21 Mart 1920 Pazar

12. Kolordu Kumandanı Fahrettin Bey (Altay), Fevzi Paşa’nın 19 tarihli emri­ne uyarak Bandırma’da bulunan 14. Kolordu Kumandanı Yusuf İzzet Paşa’nın emrine girdi. İki komutanın haberleşmesini Bursa’daki 56. Tümen Ya­veri Yüzbaşı Selahattin, Mustafa Kemal’e ve Ali Fuat Paşa’ya bildirdi. Ali Fuat Paşa, bir telgrafla Yusuf İzzet Paşa’yı ikna etmeye çalıştı. Yusuf İzzet Paşa, 22 gecesi de Nazilli’den Refet Bey tarafından uyarılacaktır. Fahrettin Bey 4; Yusuf İzzet Paşa 10 Nisan’da zorla Ankara’ya getirilerek ikna edileceklerdir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 442)


İstanbul’dan Anadolu’ya kaçışlar devam ediyor: Birkaç gündür Üsküdar’da gizlenmekte olan Yunus Nadi, İzmit Mebusu Sırrı Bey’le birlikte Ankara’ya hareket etti. Halide Edip, Cami Bey, Dr.Adnan da kılık değiştirerek, gizli örgütlerin yardımıyla İzmit Yaylası’nda yolculuk yapıyorlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 442)


Halide Edip Ankara’ya gidiş yolunda yaşadıklarını anlatıyor:


Nihayet 8’de hareket ettik. Hava parlak ve güneş don üzerine ışıldıyordu. İki saat sonra Marmara körfezinin mavi suları görünen bir tepeye erişmiştik. Bütün atlar durdu ve bütün gözler yeşilimtırak mavi su parçasına çevrildi. Hiç kimse yanındakine bakmıyordu. Herkesin gözü belki de ebediyen terk edeceği hayatının bu parçasına çevrilmişti. Herkes kendi içine çekilmiş gibiydi. Herkesten önce atımı tepeden aşağıya sürdüm. Deniz artık görünmüyordu… Arkamda kalanların uğultulu seslerini işitmez olmuştum artık. Bu öyle bir ayrılıştı ki, İKİ DEFA İNSANIN BAŞINA GELMEZDİ.


-Hanım teyze deniz ne kadar güzel, tarla ne kadar yeşil!


Bunu söyleyen Arslan Kaptan’ın yaveri, tek gözlü İsmail’di. Kendisi Gebzeliydi. Dudaklarının titremesinden buraya ne kadar bağlı olduğunu anladım.


-BURALARA TEKRAR DÖNECEĞİZ İSMAİL dedim.


(Savaşın son yıllarında İsmail beni sık sık yoklar ve durmadan Gebze’nin mavi denizinden, yeşil tarlalarından deli gibi bahsederdi. ‘Şu Ankara’da ne tozlu topraklı, çorak susuz bir yer, Hanım teyze’ derdi. ‘Birlikte tekrar Gebze’ye gider, atla dolaşırız olmaz mı?’ Bundan emin olmak isterdi. Bu mert adam şimdi tek bacaklı ve tek gözlüdür. Ama Gebze’de oturmakta ve bütün gün mavi denizini doya doya seyretmektedir.)


(Kaynak: Türk’ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip Adıvar / Syf 120)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG