22 Aralık 1920

Ankara Vali Konağı'nda Mustafa Kemal, bir kısım milletvekili ile Ethem sorununu görüştü. Hükümet'in Ethem hakkında aldığı tutum konusunda onları ikna etmeye çalıştı. Görüşmelerin sonunda Ethem'i Hükümet'in emirlerine uyma konusunda ikna etmek üzere onun Kütahya'daki karargahına bir milletvekili grubu gönderilmesi kararlaştırıldı. Kurula, 1.Kuvayı Seyyare'nin emir ve komutaya bağlı olması talimatı verildi. 5 kişilik kurul yarın yola çıkacak...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Lenin, Bütün Rusya Merkez Yürütme Komitesi ve Halk Komiserleri Kongresi'ne sunduğu raporda "Emperyalistlerin çevirdiği dolaplara rağmen Türkiye ile Sovyetler arasındaki ilişkiler adım adım güçleniyor" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Savaşın sonlarına doğru Türk ordusuna esir düşmüş ve İstanbul'da esir hayatı yaşarken Ateşkes Anlaşması'nın yapılmasında aracılık yapmış olan General Townshend, Avam Kamarası'nda "Mustafa Kemal'e yaklaşmalı, Fransızlarla da el ele yürümeliyiz" dedi. Başbakan L. George, "Asi bir general ile mi? Hem de barışa varmadan, elde garanti olmadan !... " cevabını verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bu eylem özgürlüğünü İtilaf Devletlerinin nasıl kullanabilecekler konusunda da aynı Fransız gazetesi 21 Aralık tarihli başyazısında ilginç önerilerde bulunuyordu: Yunanlıların Fransa ve İngiltere’ye borçları vardı. Bundan dolayı da iki hükümetin Yunan Krallığının çok zarar görmesinde çıkarları yoktur. Yunanistan’la ilişkileri kesmek ise Yunan ordularının Doğu Trakya’da ve Bayı Anadolu’da sürekli bulundurulması olgusuyla çelişkili olacaktır. O halde yapılacak iş, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın vekaletine dayanarak yapılmış olan Yunan işgalinin geçerliliğini yitirmesi için bu üç devletin kendilerini temsil etme hakkını geri almaları idi. Bu durumda Türklerle barış yapma olanağı sağlanacaktı. Konstantin de işgal bölgelerinden ya ordularını çekecek ya da yapılabilecek barışa karşı açık bir biçimde isyan edecekti. Bu satırlar bize bütün Fransa olmasa dahi belirli ve etkin bir kesimin Anadolu sorununun çözümünde, Ulusal Direnişin amaçladığı hedefleri kavramış ve benimsemiş olduğunu gösterir. Böyle bir eğilimin ortaya çıkmasında Anadolu’nun Güney yöresindeki Fransız askeri başarısızlıkların yanı sıra, Türkiye’deki Osmanlı döneminden kalan ekonomik mali yatırım ve alacaklarının mevcut koşulların sürmesinden göreceği zarar açıkça belliydi. Doğu bölgesindeki Türk askeri girişiminin başarıyla sonuçlanmasının de bu konuda etkili olduğu düşünülmelidir. Bütün bunlar bir arada söz konusu edildiğinde onaylanmamış olan Sevres Antlaşmasının değişikliği gündeme geliyordu. Özellikle bu gelişmeler giderek yoğunlaşacak ve 1921 Şubat’ında Londra’da toplanan konferansta yürürlüğe konulmayan bir takım ayrı antlaşmaların yapılmasını sonuçlandıracaktır.


Dış basında Londra Konferansı’nın değerlendirilmesi bu biçimde yapılırken uluslararası bu gelişmeleri iç basın nasıl karşıladı ve yorumladı? İstanbul basınında bu konuda gösterilen tepkiler örnek olmak üzere Vakit ve İkdam’da yayınlanmış olan başyazılara değineceğiz.


TÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İzzet ÖZTOPRAK / 248 - 249


Mondros Mütarekesi görüşmelerinden sonra ülkesine dönen General Townshend Türk müdafi ve muhibliğini sürdürmeye devam etmiştir. Nitekim Mondros mütarekesi hakkındaki fikir ve görüşlerini özel bir yazıyla İngiltere’nin Hindistan Nazırı Lord Montauge’ye yazmıştır. General bu mektubunda şunları söylemektedir.: “ Sulh konferansında Türkiye meselesi bahis konusu olurken hürmet edilmesi gereken bir millet olan Türklerin ekserisinin harp zamanında bile İngiliz taraftarı olduğunu nazarı dikkate almalısınız. Bu husus, inkarı kabil olmayan bir hakikattir..


İngiltere için yan tarafta birer diken teşkil edecek devletler yerine, Türkiye’nin Hindistan yolu üzerinde İngiltere’ye sadık ve itaatli bir dost kalması daha iyi olacaktır kanaatindeyim”


Townshend ülkesine döndükten sonra yayınladığı “ My Campaing in Mesopotammia” isimli hatıratında; Türklerin beklenileninden daha erken mütareke yapmasını sağlamakla bütün dünya barışına hizmet ettiğini yazmıştır. Kitabında Türkiye – İngiltere arasındaki görüşmelerin gerçekleşmesinde büyük bir rolünün olduğunu da belirten Townshend, Kutülamare’de gösterdiği sebat ve kahramanlığın vatandaşları tarafından takdir edilmesi neticesi İngiliz kamuoyunda saygın bir mevkie sahip olmuştu. Nitekim esaretinden sonra İngiltere’de yapılan seçimler sonrasında İngiliz Avam Kamarası’na mebuz olarak girmişti.


Townshend İngiliz Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmalarda Türk müdafii ve dostluğunu sürdürmüştür. Türk – İngiliz ilişkileri hakkında kendi hükümetinin politikalarını yanlış bulmuş ve bunu her fırsatta dile getirmiştir. Nitekim Bury St. Edmunds Temsilcisi Yarbay Guinnes 16 Aralık 1920’de Avam Kamarasında yaptığı konuşmada “ Müttefikler için Ankara ile , ya İstanbul aracılığı ile, ya da doğrudan doğruya ilişki kurmanın” lüzumundan bahsetmiş, General Townshend de “ Ben sadece Mustafa Kemal’e yakınlaşmamızı istediğimi söylemek istiyorum” diyerek, Mustafa Kemal ile doğrudan temas kurmanın önemini vurgulamak istemiştir. Fakat İngiliz Başbakanı Llyod George ise eskiden olduğu gibi, yine Yunanları destekleyen politikaları yürütmüştür.


Townshend 22 Aralık 1920’de Avam kamarasında yaptığı başka bir konuşmasında “ Mustafa Kemal’e yaklaşmalı ve Fransızlarla el ele yürümeliyiz “ demiş, ancak İngiliz Başbakanı Llyod George “ asi bir General ile mi? Hem de mutlaka bir sulha varmak için bir garanti olmadan” diyerek karşı çıkmıştır.


MİLLİ MÜCEDELE’DE MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN YABANCILARLA TEMES VE GÖRÜŞMELERİ / Doç. Dr. Cemal GÜVEN / 233


Çerkez Ethem konusu henüz bir sonuca bağlanmamıştı. Çerkez Ethem ve adamları, Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin “ kimsenin yardım ve asker toplayamayacağı” hakkındaki karar ve emirlerini kendi çıkarlarına aykırı görerek yerine getirmiyorlardı. Garp Cephesi Kumandanına baskıyı ve muhalefetlerini o kadar arttırmışlardı ki. İsmet Bey artık iyice bunalmıştı.


Mustafa Kemal buna rağmen son bir büyüklük daha yaptı. 22 Aralık 1920 akşamı Celal Bey (Bayar) Kazım Bey (Özalp), Eskişehir milletvekili Eyüp Sabri Bey, Dr. Adnan Bey, eski Eğitim Bakanı Vehbi Bey, Gümüşhane Milletvekili Hasan Fehmi Bey, Cebelibereket Milletvekili İhsan Bey, Sivas Milletvekili Emir Bey, Bolu Milletvekili Yusuf Ziya Bey, Fevzi Paşa (Çakmak) ve beni Ankara’nın eski hükümet binasında toplantıya çağırdı. Toplantıya çağırılanlar arasında Çerkez Ethem’in büyük kardeşi Çerkez Reşit de vardı.


Sorunun nasıl çözüleceği uzun uzun tartışıldı. Sonunda aralarında Çerkez Reşit’in de bulunacağı bir heyetin Kütahya’ya gitmesi kararlaştırıldı. Bu heyet, Çerkez Ethem ve kardeşi Tevfik’e son bir nasihatte bulunacak, onları ikna etmeye çalışacaktı. Beş kişilik bir heyet oluşturuldu. Heyette Celal , Eyüp Sabri, Vehbi ve Reşit Beylerle ben vardık. Reşit bu heyete Miralay ( Albay ) Kazım Bey’in de (Özalp) girmesini ısrarla istiyordu. Kazım Bey de bunu istiyor görünüyordu. Mustafa Kemal, bu üç kardeşin Kazım Bey’i aralarına almak ve başlarına geçirmek eğilimini bildiği için, masanın altından ayağına basarak Kazım Bey’i uyardı ve heyete girmesine izin vermedi.


KILIÇ ALİ’NİN ANILARI / HULUSİ TURGUT / 141-142

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG