaretine gelip elini öperek kendisine teşekkür etmişlerdi.


Ancak Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) büyükbabamın Londra’daki bu hareketine değinmediği gibi, çeşitli söylevlerinde Tevfik Paşa’yı eleştirmeye devam etmiştir. Bunun nedeni, gerek babama ve gerekse torunu olan bana, birçok kez sorulmuş ve bu soru kafamızı pek çok kurcalamıştı.


Atatürk’le birlikte Yunanlılara karşı savaşanların hepsi Osmanlı Hükümeti’nin yetiştirdiği, Saltanat ve Halifeliğe bağlı insanlar olup, bunların Cumhuriyet kurma fikrine hemen uyamayacakları ve bu fikre yavaş yavaş alıştırılmaları gerektiği de aşikardı. Hatta bir çoğu bu fikre karşı çıkmış olup, Atatürk’ün Nutuk’ta söylediği gibi Lozan Konferansı’ndan sonra Ankara’da Bakanlar Kurulu Başkanı bulunan Rauf Orbay bile Atatürk’e “Cumhuriyetin kurulmasını düşünmüş ve istemiş değilim” diyerek görevinden çekilmişti.


Bu şartlar altında seksen yaşındaki bir Osmanlı Veziri olan Tevfik Paşa’nın ne düşündüğünü anlamak güç olmasa gerek. İşte bu nedenle Sadrazam Tevfik Paşa’nın Londra’daki vatanperver tutumuna rağmen, Gazi Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) kendisini haklı olarak övmemiş övememiştir.


1921 yılında Londra Konferansına giderken ve orada tarihe geçmiş olan sözlerini söylerken Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyet kurmayı amaçladığını Tevfik Paşa elbette ki biliyordu! Nitekim Cumhuriyet kurulduktan az sonra Galatasaray Lisesindeki tarih hocamız “Büyükbaban Cumhuriyet kurulacağını önceden biliyor muydu?” sorusunu büyükbabama ilettiğimde, ancak manidar ve kanımca “evet” olarak yorumlanabilecek bir tebessümle cevap vermekle yetinmişti.


Cumhuriyet kurulduğunda, büyükbabama iki yıla yakın bir zamandan beri alamamış olduğu sadrazamlık aylıklarının derhal ve defaten ödenmesi, kendisine emekli maaşı bağlanması ve bir çok eski devlet adamı hakkında kovuşturma yapılırken büyükbabamın Ayazpaşa’daki konağında bir T.C. vatandaşı rahatlığı ile oturabilmiş olması ve de vefatında bir müfreze T.C. askerinin cenazesine tören kıtası olarak gönderilmesi, Atatürk’ün kendisine karşı olan gerçek hissiyatını yeterince anlatır.


AHMET ŞEFİK OKDAY


NUTUK / 833-834


Yunanistan Sevr Antlaşmasının değiştirilmesini hiçbir şekilde onaylamayacağını ve bu antlaşmayla elde etmiş olduğu hakların savaş alanlarında göstermiş olduğu çaba ve fedakarlığın küçük bir karşılığı olduğunu belirtmiştir.


Lord Bryce ise Türklerin işgale uğramış insanların ezikliği içinde olacakları yerde işgalcilerin küstahlığı içinde, Wilson tarafından Ermenilere bırakılan bölgelerde hak iddia ettiklerini söylemiştir.


Öte yandan Fransa’nın Türk Milliyetçilerine bir uzlaşma teklifi sunduğu bildirilmektedir. Bu teklife göre Fransa Türklerin Antep ve Urfa ile ilgili isteklerini destekleyecek ve Hicaz demiryolunun kullanılması konusunda bir anlaşma formülü arayacaktır.


AMERİKAN BASININDA TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI / OSMAN ULAGAY /126-127


Gizli Gruplar faaliyetlerinin aksamaması için bazı tedbirler almıştır. Bu tedbirlerden biri de ihtiyat gruplarının teşkil edilmesi olmuştur. Bu suretle, faaliyette bulunan gurubun vaziyeti tehlikeye düşerse, ihtiyat olarak beklemede olan grup, onun yerini alacak ve hizmetler aksamayacaktır.


Ferhat ve Kerimi Grupları, Hamza Grubu’nun kurulması ile birlikte ihtiyat grubu olarak tespit edilmiş ve Ankara’ya bildirilmiştir. 2 Mart 1921’de Ferhat Grubu’na Kurmay Yarbay Mustafa İzzet ve Yüzbaşı Mehmet Bey’in, Kerimi Grubu’na da Kurmay Yarbay Hayri Bey’in görevlendirilmesi ERUH’a arz ve teklif edilmiştir.


Hamza Grubu’ndan Mücahit Grubu’na geçişte, Fevzi (Çakmak) Paşa’nın, Mücahit Grubuna gönderdiği ve “ Ferhat ve Kerimi konusundaki teklifi beklediğin,” belirten telgrafına karşılık, Mücahit Grubu “İstanbul’daki insanların bazılarının, bu mesaiyi yapamayacak kadar tanınmış oldukları, bir kısım insanların ise bu vazifeyi ifa edecek seviyeye sahip bulunmadıkları, birçoklarının da bu hizmetlere ait cüret ve fedakarlığa sahip bulunmadıkları ve Anadolu’ya hizmetten kaçındıkları” açıklamasında bulunulmuştur. Sonuç olarak ihtiyat fikri sadece düşüncede kalmış ve uygulamaya konulmamıştır.


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARAT FAALİYETLERİ / SERDAR YURTSEVER / 69-70


İngilizlerin Türk topraklarında kurmuş oldukları ve “ Kara Jumbo “ şifre adını verdikleri istihbarat teşkilatı oldukça gizli haberleri dahi sızdırıp, meclis gizli celseleri de dahil olmak üzere, Türk Ordusu’nun her hareketini derhal İstanbul’daki istihbarat merkezine bildirmiştir.


02 Mart 1921’de İstanbul’daki İngiliz Genel Karargahı’ndan (General Harrington’dan) İngiltere Askeri İstihbarat Başkanlığı’na gönderilen şifreli telgrafta “Mustafa Kemal Paşa’nın, Londra’da Bekir Sami Bey’e gönderilen 1 Mart 1921 tarihli şifrenin Black Jumbo tarafından ele geçirildiği, söz konusu şifrede, “26 Şubat günlü şifre telgrafınızla sorulan noktalar daha önce açık seçik izah edilmişti. Yine de görüşlerimi aşağıda belirtiyorum….” İfadeleri yer almaktadır.

Telgrafın tam metni çözülerek, belki de şifrelenmeden önce ele geçirilerek İstanbul üzerinden İngiltere’ye gönderilmiştir.


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARAT FAALİYETLERİ / SERDAR YURTSEVER / 156-157

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG