22 Şubat 1921


Dün akşam Londra'ya varan Ankara Delegasyonu, İstanbul Delegasyonu'ndan yetkilerini devretmesini istedi. Londra Konferansı'nın Türk ve Yunan delegelerinin katılmadığı toplantısında, yarın Türk delegelerinin görüşlerinin alınmasına karar verildi. Fransızların şiddetli itirazı üzerine Emir Faysal'ın Konferans'a katılma konusundaki dünkü başvurusu reddedildi, yerine Arap delegesi olarak Haddad Paşa'nın çağrılması kararlaştırıldı. Devletler, Konferans'ta, Türk-Yunan konusundan başka Boğazlar sorunu ve Ermeni sorunu gibi konularla Türklerle tutsak değiş tokuşunun görüşülmesini ve Müttefiklerarası görüşmelerin özetle yayımlanmasını kararlaştırdılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ankara, Gürcistan'dan Artvin ve Ardahan'ın Türkiye'ye bırakılmasını resmen istedi. Menşevik Gürcü Hükümeti, dost Ankara'nın bu isteğini hayretle karşıladığını bildirdi, ancak buraları boşaltmayı kabul etti. Gürcülerin Ankara Elçisi Simon Mdivani, Artvin ve Ardahan'daki Türk işgalini protesto etti. Bu iki şehir yarın işgal edilecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Sovyet Hükümeti, Moskova'daki Türk delegelerine, Türkiye ile bir dostluk ve kardeşlik anlaşması imzalayabileceğini resmen açıkladı. Anlaşma 22 gün sonra 16 Mart'ta imzalanacak.


Bugün kabul edilen yol vergisi kanunuyla, hastalar ve silah altında bulunanlarla sevk işleminde çalışanlar dışında kalan 18-60 yaş arasındaki erkeklerin 4 işçi gündeliği tutarında yol vergisi vermesi, vermeyenlerin 3 gün yolda çalışması zorunluluğu getirildi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey'in Fransız Le Matin gazetesinde yayımlanan demeci: Sovyet Hükümeti'yle samimi ilişkilerimiz var ama Türkiye Bolşevizm'i istemiyor. Ankara'da kurulan bir komünist partisi, 3 ay sonra dağılmak zorunda kaldı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İkdam: Yunan ordusu taarruza hazırlanıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hüsrev Gerede anlatıyor:


Londra’da Savoy Oteli’nde, İngiltere hükümetinin konuğu olduk. Ünlü terzi Pool’de giyindik. İstanbul Heyeti de Sadrazam Tevfik Paşa başkanlığında aynı otelde idi. Tevfik Paşa’nın oğlu İsmail Hakkı (Okday)’yı tanıdığım için konferansa gitmeden önce ikilik çıkarılmaması, ulusal birliğimizin İngilizlere gösterilmesi konusunda kendisi ile konuştum. İsmail Hakkı Bey’e, babası Tevfik Paşa’ya iletilmek üzere Ankara Heyeti’nin konferansla ilgili bir ricasını bildirdik. Ankara Heyeti, Sadrazam Tevfik Paşa’nın, dolayısıyla İstanbul Heyeti’nin, konferansta söz alıp ikilik yaratmasını istemiyordu. İsmail Hakkı Bey konuyu babasına götüreceğine söz verdi.


Gerçekten konferans günü, iki heyet ayrı ayrı oturduk. Lloyd George sözü Sadrazam Tevfik Paşa’ya verdi. Tevfik Paşa ayağa kalkarak ‘Türk ulusunun temsilcileri konferans huzurunda olduklarından, sözü Anadolu delegelerinin söylemeleri gerekir.’ diyerek siyasal yaşamında yurt ve ulusseverliğini kanıtladı. İkilik yaratmak, bundan yararlanmak isteyen İngiliz politikası da böylece suya düştü.


İstanbul Heyeti içinde Şevket (Berker) Bey, Rauf Ahmet ve Göçmen İşleri Müdürü Hamdi (Arpağ) Bey, hukuk danışmanı Münir Bey gibi bir takım tanıdık kişiler vardı.


Lloyd George sürekli olarak Sevr Antlaşması’ndan söz ediyor. Lord Curzon, Kürdistan ve Ermenistan konularına ilgi gösteriyordu. Kuşkusuz ki bu gibi iddialara Misak-ı Milli maddeleri ileri sürülerek cevap verildi. Bekir Sami Bey’in çabuk kavrayıcılığı, hazırcevaplığı, tutum ve davranışlarındaki kibarlığı konferanstakiler üzerinde çok olumlu izlenim bıraktı. Lloyd George’un Sevr Antlaşması’ndan sürekli olarak söz etmesi, canımı çok sıkıyordu. Konferans incelik ve kurallarına uygun olmamakla birlikte bizi zaten eşkıya diye nitelendiren, fakat Londra’ya çağırarak konferansa kabul etmek zorunda kalan bu papaz tipli İngiliz Başbakanına o daha ‘Sevr’ der demez ‘Non!’ diye yüksek sesle cevap verdim. Adeta şaşaladı, sesini kesti.


Mösyö Brilliant ile sürekli ilişki içinde olan Doktor Nihat Reşat’a bize iyilik sever görünmeye çalışan Brilliant ‘Aman sizin ateşli milliyetçilere söyleyin, daha sessiz olsunlar.’ Demiş.


(Kaynak: Hüsrev Gerede’nin Anıları / Hazırlayan: Sami Önal / Syf 216)


22 Şubat itibariyle Leeds Mercury, Birmingham Daily, Nottingham Journal gazetelerinde ‘yunanistan ve Türkiye, Kemalistler Geldi, Yakın Doğu sorununu ele alıyoruz’ Başlıklarıyla Kemalistlerin dün gece itibariyle Victory istasyonuna geldiği belirtiliyor. Milliyetçi Savaş başlığıyla Bekir Sami Bey'in ‘Londra'da Türkiye'yi temsil yetkisi Sadece bize ait. bu husus, yetkisiz sade kişiler olan İstanbul hükümeti delegelerine olan tavrımızı belirleyecek. onlar hiçbir şeyi etmiyorlar. tavsiye amaçlı onlarla özel görüşmemiz olacak fakat bir iş birliği söz konusu olamaz’ şeklinde açıklaması aktarılırken buna karşılık gazetenin ‘Yunanların morali yüksek ve Kemalistleri / Türk milliyetçileri Anadolu'dan atmaya Kararlılar. Türk delegelerin Türkiye'yi yalnızca kendilerinin temsil etmesi konusundaki ısrarları devam ederse bu zorluk yaratabilir nitekim konferans masasında yalnızca bir Türk delegenin bulunmasına karar verildi.’ Şeklinde değerlendirmesi dikkatleri çekiyor. Ertesi gün konferansın ayrıntıları ve Tevfik Paşa ile Bekir Sami Bey arasında geçen ‘yer verme hadisesi’, Müttefik Konsey ve Londra Konferansı (Konferansı’nda Aksilik) başlıklı haberlerde yer ediniyor. Sheffield Daily Telegraf, Aberdeen Daily Journal ve Leeds Mercury haberlerine göre Osmanlı hükümeti temsilcisi Tevfik Paşa, aniden soğuk algınlığı sebebiyle yatağa hapsolmuş durumda ve bu sebeple konferans birkaç gün erteleniyor. Kemalist delegeler müttefiklerin (Anadolu’daki) vaziyet hakkında yalnızca bir kişinin açıklamalar yapması önerisine sıcak bakmaması üzerine Bekir Sami Bey’e bu teklifin yapıldığı aktarılıyor. Bekir Sami Bey, Londra’ya Türk milletinin gerçek temsilcileri olarak ve İngiltere’ye zayıf milletlerin haklarını korumak için geldiklerini, müttefiklerin adaletli davranmaması durumunda, savaşarak bunun elde edileceği açıklamasını yapıyor. Devamında ‘Farklı gerekçeleri olsa da Fransa’yla birlikte İtalya’da Sevr Anlaşması’nın tashihinden yana fakat İngiltere, kuşkusuz bütünüyle bir değişikliğe karşı durumda’ bilgisi veriliyor.


(Kaynak: İngiliz Basınında Milli Mücadele ve Mustafa Kemal Paşa / Ertürk Özel / Syf 139)


Kitabın sonundaki ‘Yazarın Notu’ bölümünden:


(Kitabın yazılış sürecinde) toplumun tüm fertlerinin iyi birer birey olması zaruriyetinin yanında kutlu Türk milletinin bir ferdi olarak her bireyin kendisinden sonra gelen nesiller için vermesi gereken bir emek bulunması gerektiğini fark ettim. Bu aynı, vatani görevi yapmak gibi. Nasıl ki ‘vatan borcu’ diye bir kavram ve bir borç var, inanıyorum ki bir ‘millet borcu’ kavramı ve borcu da olmalıdır. Eksikliğini duyduğum bir çalışmanın üzüntüsü ve şaşkınlığı ile başlamış olan bu çalışma, üzerime vazife edindiğim bir millet borcu olarak görüldüğü an, en büyük mükafatı almış olacağım.


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG