20 Kasım 1921

Mustafa Kemal, Ali Fuat Paşa'nın sorularına verdiği karşılıkta, Sovyetlerle ilişkilerin esaslarını bildirdi: Ruslardan mfımkfın olduğu kadar çok silah almak, Rusları, dostluk konusunda şfıpheye dfışfırmemek, Fransızlarla yapılan anlaşmada Sovyet Cumhuriyetlerini ilgilendiren hiç bir maddenin bulunmadığı ko­nusunda gfıvence vermek, Misak-ı Milli'yi gerçekleştirmek için Rusya' dan gereken yardım sağlanamazsa başkalarına da başvurulabileceğinin hissettirilmesi, İngiliz Ticaret Kurulu Başkanı'na, Misak-ı Milli sınırlan içinde barışa hazır olduğunun söylenmesi, bu konuda Rusların arabuluculuğunun kabul edilebileceği. . . (Atatürk'ün Milli Daş Politikası 1: 358) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakkı Behiç Bey, Malta' dan dönfıp hfıkfımette Nafia Vekilliği görevinf östlenen Rauf Bey'e, kapaulan Yeşilordu, Resmi Türkiye Komünist Paırtisi ve Çerkez Ethem'le ilgili bir rapor verdi. Ethem üzerine harekat sebepl􀘗rini, ona karşı orduda uyanan rekabet hissiyle, Ethem kuvvetlerinin zulmü' yüzünden halk arasında meydana gelen nefret ve düşmanlığa bağladı. Resmi Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Hakkı Behiç Bey, er geç bir sosyalist İslam cumhuriyeti kurulacağına olan inancını da belirtti. (Tunçay: 482) . (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Peyamı Sabah'ta Ali Kemal: Ufkumuz yine karardı: Ankara, siyasetten anlamaz. Pazu gücü ile her isteğin elde edileceğini sanır. Kaş yapayım derken göz çıkarır. (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


MOSKOVA SEFARETİ'NE*

C 14 10 37 [1921] tarih ve 985 numaralı ve 993 numaralı ve 17 Teşrinievvel 37 [17 Ekim 1921] tarihli ve 18 Teşrinievvel [18 Ekim] tarihli ve 998 numaralı şifrele- re cevaptır.

Madde 1. Rus siyasetimizin esas hatları ve bu konuda takip olunacak gayeler şun­lardır:

Madde l.1 Ruslardan mümkün mertebe çok silah ve para almak.

2.Kendilerini dostluğumuzdan şüpheye düşürmemek ve geleceğimizi Rusya ve Doğu milletleriyle müştereken harekette gördüğümüzü anlatmak. Buna dayanarak son Fransız anlaşmasında, Ruslarla diğer Sovyet cumhuriyetlerini alakadar edecek hiçbir maddenin bulunmadığını tekrar ve tekrar temin buyurabilirsiniz.

3.Misakı Milli'mizde ısrarlı olduğumuzu ve bunun Rusya'nın dahi menfaatlarma uygun geldiğinden, kendilerinden kâfi derecede yardım beklemekte haklı olduğumu­zu anlatmak. Misakı Milli'mizi Batı'ya tanıtmaktan vazgeçemeyeceğimizi ve bu hu­susta Rusya'dan lazım gelen yardımı elde edemezsek başkalarına dahi müracaat ede­bileceğimizi hissettirmek.

4.İngiliz ticaret temsilcisi ile temasınız olduğu takdirde, Misakı Milli esasları da­iresinde barışa hazır olduğumuzu ve bunu İngiltere'nin bilmesi lazım geldiğini ken­disine söylemek.

5.İngiltere yle işbu esaslar dairesinde bir anlaşmaya zemin olmak üzere Rus hükü- metı aracı olmayı ister ise, bunu kabul edebileceğimizi icabında Rus ricaline anlatmak.

6.Lüzum görüldüğünde, mukavemetimizin asli etkeninin evvela kendi azmimiz, dar teveccühü olduğunu ve Rus îhtilali'nin bu hususta o ka­dar mühim bir mevki tutmadığım Ingiliz temsilcisine hissettirmek.

Türk Ordusunun Güzelim Dağı Muharebesi’yle Afyona hakim olma girişimi ve hemen ardından bu kesim için Batı Cephesi Ko­mutanlığı altında lnd Ordunun kurulduğu yönündeki istihbarat­lar Papoulas’ın bütün dikkatinin Eskişehir’den Afyon a kaymasına neden olur. Artık Yunan karargâhı olası bir Türk genel taarruzu­nun Afyon’u hedef alacağını anlamıştır. Bunun üzerine 29 Ekim 1921 günü emriyle General Papoulas ordusunun siklet merkezi­ni güneye, Afyon bölgesine taşımaya başlar. îlk olarak 9. Tümen Afyon kuzeybatısına nakledilir. Süvari Tugayı da Eskişehir’den Uşak’a kaydırılarak her iki birlik de Trikupis’in Güney Tümen­ler Grubuna bağlanır. 9. Tümenin gelişiyle, bu kesimde bulunan

Frangou nun 1. Tümeni de Erkmen-Balmahmut hattına alınır. İhsaniye ye kaydırılan 7. Tümen de Güney Tümenler Grubu kurulu­şuna eklenir. Menderes Bölgesi’ndeki tanımlayamadıkları faaliyet ve Çivril e yapılan taarruzdan ürken Yunan karargâhı Valettas’ın 2. Tümenini de cephenin en güney kanadına, Uşak-Denizli hattına yanaştırır.36 Papoulas m bütün hamleleri güneyden, Afyon bölge­sinden çekindiğini göstermektedir. Ancak yine aynı hamlelerden anlaşılmaktadır ki; olası Türk taarruzunun Afyon’un neresinden olacağını bir türlü kestirememekte, kararsızlık nedeniyle tümenleri geniş bir hat üzerinde oradan oraya savurmaktadır.

Türklerin Adana ve Konya gibi önemli ikmal merkezlerine, de­miryoluna yakın olması nedeniyle cephenin güneyinde bir yığınak oluşturması mantıklıdır. Eskişehir bölümünde bu olanaklar kısıtlı­dır. Papoulas Türklerin güneyden, Afyon kesiminden saldıracağını hissetmiştir ama Afyon’un neresinden?37 Ne kadar güneyden?

Yunan karargâhı bunu ancak 26 Ağustos sabahı, Türk topçu­su kapısını çaldığında anlayabilecektir.

Papoulas’ın çözemediği şeylerden birisi de ‘Deli’ Halit bilme­cesidir. İnönü’de, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde, Sakarya boyunda Yunanlara ağır kayıplar verdiren, Türk Ordusu içinde olduğu kadar Yunan karargâhında da haklı bir şöhrete sahip olan Miralay Halit Bey, Kocaeli Grubu komutanı olarak cephe kuzey kesiminde, sıcak noktalardan uzaktadır.’

Neden?

Papoulas’ın güneye karşı duyduğu tedirginliğin yansıması ola­rak Küçük Asya Ordusunun 1921 sonundaki yapılanmasına göre Kuzey Tümenler Grubu dört tümen ve üç bağımsız alay, Güney Tümenler Grubu ise sekiz tümen ve dört bağımsız alaydan teşkil edilmiştir. 28 Şubat 1922’de Yunan Kuzey Tümenler Grubunun yerleşimi; Gemlik Körfezi’nden İznik Gölü’ne kadar bağımsız 47 Alay, Köprühisar-Bilecik-Bozdağ-Malyabaşıtepe-Seyitgazi hattın­da kuzeyden güneye doğru sırasıyla 11., 3., 10. ve Bağımsız Tü­men şeklindedir. Karargâhı Eskişehir’de olan grubun toplam kuv­veti 55.471 subay ve asker ile 119 toptan ibarettir.

(Kaynak: Büyük Taarruz / Selim Erdoğan / Syf 131)

Ertesi günü yine, doktorların tavsiyesi üzerine yatakta kalmaya mecbur oldum. Ankara'ya gelişimin ilk günlerinde böyle yatakta mıhlanıp kalışıma çok üzülüyordum. O gün zi­yaretime ilk gelen Ali Fethi Bey oldu. Mustafa Abdülhalık Bey'in mebusluğu meselesini ve Vekiller Heyetine kimin baş­kan seçilmesi uygun olacağını düşündük. Kendisi, Mustafa Abdülhalık Bey'in idare işlerindeki vukuf ve tecrübesi dola­yısıyla Ankara valiliğine tayinini münasip görüyor ve Vekil­ler Heyeti Başkanlığına da beni tensip ediyordu (uygun görü­yordu). Öğle vakti, davetim üzerine Erzurum mebusları Ne­cati ve Hüseyin Ayni beyler yanıma geldiler. Mustafa Kemal Paşa ile aralarında baş gösteren anlaşmazlık hakkında uzun uzadıya görüştük. Ben, içinde bulunduğumuz müşkül şartla­rın, hepimizi tek vücut hâlinde çalışmaya icbar ettiğini (zor­ladığını) ileri sürerek, ne suretle olursa olsun anlaşmazlıklara meydan verilmemesini iki taraftan da samimiyetle istiyor­dum. Malta'da bulunduğumuz sırada, tek tesellimiz, Anka- ra'dakilerin pek samimî bir kardeşlik havası içinde çalışmak­ta olduklarım bilişimizdi. Ankara'ya gelip de, havanın hiç de uzaktan görüldüğü gibi olmadığım sezince, çok üzülmüş ve bu gibi hâllerin önüne geçmek için çalışmayı vazife bilmiş­tim. Necati ve Hüseyin Avni beyleri de aradaki anlaşmazlığı gidermeleri için gerekenleri yapmaya davet ettim. Yavaş ya­vaş eski samimîyetin tesisi mümkün olacağım zannediyo­rum.


(Kaynak: Siyasi Hatıralarım / Rauf Orbay / Syf 478)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG