22 Eylül 1919 Pazartesi

Temsil Kurulu, Padişah’a çektiği telgrafta onun önceki günkü bildirisini cevapladı. Telgrafta, Damat Ferit Paşa Hükumeti’nin Padişah’tan gerçekleri gizlediği ileri sürülerek bu kabinenin milleti yabancı isteklerine feda ettiği, görevinde kalmasının büyük felaketler doğuracağı belirtildi. Ülkeyi korumak için Damat Ferit Kabinesi’nin hemen düşürülerek yerine milletin güvenini kazanmış bir hükumetin kurulması istendi. Telgraf örneği bir genelge ile kolordulara, merkez kurullarına ve valiliklerle mutasarrıflıklara da gönderildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 124)


Mustafa Kemal önceki gün Sivas’a gelen Amerikan Askeri Kurulu Başkanı General Harbord’la görüştü.


Harbord, Anadolu’nun ekonomik ve siyasi yapısı itibariyle iyice tükenmiş olduğunu ve bu koşullar altında güçlü devletlere karşı konulmasının olanaksız olduğunu uzun uzadıya anlatarak, bu nedenlerden ötürü mandater yönetim şeklinin kabul edilmesinin Türkler için en uygun yol olduğunu anlattı. Harbord konuşmasının bir yerinde şunları söylemişti:


‘Paşam! Bana bu görev verildiği zaman Türk tarihini okudum. Gördüm ki büyük kumandanlar yetiştirmiş, büyük ordular kurmuşsunuz. Bunu yapan bir milletin de mutlaka bir medeniyet sahibi olması gerekir. Bunu takdir ederim. Fakat bugünkü durumunuza bakalım. Siz, Birinci Dünya Savaşı’nda, başka Almanya olmak üzere dört büyük müttefik iken, dört yıl savaştınız. Ve sonunda mağlup oldunuz. Dört müttefikin bir arada yapamadığını, bu vaziyetinizle yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz. Fertlerin zaman zaman intihar ettiğini gördük. Şimdi de bir milletin intiharına mı tanık olacağız? Yani, milletinizi ölümden ancak, manda idaresini kabul etmenizle kurtarabilirsiniz.’


General Harbord’un bu sözleri üzerine büyük bir heyecanla ayağa kalkan Mustafa Kemal şu karşılığı vermişti:


‘Biz emperyalistlerin eline düşen bir kuş gibi yavaş yavaş ve sefil bir ölüme mahkum olmaktansa, babalarımızın oğulları olmak sıfatıyla vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ederiz. Ve yine şunu iyi bilmenizi isterim ki, bir millet maddi ve manevi bütün gücünü ortaya koyar, savaşır, didinir, sonunda başarılı olamazsa, o millet zaten ölmüştür. Fakat ben şuna inanıyorum ki, Türk milleti mutlaka başarılı ve muzaffer olacaktır.’


Mustafa Kemal bu sözleri söylerken, avucunun içinde pençeye düşen bir kuş işareti yapıyordu. General Harbord ise şaşkınlık içindeydi. Hala Mustafa Kemal’e uyarılar yapıyor ve sorular soruyordu:


‘Pekala! Bu kadar büyük bir işe girişiyorsunuz. Paranız var mı? Bütçeniz nerede ve nedir? Bu parasızlık ve vasıtasızlıkla işe girişmek memleketi feci bir akıbete sürüklemek değil midir? Bu sorumluluğu nasıl üzerinize alabiliyorsunuz?’


General Harbord’un bu soruları karşısında Mustafa Kemal o derece sinirlenmişti ki, elinde oynamakta olduğu tespihi kuvvetle çekmiş, ip kopmuş ve tespih taneleri dağılmıştı. Eğilip, o tespih tanelerinden birkaçını toplayarak ipe dizdi. Sözlerine şöyle devam etti:


‘Görüyorsunuz general! İp kopmuş ve taneler dağılmıştır. İşte, ben şimdi yaptığım gibi, o taneleri birer birer toplayacağım. İşte görüyorsunuz general, o zaten dağılmış. Öldürürsem ben öldürürüm. Yabancıların elinde öleceğine, kendi öz evladının elinde can versin. Fakat ben onu öldürmem. Toplayacağım, o dağılanı yeniden bir araya getireceğim!’


Harbord bu inanç ve heyecana tanık olarak Mustafa Kemal’in yanından ayrılırken kararlılık karşısında şunları söylemek zorunda kalır: ‘Biz de olsak, onun yaptığını yapardık.’


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 604)


İngilizlerin yeni kuvvetler getirmesinden sonra Eskişehir’de milli direncin artması üzerine Mutasarrıf Hilmi Bey, sıkıyönetim ilan etti. İstanbul’la ilişiği kesen merkezlere Bolu da katıldı.

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 124)


Temsil Kurulu adına Mustafe Kemal, Karabekir’den Trabzon’daki durumun düzeltilmesini, Trabzon örgütünün olayları ulusal çıkarlar açısından görme yeteneğine sahip kişilerden oluşmasını istedi. Halit Bey çok sert biri olarak beğenilmiyorsa gerekli diğer tedbirlerin alınmasını istedi. Trabzon Valisi, belediye başkanı, MHC yöneticileri, Temsil Kurulu’na ve Karabekir’e bir süredir yaptıkları başvurularda ve verdikleri cevaplarda, Sivas Kongresi’nin kararlarını tanımadıklarını bildiriyorlar ve İstanbul’da ilişiğin kesilmesine karşı çıkıyorlardı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 125)


The Times Gazetesi: Bir Anadolu Cumhuriyeti. Asilerin başı Mustafa Kemal


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 125)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG