2 Nisan 1920 Cuma

Halide Edip Ankara yolunu anlatıyor:


Nisanın ikinci günü akşamı, alacakaranlıkta Ankara’ya yaklaşıyorduk. Yunus Nadi Bey’in büyük bir heyecan içinde yanıma gelip:


‘Halide hanım, istasyon hıncahınç dolu. Orada birkaç söz söylemek gerekecek. Bizim adımıza konuşursunuz değil mi?’ dediğini hatırlıyorum.


Ne söyleyeceğimi pek bilemiyordum ama:


‘Merak etmeyin, konuşurum.’ Diye cevap verdim. Oldukça heyecanlıydım. BURASI MİLLİ HAREKET’İN KABESİ’YDİ.


Gün kararıyor, istasyonda toplanmış olan kalabalık farkedilemiyordu. Tren istasyonda durunca, biri trene yaklaştı. Asker üniformasıyla Babıali civarında uzaktan görmüş olduğum Mustafa Kemal Paşa olduğunu tanımak güçtü. O deniz fenerlerini hatırlatıyordu. IŞIK SALDIĞI ZAMAN GÖZ KAMAŞTIRACAK KADAR PARLAK, FAKAT IŞIK SÖNDÜĞÜ ZAMAN BİR ŞEY GÖRMEK İHTİMALİ YOK.


(Kaynak: Türk’ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip Adıvar / Syf 131)


Yunus Nadi anlatıyor:


Sincanköyünü de geçmiştik. Şimdi trenimiz küçük tepeciklerden müteşekkil yüksekliklerin eteklerinden kıvrıla kıvrıla ilerliyor, solumuzda küçük bir su aşağı doğru çamurlarını sürüklüyordu. Biraz daha… Biraz daha… Nihayet Hürev Bey bağırdı:


-Bağlar göründü.

-Sivas’ın bağları mı?

-Hayır, Ankara’nın bağları.


Bağlar neresi canım? Bilenler göstermeye ve anlatmaya çalışıyorlardı. Bilmeyenlere göre görülecek ve anlaşılacak şeyler değildi.


Tren dolandıkça sol taraftan binalar seçiliyordu. Şu tepedeki Ziraat Mektebi idi, Paşa orada oturuyordu. Nihayet Ankara’nın ufukta dantellenen şekli teressüm etti. Karşıdan arkasındaki daha yüksek bir dağa yaslanmış gibi vaziyetinden çok emin ve karşıdan görünüşe göre hayli zarif bir şehir.


Nihayet istasyondayız: Orada da oldukça kesif bir kalabalık. Mustafa Kemal Paşa mümtaz tavrıyla derhal nazari kendine celbediyordu. Vagonlardan atladık ve ellerine sarıldı. Ali Fuat Paşa orada idi. Vilayet orada idi ve memleket orada idi.


Şimdi adeta kabuslu bir rüyadan sonra 1920 Nisan’ının 1.günü Ankara’da idik. Vakit akşamdı. Gece o zaman maliye müfettişi olan ve birinci Millet Meclisi’nde Çorum mebusu iken vefat eden Fuat Bey merhumun evinden Hakkı Behiç, Fuat, Çorum mebusu Ferit, galiba Hüsrev ve Sami Beylerle birlikte, olmuşa ve olacağa dair konuşuyorduk. Yatmak zamanı geldiğinde cümlemizin ittifak ettiğimiz nokta şu idi. Merkezi Ankara olacak yeni bir Türk teşekkülü cihana kafa tutabilir ve bütün bu müşkülatı yok etmeye muktedir olur.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Anıları / Yunus Nadi / Syf 246)


Salih Paşa Hükümeti, İngilizlerin baskılarına daha fazla dayanamayarak istifa etti. Salih Paşa Hükümeti, Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin 3 Mart’ta istifası üzeri­ne 8 Mart’ta kurulmuş, ancak 16 Mart’ta İstanbul’un işgali üzerine hiç bir et­kinliği kalmamıştı. Damat Ferit, günlerdir yeni Hükümet listesini yapmış ola­rak beklemekte, ancak Salih Paşa Hükümeti Anadolu Harekâtına zaman ka­zandırmak amacıyla istifa etmemekteydi. Hükümet, son olarak dün, İtilaf Dev­letleri temsilcilerine verdiği cevapta, Kuvayı Milliye’yi ve Mustafa Kemal’i top1tan asî ilan etmeyi ve reddetmeyi kabul edemeyeceğini bildirmişti. Dördüncü Damat Ferit Hükümeti 5 Nisan’da kurulacak, bu tarihten itibaren Hükümet’in Anadolu Harekâtı’na karşı İngilizlerle birlikte en sert hareket dönemi başlaya­caktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 464)


Dönemin İçişleri Bakanı Ebubekir Hazım Tepeyran anlatıyor:


Sadrazam Salih Paşa ‘Artık bizim için çekilmekten başka şey kalmadığını’ söyledi.


Zaten birkaç günden veri Ferit Paşa’nın kabine kurmaya memur edileceğini Sabah ve Alemdar gazeteleri yazmakta idi. İktidar mevkiine geleceklerine şüphe kalmayan Ferit Paşa ve hatta bizzat padişahın emir ve tertibiyle her birimize hatır ve hayale gelmez taarruzlar, hakaretlerde bulunması ihtimalini düşünmek gerekiyordu. Onun için istifayı topluca onayladık. İstifaya karar verdikten sonra Sadrazam’a ‘Efendim’ dedim. ‘Biz çekilir çekilmez yerimize gelecek Ferit Paşa Kabinesinin ilk işi, Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarının hükümete karşı istan ettiklerini ilan etmek olacaktır. Buna engel olmaya bizim için imkan yok. Fakat hiç olmazsa Ferit Paşa ve arkadaşlarının işleyecekleri günahı, biz işlememek için istifa ettiğimizi belirten bir zabıt yaparak, imza edip tarihi bir vesika olmak üzere Evrak Müdürlüğü’ne verelim.’ Salih Paşa ‘Pekala’ dedi, bütün heyet de onayladı. (Yazılmış olan bildiriyi ekli görselde paylaşıyorum)


(Kaynak: Belgelerle Kurtuluş Savaşı Anıları / Ebubekir Hazım Tepeyran / Syf 50)


İstanbul’dan Ankara’ya akınlar devam ediyor. Meclis Başkanı Celalettin Arif Bey, Yunus Nadi, Dr. Adnan, Hüsrev ve Cami Beylerle Halide Edip Hanım ve İstanbul Hükümeti’nin gönderdiği özel kurulda bulunan Rıza Nur, Yusuf Ke­mal, Abdullah Azmi, Hoca Vehbi, Ankara İstasyonu’nda Mustafa Kemal ve kalabalık bir topluluk tarafından karşılandılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 464)


Antep’te dün başlayan çarpışmalar üzerine şehirde cepheler kuruldu. Türk ve Fransız-Ermeni barikatları birbirine 10-30 metre uzaklıkta. Fransız komutan ile Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez Kurulu, çatışmaların durdurulmasını istedilerse de tarafları ikna etmek mümkün olmadı. Pozantı güneyinde 1.000 kişilik Ermeni-Rum kuvveti kuşatıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 464)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG