2 Ocak 1921

Çerkez Ethem, Gördes kaymakamını tehdit ederek, en yakın Yunan kumandanına bir adam göndermesini ve İstanbul'la haberleşmesinin sağlanmasını istedi. Yaveri Sami'yi de Yunan kumandanına gönderdi. Çerkez Ethem, İstanbul Hükümeti'ne çektiği telgrafta, Ankara Hükümeti'ne karşı Başbakan'ın desteğini istedi. Ethem olayı, kuvvetlerinin dağıldığı 22 Ocağa kadar sürecektir. Daha sonra kendisi de Yunanlılara sığınacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Çerkez Ethem kuvvetlerini kovalamak için Batı Cephesi birlikleri Kütahya'dan Gediz yönüne hareket etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yunan Karargahı, birliklere İnönü'ye kadar ilerlenmesi ve oradaki Türk kuvvetlerinin dağıtılması emrini verdi. Hareket günü olarak 6 Ocak kararlaştırıldı. 24 Aralık'ta alınan bu keşif saldırısı kararı, Birinci İnönü Savaşı ile sonuçlanacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


28 Aralık'ta Sovyet Elçilik kuruluyla birlikte Kars'a gelmiş olan Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Mustafa Suphi, elçi olarak Moskova'ya gitmekte olan Ali Fuat Paşa'yı ziyaret etti. "Türkiye kendi kaderini kendisi çizecek. Mustafa Kemal'in ilkelerini genel siyaset açısından doğru buluyoruz. Bir gün Saltanat ve Halifeliğin kaldırılması gereğine inanıyoruz" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Antepliler, Fransız İşgal Komutanı General Gouraud'un dünkü teslim ol çağrısını reddettiler


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Veliahd Abdülmecit, İngiliz The Morning Post gazetesine verdiği demeçte, Türkiye'de İngiliz politikasından yakındı. "Türkiye ile İngiltere arasındaki dostluğun yeniden kurulması için önce Türkiye'yi ezmeme karan verin" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İngiliz İstihbarat Servisi, Mustafa Kemal Paşa’nın kişiliği ve özgeçmişi hakkında, onun eski komutanı, okul ve akademi dostları, onu iyi bilen İstanbul’daki milliyetçi temsilci, eski Osmanlı Maliye Bakanı, Bırakışma Komisyonu üyesi gibi kişilerin vermiş olduğu bilgilere dayanarak,2 Ocak 1921 tarihli uzunca bir rapor hazırlamıştır.


Biyografik istihbarata örnek teşkil eden bu çalışma ile Mustafa Kemal Paşa hakkında bilgi temin edilebilecek bir çok kaynakla temas kurulduğu, böylelikle karşılarındaki Komutanın şahsi özelliklerinin belirlenmeye çalışıldığı görülmektedir. Komutanın kişiliğinin doğru tahlil edilmesi, karşı tarafa düzenlenecek hareket tarzlarının tespitinde önemli bir etkendir.


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARAT FAALİYETLERİ / SERDAR YURTSEVER / 171


Mustafa Kemal Paşa’nın temel kaygısı, tam bağımsız devlet idealinin temellerinin sağlam atılmasıydı. Bu nedenle, söz konusu amaca zarar verebileceği düşünülen girişimler konusunda duyarlılık üst boyuttaydı. Mustafa Suphi’ye gönderdiği yukarıda bahsettiğimiz 13 Eylül 1920 tarihli mektubunda da bu tutum gözlemlenmekteydi. Mektupta, her ne yapılacaksa hükümetle anlaşılarak yapılması ve bu amaçla Ankara’ya yetkili birinin gönderilmesi, başka bir deyişle işlerin Ankara’da kararlaştırılması istenmekteydi. Ancak Mustafa Suphi, karısı ve yanında kalabalık bir grupla Sovyet Sefiri Budu Mdivani’nin Heyetiyle 28 Aralık 1920’de Kars’a geldi.


Mustafa Suphi Grubunun Kars’ta özellikle ordu içinde propagandaya başlaması ilk andan itibaren Ankara’yı rahatsız etti. Bunun da üzerinde Suphi’nin mademki Türkiye yardım alıyor, o halde, Üçüncü Enternasyonal yoluyla Rusya’ya bağımlı bir Komünist Partisi’nin alenen Anadolu’da çalışmasını kabule mecburdur yolundaki görüşü, Ankara’nın iç işlerine karışmak ve tam bağımsızlık politikasını en hafif tabirle görmezlikten gelmekti. Mustafa Suphi bu rahatsızlığı fark etmiş olmalı ki, 2 Ocak 1921’de Ali Fuat Paşa’yı ziyaret etti ve uzun bir görüşme gerçekleşti. O’na Mustafa Suphi şu açıklamada bulundu:” Üçüncü Enternasyonal Türkiye dahilinde mutlaka Komünizm tatbikini kabul etmiş değildir… Türkiye’nin toplumsal yaşamının belirlenmesi kendisine bırakılmıştır. Anadolu hareketinin toplumsal bir devrim olmaktan çok Türk milletinin emperyalist düşmanlara karşı bağımsızlık ve özgürlüğünü kurtarmasından başka bir şey olmadığına inanmış bulunuyoruz. Türkiye’deki beyleri ve Paşaları burjuvazi sınıfından saymıyoruz. Aksine halk kitlelerinin en yakın yardımcıları olarak biliyoruz…”


Bu açıklamanın, ortamı yumuşatmak ve çalışmalarını perdelemek amacıyla yapılmış olduğu düşünülebilir. İleride sunacağımız belgeler, Anadolu’da Bolşevik yönetim kurulması yolunda ne kadar ince siyaset güdüldüğünü ortaya koyacaktır. Ali Fuat Paşa’nın, Mustafa Suphi hakkındaki şu değerlendirmesi de sürece ışık tutmaktaydı: “ bu zatın bir gün gelip Türkiye’nin Lenin’i veyahut Stalin’i olması ihtimalini hatırından geçirdiği muhakkaktı…” 1 Ekim 1920 tarihli İbrahim Tali’nin Karabekir’e gönderdiği raporda: “ Mustafa Suphi ve arkadaşları teşkilat için Anadolu’ya gelmek üzeredirler. Bunlara ne derece uygun ortam sağlanacağı, hükümetin görüşüne ve anlayışına sunarım. Bunlar arasında bir iki kişiden başka aklı başında adam görmedim.” denilmekteydi.


Anadolu’yu temsil etmek üzere Bakü Kongresi’ne katılan ve 30 Eylül 1920’de Trabzon’a gelen Trabzon eski mebusu Hafız Mehmet Efendi’nin raporunda, Mustafa Suphi’nin Anadolu Hükümetini yıkmak için uğraştığı; bunun Bahattin Şakir, Küçük Talat, Nail Bey ve kendisinin (Hafız Mehmet) bulunduğu toplantılarda açık açık ifade ettiği bilgisine yer verilmekteydi. Söz konusu raporda şu bilgiler de yer almaktaydı “… Mustafa Suphi’nin Aristokrat hayatı ve Enver Paşa aleyhinde tertip etmeye çalıştığı gösteriler ve Zinovyev ve Radek gibi reislerin dikkatini çekmiş ve çalışma arkadaşlarıyla aralarında büyük anlaşmazlıklar ortaya çıkmış olduğundan yakın bir gelecekte değerden düşmesi mümkündür” denilmekteydi.


Yukarıda yer verilen raporda, Mustafa Suphi’nin çalışma arkadaşlarıyla arasında ortaya çıkan büyük görüş ayrılıklarından söz edilmesi, ayrıca araştırılmaya değer bir konudur. Söz konusu kişinin Anadolu hakkındaki görüşleri, gerek kendine yakın olan isimlerden alınan bilgilerden; gerekse Rusya’daki Anadolu temsilcileri tarafından verilen bilgilerden anlaşıldığına göre Suphi’nin başında bulunduğu teşkilatın amacı, Anadolu’da öncelikle kamuoyu hazırlamak; sonra da mevcut hükümeti devirip, bir Bolşevik hükümet kurmaktı. Ancak Ankara tarafından bu bilindiği halde, durumun idare edilmesi ve politik açıdan çözüme kavuşturulması esas alınmıştı.


Diğer yandan Resmi Türkiye Komünist Fırkası Umumi Katibi Hakkı Behiç tarafından Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir’e gönderilen 25 Ekim 1920 tarihli yazıdan anlaşıldığına göre; bu kişinin çalışmalarını hangi çerçevede sürdüreceğini, Ankara kesin hatlarla belirlemişti. Yazının ilgili bölümünü buraya alıyoruz: “Türkiye’de teşkilat yapmak üzere geleceği anlaşılan İştirakiyun Komitesi Reisi Mustafa Suphi’nin dahi bu itibarla memlekette iyi karşılanmayacağı ve olsa olsa buradaki fırkamız Genel Merkezine başvurarak yoldaşlarımızdan bir fert sıfatıyla teşkilatımıza girebileceği aşikar olduğundan adı geçen kişinin bundan başka bir sıfat ve görevle hiçbir teşebbüsünün kabul edilemeyeceğini gerekenlere ve lazım gelirse kendisine bildirmeniz rica olunur.” Denilmekteydi.


İşte Mustafa Suphi Kars’a geldiğinde durum bu merkezdeydi. Ankara Mustafa Suphi’yi zararsız hale getirmek ve kendi güdümüne almak için çeşitli tedbirler düşünmekteydi Bu cümleden olarak Kazım Karabekir’in Milli Savunma Bakanı Fevzi Paşa’ya gönderdiği 24 Aralık 1920 tarihli şifreli telgrafta” Bakü’de Türk Komünist Fırkası Reisi Mustafa Suphi ve arkadaşlarının 25 Aralık 1920 akşamı Gümrü’ye ulaştıkları sanılmaktadır. Bakü’de sadece komünist hedeflere ulaşmak için çalışan Mustafa Suphi Yoldaşın, Büyük Millet Meclisi ile teması ve memleketin gerçek çıkarlarını görerek dışarıda macera peşinde koşması için yanına uygun birisi verilerek doğruca Ankara’ya gönderileceği…” bildirilmekteydi.


Ancak Mustafa Suphi Grubunun Anadolu’ya ayak basar basmaz komünizm propagandası yapmaya başlaması, Ankara’ya gelmesine izin verilmeyerek sınır dışı edilmesi kararında etkili oldu.. Bu aslında başı dışarıda akımların temsilcilerine uygulanan bir tavırdı. Suphi ve arkadaşlarının da sınır dışı edilme kararı, Yerasimov Stefanos’un Kars’ta 1921 yılının Ocak ayının ikinci haftasında Rus ve Türk heyetleri arasındaki pazarlığın, Mustafa Suphi Grubunu da kapsadığı tezini kuvvetlendirmektedir. Ankara’da bu karara neden olabilecek diğer bir durum da Mustafa Suphi ve grubunun Kars’ta Milli Hükümeti hiçe sayan tavır ve davranışlarda bulunmalarıydı. Diğer yandan Mustafa Suphi’nin Anadolu’ya gelişiyle Bolşevik faaliyetlerin canlılık kazandığı gözlenmektedir. Örneğin 29 Aralık 1920’de Genelkurmay Başkanlığından Milli Savunma Bakanlığı’na gönderilen yazıda, genç subayların gizli Bolşevik teşkilatına girdiklerinden yakınılmakta ve bunun önüne geçilmesi istenilmekteydi.


MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA ANKARA- MOSKOVA İLİŞKİLERİ/ Prof. Dr. Saime YÜCEER 158-159-160-161

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG