22 Haziran 1919 Pazar


21/22 Haziran 1919 gecesi saat 21.00 milli mücadelenin felsefesinin tam bağımsızlık üzerine kurulu felsefesinin artık stratejiye dönüştürülerek, uygulama metni olarak kaleme alınıp, telgrafın susmadığı yurdun her yanına yayılan bir belgenin tescilinin başlangıcıdır.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 551)


Nutuk’tan/


18 Haziran 1919 tarihinde Trakya’ya verdiğim direktifte işaret ettiğim bir noktanın uygulama zamanı gelmiş bulunuyordu. Hatırınızdadır ki o nokta, Anadolu ve Rumeli ulusal örgütlerini birleştirerek, bir merkezden temsil etmek ve yönetmek üzere Sivas’ta genel bir ulusal kongre toplamaktı. Bu amacın sağlanması için yaverim Cevat Abbas Bey’e 21/22 Haziran 1919 gecesi Amasya’da yazdırdığım genelgenin temel noktaları şunlardı:


Vatanın bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.


İstanbul hükumeti üstlendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum, ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir.


Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.


Ulusun içinde bulunduğu durum ve koşullarını gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir ulusal heyetin varlığı zorunludur.


Anadolu’nun her bakımdan en güvenli yeri olan Sivas’ta ulusal bir kongrenin hızla toplanması kararlaştırılmıştır.


Bunun için bütün illerin her sancağından ulusun güvenini kazanmış 3 temsilcinin, mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir.


Her olasılığa karşı bu mesele bir ulusal sır olarak tutulmalı ve temsilciler gerekli görülen yerlerde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.


Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır.


Görüyorsunuz ki bu yazdırdıklarım, zaten vermiş ve 4 gün önce (18 Haziran 1919) Trakya’ya bildirmiş olduğum bir kararın Anadolu’ya genelgeyle duyurulmasından başka bir şey değildir. Bu kararın, karanlık bir odada alınmış korkunç ve esrarengiz yeni bir karar olmadığı, sanırım ki kolay anlaşılır.


Nutuk’tan/


Şimdi imza konusuna gelelim.


Ben taslağın yeni gelen arkadaşlar tarafından da imzalanmasını istedim.

Rauf bey misafir olduğundan bu taslağa imza koymak için kendinde bir ilgi ve yetki görmediğini nezaket gereği bildirdi. Bunun tarihi bir anı olduğunu ifade ederek imza etmesini söyledim. Bunun üzerine imzaladı.


Refet bey imzadan kaçındı ve böyle bir kongrenin yapılmasındaki amacı ve yararı anlayamadığını söyledi.


İstanbul’dan beri yanımda getirdiğim bu arkadaşın -tuttuğumuz yola göre- anlaşılması çok basit olan bir konuda, gösterdiği düşünce ve duygu durumundan üzüntü duydum. Fuat Paşa’yı çağırttım. Paşa, amacımı anlayınca hemen imza etti. Fuat Paşa’ya, Refet beyin kararsızlığının sebebini anlayamadığımı söyledim. Fuat Paşa, Refet Bey’den biraz ciddi biçimde açıklama istedikten sonra, Refet bey taslağı eline alarak kendine özgü bir işaret koydu. Öyle bir işaret ki bunu bu taslakta bulmak biraz zordur.


Nutuk’tan/


Kongreye daveti içeren genelge, sivil ve askeri makamlara şifre olarak verildi. Bundan başka İstanbul’da bulunan bazı kişileri de gönderildi. Fakat bu kişilere ayrıca bir de genel mektup yazdım. Bu mektupta söylediğim noktaları kısaca tekrar edeceğim:


Yalnız mitingler ve gösteriler, büyük gayeleri hiçbir zaman gerçekleştirmez.


Bunlar ancak ulusun sinesinden fiilen doğan ortak güce dayanırsa kurtarıcı olur.


Zaten acı olan durumu tehlikeli şekle koyan en önemli etken, İstanbul’daki karşıt akımlar ve ulusal davayı zararlı bir şekilde yüzüstü bırakan siyasi ve ulusal olmayan propagandalardır. Bunun cezasını vatanımız zararına olarak fazlasıyla görmekteyiz.


Artık İstanbul Anadolu’ya egemen değil, bağlı olmak zorundadır.


Size düşen fedakarlık çok büyüktür.


Kazım Karabekir, Mustafa Kemal’e yazdığı 17 tarihli cevabına ek olarak bugün de şunları bildirdi: Kafkaslar’da durum lehimize gelişiyor ama İstanbul’un durumu karar ve hareketlerimizi sınırlıyor. İstanbul’dan mümkün olduğu kadar çok aydının Anadolu’ya geçmesi pek önemlidir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 338)


İngilizlerin Samsun Kontrol Subayı Yüzbaşı Perring, Amasya’da Mustafa Kemal’i ziyaret etti. Mustafa Kemal Perring’e Müttefikleri İzmir’i işgal ettirerek ateşkes anlaşmasını bozmalarından hayal kırıklığına uğradığını söylemiş.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 339)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG