22 Ağustos 1921


Sakarya Savaşı yarın başlıyor... Yunanlılar, Türk cephesini güney kanadından çevirme hareketi için faaliyetlerini artırdılar. Bugün bazı keşif çarpışmaları oldu. Yunanlılar, yarın Türk ordusuna saldırmaya hazır durumda. Türk Batı Cephesi kuvvetleri de, Sakarya kıvrımının doğusundaki sarp arazide mevziye girmiş bekliyor. Türk ordusu, Yunanların yarma ve baskın planlarını önlemeyi ve savaşı bir cephe savaşı halinde tutmayı başarmış bulunuyor. Yarın başlayacak ve 22 gün 22 gece kanlı bir boğuşmayla sürüp 13 Eylül'de Yunanlıların yenilgisiyle sonuçlanacak olan bu savaş için Türk savaşçı kuvvetinin toplamı 6o.ooo kişi.1 Eylül'e kadar 10.000 ikmal alabilecek. Yunan ordusu ise 80.000-90.000 kişi. Sakarya Savaşı sonunda Türk ordusu 44.000 kişiye düşecek, Yunan ordusu da mevcudunun yaklaşık yansını kaybedecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan saldırısını kırmak için bütün Türkiye ayakta. 5 Ağustos'ta Mustafa Kemal'in başkomutanlığa getirilmesi ve onun 7, 8 Ağustos günlerinde milli yükümlülük emirlerini yayınlamasından sonra, işgal altında olmayan yurt topraklarında bütün kaynaklar savaşın emrine verilmiş bulunuyor. Silah yapmaya yarayan bütün araç gereçlere el konmaya, her evden asker için giyim eşyası alınmaya, taşıma araçları ve hayvanların yanında insanlar da sırtlarında cepheye erzak ve cephane taşımaya devam ederken, cephe için yeni insanlar da toplanıyor. Anadolu'nun her yanında mitingler yapılıyor. Ankara'ya, bağlılık ve destek telleri çekiliyor, şehir, kasaba ve köylerde zafer için dualar ediliyor. * Bugün Kastamonu Nasrullah Camii alanında bir açık hava toplantısı yapıldı. Miting Komitesi, Başkumandanlığa ve Meclis'e şu telgrafı çekti: "Son kesin kararımız: Zafer istiyoruz, bunun için her şeyi yapacağız!" * Cide' de yapılan mitingde, Misak-ı Milli'nin gerçekleşmesine kadar savaşa ve fedakarlığa devam kararı alındı, ordu için dua edildi. * Giresun'da 3.000 kişinin katıldığı toplantıda da orduya bağlılık, zafere kadar fedakarlığa ve mücadeleye devam karan alındı. * Ilgaz Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı ve Müftü Ahmet Tevfik Efendi, gönderdiği telgrafta mescit ve camilerde zafer için dua edildiğini bildirdi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Meclis'in gizli oturumunda, Meclis'in ve mebus ailelerinin Kayseri'ye taşınması yolları tanışıldı. Bazı mebuslar, bunun halk üzerinde kötü etki yapacağını, önce halkın durumunu düşünmek gerektiğini söylediler. Meclis'in Kayseri'ye nakli kabul edilmekle birlikte, bunun yaratacağı olumsuz durum göz önüne alınarak kararın uygulanması ertelendi. Mebus aileleri ise Kayseri'ye taşınıyor...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hicaz Emiri Hüseyin'in oğlu ve Osmanlı Mebuslar Meclisi'nde üyelik yapmış olan Emir Faysal, Irak'ta tahta çıktı. İngiliz mandası altındaki lrak'ın 2,5 milyon nüfusu ve 420.000 km2 arazisi var. İngilizler, Kral Faysal'ı tahta geçirmekle, mandaya karşı geniş bir hoşnutsuzluğun olduğu Irak'ta mandadan elde edebilecekleri çıkarlan korumuş oluyorlar. Fransızlarla arası açık olan Faysal, 20 Mart 192o'de Suriye Krallığı'na seçilmiş, Fransızların kuvvet kullanması üzerine, 24 Temmuz'da Dera'ya sığınmıştı. Bağdat Hükümet Meclisi, Faysal'ı krallığa 11 Temmuz'da seçmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz Atina Elçisi Granville'in raporunda Venizelos'un demeci: " 192o'de Mustafa Kemal'i mahvedebilirdik!"


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Açıksöz: Bugün öğle namazından sonra Nasrullah Meydanı'na koşunuz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Malıköy tren istasyonunun on km güneydoğusundaki Alagöz köyü, Türk komuta merkeziydi. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlık karargahı ve İsmet Paşa’nın Batı Cephesi Komutanlık karargahı kerpiç bir köy evinin iki odasıydı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Sakarya mevzilerine yanaşmış bulunan Yunan Küçük Asya ordusunun hangi noktadan kesin saldırıya girişeceğini tahmin edememenin sıkıntısı içindeydi. Gerçi bu bilinmezliğe karşı önlem almış, 160 km lik uzun cepheyi yarım ay biçimine sokarak yedek kuvvetleri tam merkeze yerleştirmişti. Buradan cephenin her yanına kolaylıkla yedek kuvvetleri sürebilecekti.


Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın kırmızı mavili şeritlerle donanmış masasının biraz ilerisinde bir başka masada İsmet Paşa telefonla konuşuyordu. İsmet Paşa konuşmasını bitirdikten biraz sonra, telefonun zili çaldı. Telefona uzandı. Yüzünün giderek asıklaşmasından duyduklarının canını sıktığı anlaşılıyordu. Mustafa Kemal Paşa’ya döndü:

‘Yusuf İzzet Paşa telefon ediyor, söylediklerini anlayamadım. Sizinle görüşmek istiyor.’ Dedi.

Mustafa Kemal Paşa telefonu aldı.

‘Beni aramışsınız. Buyurun. İstekleriniz nedir?’

3.grup komutanı Yusuf İzzet Paşa soruyordu:

‘Gizli emirlerinizi bildirmediniz. Yani geri çekilme durumunda yönümüz neresidir? Öğrenmek istiyorum.’

Başkomutan kısa ve sert bir yanıtla telefonu kapadı:

‘Paşa! Paşa! Gizli emrim senin kemiklerinin orada gömülmesidir.’

Başkomutanın canı sıkılmıştı. Hem Yusuf İzzet Paşa’nın anlamsız ve bağışlanmaz sorusunda, hem de verdiği yanıtın sertliğine canı sıkışmıştı. Yarın başlayacak dövüşün ölüm kalım dövüşü olduğunu Grup Komutanı’nın anlamamış olmasına sinirlenmişti.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 94)


Anadolu’daki Yunan Kuvvetlerinin komuta doruğunda Kral Constantine vardı. Kral tüm Yunan silahlı kuvvetlerinin başkomutanıydı. O yunan ordusunun Ankara üstüne yürümesine onaylamış, ötesine karışmamıştı. Yunan Ankara’yı alınca, o da görkemli bir törenle Ankara’ya girmek için bekliyordu cephenin çok gerilerinde.


Yunan ordusunda asıl söz sahibi insan, Genelkurmay Başkanı Korgeneral Dusmanis’ti. Dusmanis, Yunan Küçük Asya Ordusunun Asya Ordusunun Ankara üstüne yürüyüşünü ana hatlarıyla planlamıştı. Şimdi o da geri çekilmiş uygulamayı izliyordu.


Asıl yük, Küçük Asya Ordusu Komutanı Korgeneral Papoulas’ın omuzlarındaydı. Kral Constantine’in onayladığı, Korgeneral Dusmanis’in ana hatlarını çizdiği planı uygulamak ona düşüyordu.


Yunan Küçük Asya Ordusu Eskişehir Afyon doğusunda hazırlanan ana kuvvetleriyle 14 Ağustos’ta ileri yürüyüşe başlamıştı. Sakarya boylarındaki Türk savunma mevzilerini güney kanadından kuşatıp yok ederek, Ankara’ya kolayca girmekti amaç.


Türk Ordusunda Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmat Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa üçlüsü vardı. Mustafa Kemal Paşa Anadolu’nun yazgısını tek başına yüklenmişti. Savunmanın siyasal ve tarihsel sorumlusu O idi ve savunmanın ana çizgilerinin mimarıydı. Fevzi Paşa cephe gerisinden cepheye savaşçı, silah, cephane, gereç ve yiyecek akımını sağlamak ve kurulan savunma düzenini denetlemekle sorumluydu bugüne dek. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ise en ince ayrıntılarına dek savunma düzenini kurmak ve uygulamakla görevliydi.


Bu üçlü ileri yürüyüşe başladıkları günden bu yana Yunanların soluk alışlarını izlemişler, Populas’ın beyninden geçenleri bir bir okumuşlardı.


Populas Sakarya’daki Türk savunma mevzilerinin önüne gelmiş bulunan Yunan Küçük Asya Ordusu’na tam 11:30’da tüm dünyanın beklediği genel saldırı emrini verdi.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 96)


Selim Erdoğan Sakarya kitabında anlatıyor:


Yaklaşık 12 günlük bir yürüyüşle cepheye ulaşan Yunan 1.Kolordusunun tümenleri kelimenin tam anlamıyla perişan bir haldedir. Kolordu Komutanı General Alexandros Kontoules ise Uzunbeyli’deki Başkomutanlık Karargahından henüz ayrılmıştır. Aklında General Papulas’ın verdiği ‘Bu gece tüm tümenlerin kararlaştırılan tertipte, taarruz çıkış noktalarına yanaşmaları’ emri vardır. Plana göre kolordu tam karşısındaki direneklere saldırmayacak, güneydoğuya doğru, açılı bir hareketle Türk savunmasını şaşırtmaya çalışacaktır.


Papulas’ın dahi kurmayları böylece asıl kesin sonuç bölgesinin cephenin en güneyi olduğunu sakladıklarını, Türk Ordusu’nun karşılarındaki ordugahlara göre savunma düzeni alarak güney kesimi zayıf bıraktıklarını sanmaktadır. Üstüne üstlük cephenin çok açığından daha güneyden doğuya doğru açılan Prens Andreas’ın 2.Kolordusu da bir kuşatma harekatıyla Türk Ordusu’nu gafil avlayacaktır.


Kontoules ordugahta daha fazla duramaz, Türk savunma düzeninin son haline ilişkin ipuçları yakalamak ümidiyle Küçükkonakgörmezdeki 12.Tümen ileri karakoluna gelir. Dürbünle izlediği ince hatlar boyunca hareket eden küçük parıltılara bakar: ‘Türk süngüleri’


12.Tümen Komutanı Albay Kallidopoulos dürbünü indirmeden mırıldanan komutanının endişesini hissetmiştir. Yangına körükle gider:


‘Yarın sabah asker 20 km’den fazla yol yürüyecek, üstüne bir de bu mevzilere taarruz edecek!’


General Kontoules tümen komutanını işitmez. Dürbünü indirirken önünde karararak Mangal Dağı’na uzanan bozkıra bakmaktadır.


‘Periklis, geçen kış, daha o zaman senin bu tümenin bile yoktu, anımsıyor musun? Atina’ya bir deniz uzaklıktaydık. Nasıl oldu da bu ot bitmez dağ başına geldik biz?’


(Kaynak: Sakarya / Selim Erdoğan / Syf 18)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG