22 Ekim 1919 Çarşamba

Mustafa Kemal Bahriye Nazırı Salih Paşa’yla görüşmek üzere Heyeti Temsiliye Kurulu’yla birlikte, 16 Ekim 1919’da Amasya’ya gitti. Aynı kente dört ay önce, milli hareketi başlatan bir general olarak gelmiş, halkı direnişe çağırmıştı. Şimdi rütbeleri ve resmi görevi yoktu ama Padişah onunla görüşmesi için nazırını gönderiyordu. Üstelik karşılarında bu kez İstanbul’un tanımak zorunda kaldığı bir halk önderi vardı.


Amasya’da karşılıklı olarak beş ayrı belge imzalandı. Kabul edilen metinlerin hemen tümü, onun Heyeti Temsiliye adına belirlediği isteklerden oluşuyordu. Yeni hükumet, Sivas Kongresi kararlarını benimseyecek, Meclis toplanana dek milletin geleceğini etkileyecek bir karar vermeyecekti. Barış görüşmelerine gidecek delegeler halkın güvenini kazanmış kişilerden oluşturulacak, millicilere yönelik kimi işten çıkarma ve rütbe indirmelerden sorumlu olanlar cezalandırılacaktı. Kuvayi Milliyeciler hakkındaki yargılamalar hemen durdurulmalıydı. Tartışma yaratan tek konu Meclisi Mebusan’ın toplanacağı yer üzerinde oldu. Salih Paşa İstanbul’da, Mustafa Kemal ise Anadolu’da toplanmasını istiyordu. Sonunda, bu konuda da onun isteğine yakın bir karar çıktı ve Bursa üzerinde uzlaşıldı.


Salih Paşa, Heyeti Temsiliye’nin isteklerini, dikkat çekecek kadar kolay kabul ediyor, belgeleri hemen imzalıyordu. Daha sonra, imzalanan belgelerin hemen hiçbirinin gereği yerine getirilmedi. Saray düzmecesine dayanan bu tutum, gerçek yüzünü yakında başlayacak işbirlikçi ayaklanmalarda gösterecekti. Salih Paşa, İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra, sadrazam oldu. Amasya’da imzaladığı anlaşmaların gereklerini yerine getirmek yerine, Padişah’ın yönlendirmesi altında, Damat Ferit’e yeniden hükumet kurdurmak için çaba harcadı.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam / Metin Aydoğan / Syf 183)


General Milne, Türk Genelkurmay Başkanlığı’na Karabekir’den şikayette bulundu. Doğu Cephesi’nde ateşkes şartlarına uyulmadığını, kolordu mevcudunun kararlaştırılanın üzerinde tutulduğunu ileri sürdü. Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa bu iddiayı reddedecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 186)


Lord Curzon’un Roma’ya yazısı: İzmir’i Yunanlılara istila ettirerek en büyük hatamızı işledik. Bunu tasvip etmediğimi daha 18 Nisan’da söylemiştim.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 186)


İngilizlerin İstanbul Haberalma Teşkilatı’na verilen raporu göre, Sovyet ajanı kılığına giren iki İngiliz ajanı Balıkesir’e gidip 61.Tümen Komutanı Kazım Bey’le görüştü. Raporda Albay Kazım’ın Türkiye için Bolşevizm’i uygun görmediği belirtiliyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 186)


Jurnal des Debats’da Auguste Quvaine’in yazısı: Hiç bir devlet, Türkiye mandası için bir diğerine güvenememiştir. Türklerin büyük bir kısmı, uluslararası bir denetimi kabul ve arzu etmiyorlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 186)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG