21 Ağustos 1921

Sakarya Savaşı'ndan iki gün önce: Yunanların Sakarya güneyine geçmeleri tamamlandı. Süvari Tugayı'na, atlan sulamak ve dinlendirmek için bir gün dinlenme verildi. Papulas, birliklerine verdiği emirde, saldın sırasında cephaneyi idareli kullanmalarını istedi. Yunan ikmal hattı bir hayli uzamış bulunuyor. Türk cephesinde, Yunan kuşatmasına karşı tedbir alınıyor. Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşalar arasında aralıksız telgraf görüşmeler durum değerlendirmesi yapılıyor. Yalnız güneyde Yunan tümenlerinin ileri harekatı devam etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Kazım Karabekir, Mustafa Kemal'e savaş taktiği önerdi: "Şu veya bu hattın savunulması düşünülmeyerek düşmanın yıpratılması... Cepheleri az kuvvetle tutarak düşman cenahlarının birine üstün kuvvet toplayıp oraya vurmak, başarılı olunmazsa ikinci bir manevra arazisine çekilmek..." Mustafa Kemal'in cevabı 21: "Mütalaa buyurduğunuz gibi. Yalnız Ankara batısında ciddi bir muharebeyi zaruri görmekteyiz". Karabekir'in cevabı 25: "Tam sağ cenaha bir taarruzla bütün düşman cephesini yarmak imkanı görülüyor...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Edremit'te dükkanlara Yunanca levha asılması zorunlu tutuldu


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Gandi, Madras Hukuk Fakültesi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada "Mertlik, Türklerin desteklenmesini gerektirir" dedi. Gandi şunları da söyledi: "Müslümanların sevgisi, bozuk karakterli bir halife için değildi, mücadele Sevr Anlaşması'nı imzalayan bir sultan için değil, saf ve temiz bir ülke içindi"


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İkdam: Düşmanın ricatı haberi: Y0unanlılar da kuvvetli mukavemetten bahsediyorlar. -Sakarya hattının müdafaasında faydadan ziyade mahzur vardır. Anadolu'nun en iyi müdafaası, taarruzla mümkün olacaktır. Fakat nasıl ve nerede? Bunu yakında anlarız.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Alagöz’deki Başkomutanlık Karargahındaki tüm odaların lambaları yanıyordu. Saat sabahın dördüne yaklaşıyordu. Yakında tan yeri ağaracaktı.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın odasında Albay Ayıcı Arif Bey ve Onbaşı Halide Edip Hanım oturuyorlardı. Subaylar durmaksızın raporlar getiriyorlardı. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, yorgun argın gelmiş, bir tahta sandalyenin üstünde uyukluyordu.

Mustafa Kemal Paşa cephe durumuna ilişkin sorunlar üzerinde duruyor, masadaki harita üstündeki kırmızılı mavili iğneleri oradan oraya götürerek son gelişmeleri izliyordu. Başkomutanı en çok topçu ve cephanenin azlığı savaşçı sayısının yetersizliği üzüyordu. Anadolu bütün carını yoğunu ortaya dökmüştü. Arkadan gelecek pek bir şey kalmamıştı. Başkomutan’ın en büyük sorunu buydu. Ne yapacaksa elindekiyle yapacaktı. En küçük birliği bir tek eri ateşe sürerken düşünmek zorundaydı.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 90)


Sakarya’daki Türk savunma mevzilerine saldırmak için son hazırlıklarını yapan Yunanların savaş gücü en üst düzeye ulaşmıştı.

Yunan Kara kuvvetleri iki ordudan oluşuyordu. Küçük Asya Ordusu ve Rumeli Ordusu. Anadolu’da bulunan Yunan kuvvetleri, Anadolu’nun eski Yunan dönemlerindeki adını almıştı: Küçük Asya Ordusu. Yunan Kralı Constantine tüm Yunan Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanıydı. Bir iki güne dek Ankara’yı almak için saldıracak olan Yunan Küçük Asya Ordusunun 21 Ağustos 1921 deki savaş gücü şöyleydi. Tümenlerdeki savaşçı er sayısı 8500’den 5500 dolaylarına inmişti. Eksilen kadrolar Yunanistan’dan getirilen erlerle kapatılamayınca İstanbul Marmara ve Ege bölgesindeki yerli Rum ve Ermeniler silah altına alınmıştı. Küçük Asya ordusunun Anadolu’daki insan gücü 5500 subay ve 178.000 erdi. Sakarya saldırısına katılacak ve sonuna dek çarpışacak olan savaş gücü ise 3780 subay, 120.000 er, 75.900 tüfek, 2768 makineli tüfek, 286 top, 1380 kılıç, 886 kamyon ve 18 uçaktan oluşuyordu.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 92)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG