20 Ekim 1920

Doğu Cephesi Komutanı Karabekir, birliklerine Kars'a saldın planını bildirdi. Saldın emri ise 24'te verilecektir. Plan Genelkurmay'a da aktarıldı. Doğu'da 1884-1888 doğumlular silah altına alındı.


Gürcistan Savunma Bakanı Ramişvili, Moskova'ya başvurarak Türk harekatı hakkında bilgi istedi ve Türk ordusunun Gürcistan'a girmemesi için çaba rica etti. Gürcistan, Türkiye'ye geçici bir anlaşma önerdi. Yarın Gürcistan'a sınırın geçilmeyeceği konusunda güvence verilecektir. Lord Curzon'un Robeck'e talimatı: Padişah'a tahttan inmekten vazgeçmesini önemle tavsiye ediniz.


Yenigün'de Resmi TKF'nin kurucularından İzmir Mebusu Mahmut Esat Bozkurt: Korkunç bir kasırganın, Bolşevizm'in tehdidi altındayız. Türkler Rus değildir. Bolşevizm, Rusya'nın koşullarına uygun olarak geliştirilmiştir. Milli kolektivizm, Türk milletini birleştirecek yoldur. Milliyetçiliği inkar etmek, ölümle eş anlamlıdır. Komünizm, Türkler için bir ideal değil, bir araçtır. İdeal "Altın Elma"dır. İsteğimiz, Türklerin siyasi değil, toplumsal ve kültürel birliğidir.


Peyamı Sabah'ta Ali Kemal: Ankara, İstanbul ile uzlaşır, Sevr Anlaşması'nı tatbik ederse, yanıldığımız için cezamıza razıyız. Fakat memleket kazanır...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


7 Ekim 1920’de kurulan Ankara istiklal Mahkemesi’nin baktığı diğer bir olayda da, Kadıköy İnzibat Subayı Mahmut Hamdi İngilizlere esir düştükten sonra Casusluk yaptığı iddiasıyla yargılandı. Geri döndükten sonra aldığı gizli görevde, gizli dosyaları ve Ankara Hükumeti’nin özel gizli evrakını açtığı ve Osmanlı Hükumeti lehine propaganda yaptığı, ayrıca askerlere kaçmalarını söylediği sabit görüldü. Hakkında suçluluğuna vicdani kanaat uyanınca 20 Ekim 1920’de idamına karar verildi.


(Kaynak: İstiklal Mahkemesi / Ergün Aybars / Syf 98)


Eskişehir İstiklal Mahkemesi 20 Ekim 1920 ve 17 Şubat 1921 arasında görev yapmıştır. Mahkeme Eskişehir’e gelişinin ertesi görevine başlamadan önce, bölgenin ve ülkenin durumunu gerçek bir şekilde görebilmek, gerekli tedbirleri önceden alabilmek için ordu kumandanları ve mutasarrıflarla ilişki kurdu ve yakın ilgi gördü. Mahkemenin bölgesi cepheye yakın olduğundan dava konuları da bölgenin karakteristik asker kaçakları, Kuvayı İnzibatiye’ye katılmak, bozgunculuk, casusluk, soygun gibi suçları kapsıyordu. Kuvayı İnzibatiye’ye katılıp da sonradan ulusal orduya geçenler beraat ediyor, suçlu görülenler ise bazen idam ve ağır hapis cezalarına çarptırılıyorlardı. İstanbul Hükumeti’ne hizmet, Milli Mücadele’ye karşı koymak ve bu davranışı casusluk, bozgunculuk, asker kaçaklığı derecesine getirenlere bile idam cezası ender veriliyordu. Çoğu kez idam cezalarının müebbet hapse çevrilmesi, mahkemenin ağır ceza vermekten kaçındığını gösteriyordu. Genel olarak suçu sabit görülmeyenler beraat ediyorlardı. Dünya tarihinde bu kadar yumuşak çalışmış başka ihtilal mahkemeleri göstermek imkansızdır. Davalar arasında en önemlilerden birisi de Kazak Süleyman Paşa’nınkidir. Süleyman Paşa, İstanbul hükumeti, İngilizler ve Yunanlılar hesabına Anadolu hükumetiyle onun mümessili meclis aleyhine, İstanbul İzmit ve Arifiye bölgelerinde faaliyette bulunduğu için vatan haini olarak idama mahkum edilerek 21 Ekim 1920 tarihinde asılarak idam edildi. Mahkeme 5 ekim 1920’den 19 Şubat 1921’e kadar şu cezaları verdi:


Mahkemeye gelen maznun miktarı: 13489

Ademi mesuliyet ve beraat: 470

İdam: 57

Müeccelen İdam: 594

Gıyaben İdam: 20

Kal’a bend ve kürek: 272

Muhtelif Cezalarla mahkum olanlar: 11270


(Kaynak: İstiklal Mahkemeleri / Ergün Aybars / Syf 114)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG