22 Aralık 1919 Pazartesi

Mustafa Kemal ve arkadaşları, Mucur’dan Hacıbektaş’a gelerek Alevî Dedesi Cemalettin Efendi İle görüştüler. Cemalettin Efendi, Millî Hareket’i destekle­yeceğine söz verdi. Alevî ileri gelenleri cumhuriyet yönetimi istediler(!) Londra’da İngiliz-Fransız Birinci Büyükelçiler Toplantısı başladı. Üç gün süre­cek toplantının bugünkü oturumunda, Güney kıyılarında îtalyanlara toprak verilip verilmeyeceği görüşüldü. Batı’da Midye-Enez çizgisi sınır olarak kabul edildi. Ayasofya’nın ibadethane olmaktan çıkarılarak tarihî bir anıt olarak ko­runması benimsendi. Türk başkentinin neresi olacağı sorunu ise İstanbul’daki komisyona bırakıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 288)


Kayseri’de bir gün daha kalınması istemlerine karşın aynı gün yola çıktı. O dönemde ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan ve Türk geleneklerine kıskançlıkla bağlı ‘üç dört milyon, belki daha da çok’ Alevinin kutsal saydığı Hacıbektaş’a gidilecektir. 22 Aralık’ta, bir gün kalacağı Hacıbektaş’a geldi ve Alevi önderi, Hacıbektaş Dergahı Postnişini (posta oturan, tekkenin şeyhi) Çelebi Cemalettin Efendi ve Hacıbektaş Dede Postu Vekili Niyazi Salih Baba’yla, Kurtuluş Savaşı ve sonrası için görüşmeler yaptı. Son derece aydın kişiler olan bu insanlara, girişilen mücadelenin amaç ve boyutunu bildirdiler. Çelebi Cemalettin Efendi’yle yapılan görüşmede Cumhuriyet’ten bile bahsedildi.


Alevi önderler, sözlerinde durdular ve inançlarıyla örtüşen ilkelere sahip olduğu için, Kurtuluş Savaşı’yla Cumhuriyet devrimlerini desteklediler. Toplum bilimci John Kingsley Brige’nin ‘Cumhuriyet ve Bektaşilik ilkeleri çakıştığı için, Cumhuriyet’in gelişi Bektaşicilerce, amacın gerçekleşmesi olarak görülmüş ve tarikat örgütlenmesine gerek kalmadığına karar verilmiştir.’ Biçiminde tanımladığı bu destek, yaygın ve içten genel bir tutumdur.


Mustafa Kemal Samsun’da Havza’ya geldiğinde karşılayanlar arasında Çelebi Cemalettin Efendi de vardı. Gittiği her yerde gördüğü kitlesel desteğin içinde, Aleviler önemli bir yer tutuyordu. Beş yüz yıldır belki de ilk kez, Sünnisi ve Alevisiyle Anadolu Türklerinin tümü aynı amaçla onun çevresinde birleşmişti. Kentlerde, köylerde onu birlikte karşıladılar, birlikte konuk ettiler, çağrılarına uyarak toplantılara, kongrelere, derneklere birlikte katıldılar; giriştiği mücadelede sonuna dek yanında olacaklarını açıkladılar. Böylesi bir birliktelik, saray ve işgalciler için, hiç beklemedikleri bir olaydı.


Alevi-Bektaşi ileri gelenleri daha sonra TBMM’de milletvekili olmaya çağrıldılar ve milletvekili oldular. Bu olay da, o güne dek görülmemiş bir gelişmeydi. İstanbul yüzyıllar boyu, Alevileri ancak ‘sorgulamak, sürgün etmek, vergi almak, tutuklamak ya da katletmek için’ aramıştı. Şimdi devletin en yüksek yönetim organında görev almak için çağrılmışlardı. Çelebi Cemalettin Efendi, Birinci Meclis’e milletvekili oldu ve Meclis Başkan yardımcılığı yaptı. Dersim’den Diyap Ağa, Hasan Hayri Bey, Mustafa Ağa, Mustafa Zeki Bey, Erzincan’dan Girlevikli Hüseyin Bey, Denizli’den Hüseyin Mazlum Baba, Kars’tan Pirzafe Fahrettin Bey, diğer bazı Alevi milletvekilleriydi. Kurtuluş Savaşı’nda, millicilere karşı fetvalarla çıkarılan gerici ayaklanmalar, Anadolu’daki Alevi varlığı nedeniyle, belli bölgelerde sınırlı kaldı. Aleviler, ayaklanmaların bastırılmasına olduğu kadar, yayılmasının önlenmesine de kaykı koydular. Komutan Atatürk adlı yapıtında bu konuya değinen General Celal Erikan; bütün milletin, padişah saffında karşı devrime katılacağını; ancak bunu ittihatçı örgütlerle, Aleviliğin önlediği ve Kurtuluş Savaşı’nın bu sayede mümkün olduğunu ileri sürer. Erikan şöyle söyler: ‘Eğer Türkiye bütünüyle ve birdenbire karşı devrime girmemişse, bunun iki nedeni vardır: Biri, Halife’nin kızdığı eski İttihat ve Terakkiciler, öteki inançları gereği Sunni Halife ve fetvasına pek önem vermeyen Şia mezhebinden alevilerdir.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / Syf 205)


Mazhar Müfit anlatıyor:


Sabahleyin hükumette birleştik. Hacıbektaş’a gitmek üzere iki otomobille hareket ettik. Çiftliğe geldiğimiz zaman öğle olmuş ve karnımız acıkmıştı. Köy halkı alevi idi. Bizi bir evin selamlık denilen odasında kabul ettiler. Vürudu ile yemek çıktı. Kahveler de içildi. Bu yol için program yoktu. Binaenaleyh yola çıktık ve Salih Baba’yı Rauf Bey’le beraber bulunduğum otomobile aldık. Salih Baba zayıf, sakallı, orta boylu, mütebessim çehreli, çok zarif bir zattı. Hacıbektaş’a geldik. O bize veda ile dergahına gitti. Biz de Çelebi Efendi’nin sarayı denilen harem selamlık büyük ve fakat siyah toprak sıvalı binanın selamlığının önünde durduk. Bizi bir odaya aldılar. Bu mütevazi oda Çelebi Efendi’nin kabul odası imiş. Beş altı dakika sonra Çelebi Efendi geldi. Paşa bizi takdim etti. İlk mülakatlara mahsus havai sözler söylendi. Sonra yemek yenildi. Ve Paşa, Çelebi ile görüşerek, tamamen Kuvayi Milliye taraftarı olduğuna dair söz aldı. Bu müzakere pek uzun sürmedi. Çelebi Efendi derhal vaziyeti kavradı ve adamlarına lazım gelen talimatı vereceğini vadetti. Paşa’nın giriştiğimiz mücadele hakkında verdiği tafsilat Çelebi’nin dikkatini çekti. Hatta Çelebi daha da ileri giderek cumhuriyet taraftarlığını ihsas ettirdi ise de Paşa zamanı olmayan bu mühim mesele için müsbet veya menfi bir cevap vermeyerek gayet tedbirli bir surette müzakereyi idare etti.


(Kaynak: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Birlikte Cilt 2 / Mazhar Müfit Kansu / Syf 492)


Yunan işgalinin genişleyeceğinden,"Ege Bölgesi’nin Yunanistan’a bağlanaca­ğından çekinen Hükümet, askerî bir hazırlık yapmak istiyor. Harbiye Bakanlı­ğı, kolordulara seferi kadroya göre mevcutlarını hangi askerlik şubelerinden ta­mamlayacaklarını bildirdi. Genişleme ve ilhak söylentisi Mustafa Kemal’e de duyuruldu ve görüşü soruldu. Cevap: 29


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 288)


Albay Rüştü Bey, Bayburt’ta Rawlinson ile görüştü. Rawlinson, Mustafa Ke­mal ile buluşmak istediğini, kendisinin milliyetçi olduğunu ve Türkleri savun­duğunu, Ingilizlerin de Türkiye’de güçlü bir hükumet ile barış yapmak, barış­tan sonra Türkiye’nin madenlerini işletmek istediklerini söyledi. Seçimlerle il­gili sorular sordu. Rüştü Bey, görüşme raporunu Karabekir’e bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 288)


Talat Paşa, Berlin’den bir aracı ile Mustafa Kemal’e elden gönderdiği not ha­lindeki mektubunda, bir yıldır yurt dışında yaptığı çalışmaları anlattı, izlene­cek yol konusunda görüşlerini bildirdi: Millî Teşkilat önderleri Meclis’e girme­li, Mustafa Kemal başkanlığında kuvvetli bir hükümet kurmalı, Bolşeviklerle anlaşarak Türkistan’da, İslam Dünyası’nda çalışmalı, bu teşkilat Mustafa Ke­mal’e bağlanmalıdır. Talat Paşa, Mustafa Kemal’in istediği tarzda çalışmaya hazır olduklarını da bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 288)


İstanbul’a Mısır’dan 2277 esir daha döndü. Esirler Selimiye Kışlası’na yerleşti­rildiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 288)


İradei Milliye: Hanımlar tarafından kurulan Anadolu Müdafaa-i Vatan Cemiyeti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 288)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG