21 Kasım 1921

Çal'da savaş . . . Türk birlikleri, Yunanlıların bir ay önce ele geçirdikleri Menderes nehri dirseğini geri aldılar(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Malta'dan dönen Sivas Mebusu Kara Vasıf Bey, Meclis'e takdim edildi. Son Osmanlı Meclisi üyelerinden Malta'ya götürülmüş olanlar, Büyük Millet Meclisi'nin doğal üyesi sayılıyor(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


9. Ordu eski Kumandanı Yakup Şevki Paşa Ankara'da. Yakup Şevki Paşa, İngilizler tarafından 21 Nisan 1 920'de tutuklanmış, 6 Mayıs 1 920'de de Malta'ya götürülmüştü. Yakup Şevki Paşa 1 8'de, yeni kurulan İkinci Ordu Kumandanlığı'na atanmışu. (Uluğ: 22) * Vakit Başyazarı Ahmet Emin Bey. İncelemelerde bulunmak üzere İstanbul' dan Ankara'ya hareket etti. Ahmet Emin Bey, Ankara'da ve cephede bir çok görüşmeler yapacak, bunları ve izlenimlerini Vakit'te yayımlayacakur. (Vakit: 22) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal tarafından Enver Paşa'ya gönderilmekte olan Ardahan Mebusu Hilmi Bey, Mustafa Kemal'in ona verdiği görevi iptal etmesi üzerine, Trabzon İskelesi'nde Batum'a gitmekten men edildi. Hilmi Bey, "İstediğimiz zaman Enver'i buraya getirir, oturturuz" diye çıkışu. Onun bu sözleri Trabzon Vali Vekili "/e 1 3 . Tümen Komutanı tarafından Doğu Cephesi'ne, oradan da Ankara'ya duyuruldu. Hilmi Bey, yolculuğuna engel olunmasını yarın protesto edecek, Trabzon İttihatçılannın durumu, Kemalist Hükümet'i oldukça ugraşuracakur.

(Karabekir 3: 206; Yak.Tar. 1: 308) . (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Avrupa'da bulunan bazı Türk siyasetçileri, Ahmet Rıza, Cavit, Ahmet Rüstem, Sudi, Ziya, Ahmet İhsan, Reşit Saffet, Harun Aliçe Beylerle Hüseyin Hilmi, Mahmut Muhtar, Çürüksulu Mahmut, Salih Manir, Vehip Paşalar, Roma'da Büyükelçi Galip Kemali Bey'in kaldığı otelde toplanarak Paris Konferansı için

bir muhura hazırladılar. Misak-ı Milli'yi oldukça yumuşatan 6 maddelik muhurayı İtalyanların konferansa sunacağını umuyorlar. (Söylemezoğlu: 267; Jaescbke l: 1 67'de Mahmut Muhtar Paşa'nı bugün İsviçre'den döndüğü ve İzzet Paşa ile görüştüğü) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Bourbon Kraliyet ailesinden Don Louis Bourbon, New York'tan Mustafa Kemal'e gönderdiği mektupta, Tann'nın Mustafa Kemal'i hiç ölmeyecek olan Türk milletinin başına tam zamanında göndermiş olmasından memnun olduğunu bildirerek, gelecekte de Türklerin reisi olarak Türk medeniyetini meydana getirmesini istedi. ABD'ye gelir gelmez Türklerin haklı davasını benimsetmek için çalışmaya başladığını bildirdi, bu konuda yapabileceği şeylerin bildirilmesini istedi. Daha sonra Türkiye'ye ABD şirketleri hesabına gelecek olan Bourbon, Mustafa Kemal'den ABD Anayasası'nı incelemesini de istedi.

Cevap 24 Ocak'ta. (Şimşir 5: 1 5 1 ) . (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Meclis, Fransız kadın gazeteci Berthe Georhes-Gaulis'e, Türkiye lehindeki yazılarından ötürü teşekkür etti (ZC 1 4: 286) . (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yusuf Kemal Bey, Roma Temsilcisi Cami Bey'e yazısında, İtalyan Temsilci Tuozzi'nin Ankara ile anlaşma yapmaya yanaşmayan tutumunu anlatarak bu konuda İngilizlerin parmağı olup olmadığı konusunda aydınlaucı bilgi istedi (Sonyel il: 209) . (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


BOURBON HANEDANI KRALİSİ AZASINDAN DON LOUIS TARAFINDAN 21 TEŞRİNİSANİ 337 (1921) TARİHİYLE MUSTAFA KEMAL PAŞA

HAZRETLERİNE YAZILAN MEKTUBUN TERCÜMESİDİR. (*) New York, 21.11.1921 Efendim,

Sizi bir büyük millî reis vasfınızla selâmlar ve teb­rik ve hürmetlerimi takdim ederim. Siz cesur bir zatsınız ve hiç şüphesiz Türkiye size çok minnettardır. Fakat me­deniyet size daha ziyade minnettar kalacaktır.

Türk milleti uzun zaman Şarkın hasta adamı diye tesmiye edilmişti. Siz onu şifayab etmelisiniz. Türkiye size, yalnız bir asker sıfatıyla değil, fakat bir büyük millî reis olarak muhtaçtır. Biz hep, bu meş’um harbin yakında hitam bulmasını temenni ederiz. Ve siz istikbalde de bü­yük bir reis olarak kalmalı ve Türk medeniyetini mey­dana getirmelisiniz.

Bendeniz İstanbul'da bulunarak Babıâli ile bilu­mum Türk uzmâsını ziyaret ettim. Bütün âlemi mede­niyete karşı hayat için çarpışan hakikî Türkleri görmek üzere Anadolu’ya gitmek hususunda kalbimde büyük bir aruzu hasıl oldu. Cemahiri Müttehideye muvasalat eder etmez medeniyet namına, Türkiye’nin haiz olduğu hu­kuku müdafaaya ve hodperest eşhas tarafından menafii şahsiye dolayısiyle Türkiye aleyhine söylenilen yalanlara karşı mücadeleye başladım.

Amerika sizi tanıdığı ve öğrendiği zaman, çok seve­cektir. Amerika tarihini tetubbu (etüd) ediniz, Cemahiri Müttehide Kanunuesasisini tetkik ediniz, Amerika’nın

Monroe kaidesini tatbik ediniz, göreceksiniz ki, memle­ketiniz âlemi medeniyette ihrazı mevki edecektir.

Türk efkârında bir büyük reis sıfatıyla haiz oldu­ğunuz /büyük bir mevki ve Allahın sizi, hiç bir veçhile ölmeyecek olan milletinizi kurtarmak üzere tam zama­nında göndermiş olmasından dolayı çok memnun ve mesudum. Ben mücadelemde devam ederek, darülfü­nunlarda, kulüplerde ve saire yerlerde mümkün olan her şeyi yaparak Türk milleti hakkında hakikati tanıtmaya ve efkârı tenvire çalışacağım. Türkiye hakkmdaki ilk ma­kalemin suretini leffen takdim ediyorum. Gelecek hafta da İkincisini takdim edeceğim. İktidarımda olan ,ve ya­pılması icab eden hususat hakkında lütfen beni ikaz ede­rek bu hususta işaratta bulununuz ve bütün vaktimi, bü­yük dâvanız için sarfedeceğime emin olunuz.

Samimî ve har temenniyatımı takdim ve arzı ihtira- mat eylerim Efendim.

(İmza) DON LOUIS

(Kaynak: Atatürk ile Yazışmalar / Bilal Şimşir)

21 Kasım 1921’de Van milletvekili Haydar Bey ile beş arkadaşının önerisiyle, “dâva-yı millînin tahakkuku hususunda gayret sarf etmiş olan Berthe Gaulis e Mec­lis tarafından teşekkür edilmiştir434.

Altı hafta Ankara’da Çankaya Köşkü’nün bahçesindeki evde kalan Berthe Gau­lis, Mustafa Kemal Paşa ile dostluğunu daha da geliştirmiş, onun kişiliğine, liderliğine ve ideallerine her geçen gün daha fazla saygı duymaya başlamıştır. Mustafa Kemal ile özellikle akşamlan Çankaya köşkünde sürekli fikir alışverişinde bulunarak Millî Mücadele’nin amacına ve seyrine vâkıf olmuştur. Berthe Gaulis, sürekli cepheden ha­berlerin geldiği, mecliste tartışmaların yaşandığı, kısaca her yerde bir koşuşturmanın olduğu Ankara’da misafir olarak kaldığı sürece olaylan rahatça izleme imkânı bul­muştur. Bu imkân onun Millî Mücadele dönemi Ankara’sı hakkında çok önemli tes­pitler yapmasını sağlamıştır. Gaulis’in yazmış olduğu “Çankaya Akşamları” ismin­deki kitabında bu dönemin tüm ayrıntılarını görmek mümkündür. Kitapta, Gaulis’in izlenimlerinde hâkim konu Mustafa Kemal’dir ve onun hususiyetleri hakkında pek çok izlenimini aktarmaktadır. Verdiği bu bilgiler Avrupa’da Mustafa Kemal Paşa’ya duyulan saygıyı artırmıştır.

Bu eserinde, Gaulis’in Mustafa Kemal ile ilgili şu tespiti dikkat çekicidir: “Mus­tafa Kemal beklemesini bilir, hiç bir şeyi tesadüfe bırakmaz. Ağır ağır inşa eder, arada bir, bilinçli olarak bir darbe vurur. Her olay, kendi saatinde oluşur, hatta en yakınla­rına, sırlarını tevdi ettiği kimselere bile tam fikrini açmaz. Günü gelir, o zaman, insanı baştan başa saran, kendine özgü mantıkla, hâdiseyi koyar ortaya ”435.

Altı haftalık ziyaretin ardından Berthe Gaulis, ülkesine dönerken Mustafa Kemal tarafmdan Millî Mücadele’yi sonuna kadar savunacak bilgilerle donatılmıştır. Musta­fa Kemal Gaulis e, kumlan devletin işleyişini, geleceğini, savaş sonrası dönemde ya­pacaklarını kısaca anlatmıştır. Bunları anlatırken Gaulis’in ikna olmasına ehemmiyet vermiştir. Yeni Türk devleti ile ilgili pek çok ipucu edinen Gaulis, bunlan “Çankaya Akşamları adlı kitabında uzun uzun anlatmıştır. Bu kitaptan edindiğimiz bilgilere göre, Mustafa Kemal Gaulis’e:

Politik başkent Anadolu nun yüreğinde olacak. Avrupa ’nın ve Asya ’nın tem­silcileri bizlerle burada buluşacaklar, bütün diplomatik sorunlar burada ele alına­cak, iç ve dış politika burada oluşacak. Türk milletinden do^mn a^u— çalışacak”436 diyerek, yeni Türk Devleti’nin başkentinin Ankara olacağını belirtmek istemiştir.

Saltanat ve hilafetle ilgili olarak: “Halife, dinî lider, padişah tüm milletten saygı görür- Şimdilik, hilâfeti ve Saltanatı yerinde bırakıyoruz, Osman ailesini yerinde tutu- vonız, yabancı entrikası karşısında savunacağız”™ diyerek, günü geldiğinde, salta­nat ve hilafetin kaldırılacağını da ifade etmiştir.

Mustafa Kemal yine Gaulis’e; asırlardır, hilafet adına savaşan Türk ordusunun o zamanki mücadelesini şöyle değerlendirmektedir: “Bugün, ordu, istiklâl uğruna savaşıyor. Türk milleti aldatılmak istemiyor. Onun müsbet gerçekleşmelere ihtiyacı var. Boş hayaller bize çok pahalıya mal olmuştur... Ben Panislâmist değilim. Bu, sömürülen halkların kullandığı muğlâk bir formül. Biz Türküz. Hepsi bu kadar, iyi müslümanlar olarak kalmak bize yeter. Asya için olduğu gibi, Avrupa için de töre­miz aynıdır: Dostlarımız olacaktır, tam istiklâlimizi koruyacağız, her şeyi Türk olma noktasından göreceğiz. Bu, gerçekçi bir düşünüştür, imparatorluğu yıkan ideolojiye karşı bir düşünüş. İttifaklar, iktidar için birer engel olmayacak, onu ufaltmayacak. Bunların birini diğerine karşı kullanmayacağız, onlara karşı da her zaman toprak ve siyaset bütünlüğümüzü saklı tutacağız. Devamlı dostluklar kurmanın tek yolu bu değil midir? ”438.

Mustafa Kemal, Türk kadınının istikbalde alacağı yeri de şu cümlelerle ifade et­miştir: “Kadınlarımız kurtuluşlarını gerçekten hak etmişlerdir. Bir milletin yarısının, onun sosyal yaşayışı dışında tutulması kabul edilemez”. Mustafa Kemal, Gaulis’in de cephelerde bizzat şahidi olduğu gibi, Türk kadınlarının erkeğin yerini alıp tarlalarda çalışarak, cephaneler taşıyarak, siperlere kadar askerimizin savaşma ortak olmalarını hatırlatmış439 ve bu nedenle kadınların sosyal hayatta erkekler gibi yerlerinin olacağı­nın işaretini vermiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Berthe ile bu sohbetinde söyledikleri sözler, yeni Türk devletinin ileride alacağı esasları da göstermiş oluyordu.

Berthe Gaulis söz konusu kitabında Mustafa Kemal ile ilgili başka bir izlenimini de şöyle vermektedir: “Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir, hafızalarda asıl kalan şey kanıtlamadaki berraklık, tâbirlerdeki isabettir. Titreşimli sesinde hiçbir şid­det belirtisi yok. Bu titreşimde çelik var, bir tuhaf ahenk var... Eserini yalnız o anlata­bilir, başkası bunu beceremez. Her kelimesi ona yeni bir hayat yaşatıyor. Bu şaşırtıcı sohbet adamının büyük güçlerinden biri, her zaman nasıl bir cevapla karşılaşacağını tahmin etmesi. Zihnî hassaslığı muazzam, gözünden, aklından hiçbir şey kaçamaz.. Başarısının belirgin üç nedeni var: Seziş, ihtiyatlı olma, inceleme. Müşahede hassası

(Kaynak: Mustafa Kemal Paşa’nın Yabancılarla Temas ve Görüşmeleri / Cemal Güven)

General Trikupis komutasındaki Güney Tümenler Grubu ise esas olarak iki kolordudan oluşmaktadır. Kuzeyde üç tümenli II. Kolordu 5. ve 12. tümenleriyle Ayazini kuzey sırtlarından Akar- çay’a kadar yerleşmiş, 13. Tümeni ise kolordu ihtiyatı olarak Gaz- hgöl çevresinde konuşlanmıştır. Akarçay’dan Kumalar Dağı-Ahır Dağı-Çivril-Buldan boyunca uzanan hatta ise kuzeyden güneye doğru 4., 1. ve 2. Tümenleriyle I. Kolordu mevzilenmiştir. 9. Tü­menin kolordu ihtiyatı olarak yerleştiği Çivril-Buldan kesiminde ayrıca iki bağımsız alay da bulunmaktadır.39 Yunanların Afyon’un da güneyinde, Denizli-Uşak arasında böyle kalabalık bir kuvvet toplamasının sebebi ise 14ncü Tümeni de emrine alan Süvari Ko­lordusunun 21 Kasım 1921 gecesi Şeyh Elvan Dağı’na baskın taarruz yaparak “Menderes Dirseği” olarak tanımlanan stratejik kesimi ele geçirmesidir. Her ne kadar beş günlük çarpışmalar sonucunda ilk ele geçirilen hattın tamamı elde tutulamamış ve Türk kuvvetlerinin bir kademe geriye çekilmesi gerekmişse de, bu hamle Papoulas’ın kâbuslarına bir yenisini eklemeye yetmiştir. Mustafa Kemal Paşanın “sana her yerden saldırabilirim” mesajı Yunan komutanın zaten kısıtlı olan kuvvetlerinden neredeyse bir kolordu tutarındaki çok önemli bir miktarı buraya ayırmasına ne­den olur.40 Güney Tümenler Grubunun ihtiyatında da 7. Tümen bulunmaktadır. Grubun toplam savaş gücü 106.000 asker ve 244 toptur. Bir başka ifadeyle, General Papoulas toplam kuvvetinin 2/3’ünü cephe güney kesiminde toplamıştır.41

Yunanlara göre Batı Cephesi Komutanlığı emrindeki güç 91.000 asker ve 220 topa ulaşmıştır. Oysa onların elinde 370 top ve 85.000 asker vardır. Buradan 6.000 piyadelik bir eksikliğe, sahip ^duldan sonucunu çıkarmakta­dırlar. Türk tümenlerinin yeniden yapılandırırken kadrolarının tamamlanması ise Yunanları şaşırtan bir başka faktör olmuş, 4 500’den 8.000-8.5OO’e çıkan mevcutlar nedeniyle Yunan karar­gâhı Türk alaylarını tümenlerden ayırt edememeye başlamıştır. İs­tihbarat zaafı ve keşif sorunu yaşama sırası Yunanlardadır.

(Kaynak: Büyük Taarruz / Selim Erdoğan / Syf 131)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG