20 Ağustos 1921


Büyük ve kanlı bir savaş yaklaşıyor... Ankara'yı ele geçirmek ve Türk direnişini imha etmek için 14 Ağustos'ta mevzilerinden ileri harekete geçen Yunan kuvvetleri, ulaştıkları Sakarya yayındaki ağırlıklarını güneye kaydırdılar. Türk karargahı, Yunan çevirmesini sonuçsuz bırakmak için tedbirler almaya devam etti. Mustafa Kemal, Batı Cephesi'ne verdiği günlük emirde, kuvvetlerin ve durumun düşmanı yenmeye elverişli olduğunu bildirip çarpışmaların şiddetlendiği zamanlarda soğukkanlılığı ellerinden bırakmamalarını istedi. 1150 atlıdan meydana gelen Türk Süvari Grubu, Yunan atlılarını arıyor ve rast geldiklerine saldırıyor. Su zor bulunuyor, arpa yok, şiddetli bir sıcak var. Atlar, top seslerinden ürkmez oldular. Dün teftişlerde bulunan Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi'ne verdiği emirde, mevziler ve birliklerin maneviyatını iyi bulduğunu bildirdi. Emirde, meydan savaşını Türklerin kazanacağı umudu belirtildi. Türk ordusuna, Yunanlıların çöle uzanan bir kuşatma yapıp yapamayacağının keşfi görevi verildi. Türk tarafı, taşlık bir bölgede mevzi kazıyor. Yunanlılar Bolvadin'i işgal ettiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Müttefik Orduları Başkumandanı Harington, Türk ordusunun savaş planlarını, günlük emirlerini ele geçirerek "gerekli" yerlere ulaştırdı. İngilizler, bütün Sakarya Savaşı boyunca Türk Savaş sırlarını ayrıntılarına kadar ele geçirmeyi başaracaklar, ancak, Büyük Taarruz'da bunu başaramayacaklardır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İstanbul Hükümeti'nin bakanlarından Salih Paşa, Roma'dan Mustafa Kemal'e gönderdiği mektupta, barış için teşebbüste bulunulmasını istedi. Mustafa Kemal, faydasız olduğu gerekçesiyle bu öneriyi reddedecektir. İzzet Paşa'nın Mustafa Kemal'e telinden: İngiltere'yi dize getirecek araç ve gerece sahip değiliz


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, Dışişleri Bakanı İzzet Paşa'yı ziyaret etti. Hükümet'ten üç bakanın istifasına ve mali sorunlara değinildi. Rumbold'un, Yalova-Gemlik yöresinde yağmacılıktan tutuklu bulunan Hristiyanların serbest bırakılması isteğine karşılık İzzet Paşa, ateşkesten beri tutuklu bulunan Müslümanları hatırlattı. Mustafa Kemal'in ne yapacağı sorusuna da "Size başvurur" karşılığını verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Anadolu ayakta... Muş'ta, halk, ulema ve aşiret reisleri, memurlar ve mebusların katılmasıyla yapılan büyük mitingde, vatanın kurtuluşuna kadar savaşılacağına ant içildi. Mustafa Kemal 'e ve çalışma arkadaşlarına saygılar belirtildi. "Arapkir ve Ermenek'te de miting yapıldı. Adapazarı'nda yapılan mitingte, zafere kadar her türlü yardıma hazır olunduğunun ilan edilmesi kararlaştırıldı. Geyve mitinginde, Misak-ı Milli'nin gerçekleşmesine kadar orduya yardımcı olunması kararlaştırıldı. * Sapanca Belediye Başkanı'ndan gönderilen telgrafta da aynı duygular belirtildi. Kırşehirliler adına Mebus ve Nakibüleşraf Kaymakamı Müfit Efendi, bütün Kırşehirlilerin orduya her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Öğüt: Refet Paşa Hazretleri'yle mülakat: Azim ve sebat her müşkülü hal edecektir. Ordu vaziyetten emindir. Açıksöz'de İ. Habib: Çıkmazda çırpınış: Anadolu düşman için bir çıkmazdır. Üç dört gündür, harekete geçen düşmanın bu hareketi son çırpınıştır. Başkumandanımızın emri altındaki bu ordu, kapan, duvar veya merdane vazifelerinden birini yapacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


15 günlük Dergah'ın İstanbul'da 9. sayısı: Rumlar ve ecnebiler, iki seneden beri yeni bir İstanbul icat ettiler. Türklere eski İstanbul'u unutturdular... İstanbul'u benimseyelim. İstanbul bizimdir. (Falih Rıfkı) -Tevfik Fikret'in istifalan (Satı). -Fikret ve gelecek (İsmail Hakkı).


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunanların Sakarya mevzilerine yaklaştıkları şu günlerde, Türk ordusunun sağlık örgütü cephe gerisindeki hazırlıklarını hızlandırmıştı. Cephe Sakarya boylarında 100 km uzunluğunda bir çizgi oluşturuyordu. Bunun için geriden cepheyi saracak biçimde sağlık örgütlenmesine gidildi.

Ankara Kayseri yönünde Bala, Köprüköy, Kırşehir, Avanos, Ürgüp, Hacıbektaş, Kayseri-Ankara-Kastamonu yönünde- Kalecik, Çankırı, Kayseri’de yeni hastaneler kuruldu. Cephenin hemen gerisinde Haymana, Babayakup ve Polatlı’da gezici hastaneler ilk bakımları yapıp, gerilere gönderecekti yaralıları.

NE var ki Cephe gerisindeki tüm didinmelerin odak noktası olan Ankara yaralılar konusunda da yükün büyük bölümünü üstlenmek durumundaydı. Ankara’daki hastanelerdeki yaralı ve hastalar daha içerilere gönderilmiş, yataklar Sakarya boylarında yaralanacak savaşçılar için hazırlanmıştı.

Anadolu’nun ve Türk’ün sol kalesinin yazgısını yüklenen bu çileli kuşaklar vuruşacak, yaralanacak, iyileşecek, yeniden vuruşacak, yeniden yaralanacaktı. Ta ölene dek bu kısır döngü sürüp gidecekti. Onlar İngiltere Başbakanı Lloyd George’un dediği gibi ‘Sonuna dek vuruşacaklardı.’


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 85)


Yunan 2.Kolordu Komutanı General Prens Andrew buğun Uzunbey’de bulunan 9.Tümeni ziyarete gidince garip olaylarla karşılaştı. Yaklaşırken tümen komutanı Albay Kalinskyye yanındaki subaylarıyla bir kulübenin önünde duruyordu. Albay Kalinskyye selamlamak için kendisine doğru yürürken, subaylardan bazıları onu izleyecek yerde geriye dönmüş ve kulübenin arkasına gitmişlerdi.


Prens Andrew tümen komutanıyla konuşurken aklı hep bu garip davranışa takılmıştı. Üç gün önce de buna benzer bir olay olmuştu. 17 Ağustos’ta Albay Plastiras’ın tutumu ile şimdi burada karşılaştığı olay arasında bir paralellik seziliyordu. Konuşmanın sonunda, tümen komutanından karargahındaki subayları tanıtmasını istedi. Yalnızda Tümen Kurmay Başkanı Albay Lefas ile Yüzbaşı Platis çıkıp gelmişti. Gizlenenler arasında Tugay Komutanı Albay Siroyannis ile Topçu Komutanı Albay Philippu da vardı.


2.Kolordu Komutanı Prens Andrew üst rütbeli subayların bu tutumunu Kral ailesine yapılan bir saygısızlık olarak saydı. Venizelos yanlısı olduklarından kuşku duyulmayan bu subayların böylesine büyük bir disiplinsizlikte bulunmaları bağışlanır şey değildi. Durumu ayrıntılarıyla Kral Constantine’e bildirdi.


Yunan Kralı Constantine’in ordusuyla Ankara’ya gireceği, ardından İstanbul’y alıp onu Constantinepolis yapacağı, kurtardığı topraklarla Elenizmi doruğuna çıkaracağı günler iyice yaklaşmışken, Yunan Ordusundaki bazı subayların Kral ailesinden birine saygısızlıkta bulunmaları nankörlükten başka ne olabilirdi?


Olayla Ankara üstüne yürürken bile Yunan Ordusu’nda Kralcı-Venizelosçu kavgasının dinmemiş olduğunu gösteriyordu.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 86)


Er üniforması giymiş çocuksu görünüşlü kadın, elindeki kağıdı Ankara tren istasyonundaki hareket memuruna uzattı:

‘Halide Edip Hanımefendi Hazretlerine

Ordu Safları arasında yurdumuzun savunmasına katılmak için şiddetli istekle yaptığınız yurtseverce başvurunuz orduca memnuniyetle karşılandı. Askeri hizmete kabul edildiğinizi ve Batı Cephesinde görevlendirildiğinizi bildiririm. Durum cephe komutanlığına bildirildi. İlk trenle cephe karargahına başvurmanız ve oradan görevinizi öğrenmeniz rica olunur.

Mustafa Kemal’

Hareket memuru hayranı olduğu fakat ilk kez gördüğü bu aydın kadına saygıyla yol gösterdi. Biraz sonra Polatlı’ya hareket edecek trene yerleştirdi. Halide Edip Mallıköy istasyonunda trenden indi. Cephe karargahının yeri gizli tutulduğundan nereye gideceğini bilmiyordu. İstasyonda yere oturmuş büyük bir sessizlik içinde bekleyen çok sayıda asker vardı. Kısa boylu bir er yaklaşarak İsmet Paşa’nın emir eri olduğunu ve paşanın otomobilini gönderdiğini söyledi. Cephe karargahı Alagöz köyündeki küçük bir vadideydi. Halide Edip’i karşılayan Yarbay Tevfik Bey, onu ikinci kata çıkardı. İsmet Paşa ayakta genç bir binbaşıyla konuşuyordu. Binbaşı çıkınca Halide Edip’e döndü:

‘Artık benim ordumda bir ersin’ dedi.

Halide Edip askerce bir tavır alarak karşılık verdi:

‘Evet Paşam’

‘Sana küçük bir oda vereceğiz, bir de hizmet eri bulacağız. Başkomutanı ziyaret ettiniz mi?’

‘Hayır paşam’

‘Şimdi hemen gitmelisiniz sizi bekliyor. Döner dönmez sizi görevinize atayacağım.’

Bir subay Halide Edip’e yol gösterdi. Mustafa Kemal’in karargahına doğru yola çıktılar. Ulaştıklarında Mustafa Kemal Paşa oturduğu koltuktan güçlükle kalkmaya çalıştı. Kaburga kemiklerinin hala ağrılar içinde olduğu anlaşılıyordu. Halide Edip, O’nunla karşı karşıya olmanın heyecanı içinde düşünüyordu: ‘İşte bu küçücük odadaki adam bütün gençliğin bir millet yaşasın diye ölümü göze aldığı kararı temsil ediyor. NE saray, ne ün, ne herhangi bir güç onun bu odadaki büyüklüğüne yaklaşamaz.’

Halide Edip saygıyla ilerledi elini öptü. Mustafa Kemal Paşa Ankara’yla ilgili bir iki soru sorduktan sonra tahta masanın üzerindeki haritaya eğildi. Küçük bir çocuğun anlayabileceği yalınlıkla cephe durumunu anlatmaya başladı. Er Halide Edip harita üzerinde yapılan açıklamaları kendince yorumluyordu. Yunan ordusu kocaman bir canavar gibi Ankara’ya yaklaşmıştı. Sakarya’nın doğusundaki Türk ordusu da kıvrılarak bu canavarın Ankara’yı yutmasına engel olmaya çalışıyordu. Siyah canavar o denli kocamandı ki insana acı ve umutsuzluk veriyordu. Halide Edip elinde olmadan sordu:

‘Eğer Yunanlar Ankara’ya gider de bizi geride bırakırsa ne yaparız?’

Mustafa Kemal Paşa korkunç bir kaplan gibi güldü:

‘Bon Voyage, messieurs derim. Arkalarından vurarak onları Anadolu’nun boşluğunda yok ederim.’

(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 88)


20 Ağustos'ta Illustrated London. Barışın Militan Tarafı ve Savaş Fotoğrafları başlığıyla İzmir'de. Ankara Türklerine karşı kazanılan bir zafer kutlanıyor. Caddelerde Yunanlar tarafından yapılan bir gösteri


(Kaynak: İngiliz Basınında Kurtuluş Savaşı / Ertürk Özel)


‘Son keşif raporu’ asla son keşif raporu olmayacak, bu dizilim ilk top patlayana kadar defalarca değişecektir. Yunanlar baskın taarruzu yaptıklarını sanmaktadırlar. Oysa karşılarındaki sarışın mavi gözlü kurt bu tuzağı fark etmiş, onlara sürpriz üzerine sürpriz hazırlamaktadır. İlkinin adı 3.Kafka tümeni olacaktır.


Papulas’ın tüm askeri geçmişini sorgulayacağı, madalya ve rütbelerin cephede kazanıldığını anlayacağı ana 3 gün kalmıştır. Türk çoktan canını namluya sürmüş mevzide beklemektedir! Çelişkili keşif raporları Batı Cephesi, Genelkurmay ve Başkomutanlık karargahlarını dolaşmakta zaman hızla tükenmektedir. Kurmaylar harita başında bir karar vermek zorundadır. ‘Taarruzun kritik noktasına müdahale edecek ihtiyat tümenleri cephenin neresinde toplanmalı?’

Günlerdir Yunanların hareketlerini anlamaya çalışan başkomutan duruma el koyar. İki karargaha gönderdiği emir şu şekildedir:

‘Üç tümenlik düşman kolu cephe en güneyinden kuşatma harekatı yapacaktır. Düşmanın Sakarya’dan inler’e, hatta daha doğuya doğru olan hat boyunca kuşatmayla birlikte taarruza geçeceği açıktır. Yıldız Dağı ve kuzeyinden sonuca yönelik bir taarruzda bulunmayacaktır. Bu durumda Toydemir-Sabanca mevzileri ve sol kanadımız önem kazanmış oluyor. Bu nedenle 23., 24. Tümenlerle 47.Alay Haymana’ya, 57.Tümen Sivri’ye yönlendirilmiştir.’

İki gün sonra muharebeler başladığında Yunan ordusunun aynen Mustafa Kemal Paşa’nın gönderdiği emirdeki gibi davrandığı görülecek, Papulas ise her hamlesinin anında karşılık bulması yüzünden çılgına dönecektir. Mustafa Kemal Paşa cephenin güneyinde düşmana fark ettirmeden beş deneyimli ihtiyat tümeni toplamış, Yunan kurmaylarının üzerinde onbeş gün uğraştığı, uygulamak için 120.000 asker ve onca ağırlığı bozkırda 250 km yürüttüğü harekat planını tek hamleyle çöpe atmıştır.


(Kaynak: Sakarya / Selim Erdoğan / Syf 136)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG