22 Temmuz 1921

İsmet Paşa, Genelkurmay'a ordunun Sakarya gerisine çekilmesinin zorunlu olduğunu yazdı, sevk ve idare konusunda Fevzi Paşa'nın görüşünü sordu. Türk kuvvetleri, aldıkları emre uyarak çekilmeye, Yunan kuvvetleri, önemli bir engelle karşılaşmaksızın ilerlemeye devam etti. Bugün bazı Yunan kolları 32 km. ilerledi. Yunan Ordu Komutanlığı verdiği raporda "Büyük Eskişehir Savaşı, kahraman ordumuzun tam bir galibiyeti ile sona ermiştir, Türk kuvvetleri, gece yürüyüşleri yaparak Sivrihisar ve kuzeyine doğru kaçmaktadırlar" dedi. Yunanlılar, üslerinden çok uzaklaştıkları için etkili bir takip yapamadılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal, hükümet merkezinin ve dolaylarının güvenliğini sağlamak için Meclis Muhafız Taburu'nun ilk fırsatta Ankara'ya gönderilmesini Batı Cephesi Komutanlığı'ndan istedi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan 1 2. Tümen Komutanı Andreu, Başkomutan Papulas'a yazdığı mektupta araç ve gereç bakımından güçlendirilmesini istedi. Papulas 24'te vereceği cevapta, ona bir kolordu komutanlığı vereceğini bildirecektir. Papulas, orduya yayımladığı günlük emirde, "Kahramanca başarılar elde ettiniz. Yunan tarihine parlak bir sayfa yazdınız. Esaret altındaki kardeşleriniz, mucizeli süngünüz sayesinde hürriyet havasını teneffüs ediyor. Eserinizle gurur duyun fakat mağlup düşmanı küçümsemeyin. Böyle askerlere önder olduğumdan gurur duymaktayım" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan donanması Sinop'u vurdu. Yunanlılar, silah nakliyatına engel olmak için Karadeniz kıyılarındaki limanları topa tutuyorlar. Bunun sonucu, kısa süre için nakliyata ara verilecek ve Türk gemileri saldırıdan korunmaları için Rus limanlarına gönderilecektir. Yüksek Komiser Vekili Rattigan'ın önerisi: Mustafa Kemal'in (6 Temmuz tarihli) cevabı Ankara'nın küstahça gururuna yeni bir delildir. Tarafsızlığı bırakalım...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Fethi Bey'in Roma'da tuttuğu not defterinden: Ümit kapısı gittikçe kapanıyor. Birçok silah ve mühimmat Eskişehir'de bırakılmış. Ne müthiş yaslı haberler! Demek, bütün ümitler ve emeller, Rumların darbesiyle berhava oldu. İnşallah bu sahifeleri ilerde okuduğum zaman ne kadar esassız bir yeise tutulduğumu görerek memnun olurum.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İkdam: Eskişehir'in boşaltılması da önemli değildir. Şehir ve köyler değil, milli ordu lazımdır. Harbin en canlı ve can alıcı safhasına bundan sonra gireceğiz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Selim Erdoğan Sakarya kitabında anlatıyor:


Yunan Küçük Asya Ordusu Komutanı Papoulas 22 Temmuz günü muharebelerin resmen sona erdiğini kabul ederek Savunma Bakanı Theotokis aracılığıyla Atina’ya raporunu gönderir:


‘Büyük Eskişehir Muharebesi kahraman ordularımızın kesin bir galibiyetiyle sona ermiştir. Çekilen Türk kuvvetlerinin takibi Eskişehir’in 45 km doğusuna kadar sürdürülmüştür. Geri kalan Türk kuvvetleri gece yürüyüşleri yaparak Sivrihisar ve kuzeyine doğru kaçmaktadır. Ordu şimdiye kadar sayılabilen 40 top ile birçok esir, makineli tüfek, piyade tüfeği, önemli sayıda cephane ve malzeme ele geçirmiştir.’


Türk Ordusu’nun büyük kısmının imha edildiğini, kalanınsa muharebe edemez durumda olduğunu ifade ettiği raporda krala ve başbakan söylediği şudur: ‘İleri harekat öncesi hükümetin koyduğu Türk Ordusu’nun imhası, bu mümkün olmadığı takdirde uzun süre tehdit oluşturulamayacak hale getirilmesi hedefine ulaştık’


Oysa bunun doğru olmadığını kendisi de çok iyi bilmektedir. Türk Ordusunun onca emeğe ve kayba rağmen ellerinin arasından kayıp gitmesi aslında zafer değil, büyük bir başarısızlıktır. Menzillerinden, ikmal noktalarından uzaklaşmaktan korktuğu için, çekilen Türk Ordusunu doğru dürüst takip etmemiştir bile. Söylediği bu yalandan rahatsız olacak, birkaç gün sonra gerçek durumu açıklamak ve harekatın devamı hakkında karar alabilmek için başbakanı Kütahya’ya davet edecektir. General Papoulas’ın Türklerden ele geçirilen askeri malzeme konusunda verdiği sayılar da gerçek değildir. Örneğin 40 top değil 18 top ele geçmiştir.


Türk Ordusu bir yıl içinde bunun on katından fazlasını Yunanlardan sökerek alacaktır.


Ankara’daki sarışın kurt bu tahsilatın hazırlıklarına çoktan başlamıştır aslında.


22 Temmuz günü Genelkurmay Karagahı’ndan iki tecrübeli kurmay subayı, Binbaşı İsmail Hakkı Bey ve Yüzbaşı Ali Rıza Efendi’yi Sakarya Nehri boyuna gönderir. Bu ekipte aynı zamanda İstanbul’daki Felah teşkilatı aracılığıyla Ankara’ya getirtilmiş harita subayları da vardır. Ekip hem Sakarya Nehri boyunca ve Ankara yönünde savunma hatlarını, direneklerini belirleyecek hem de Sakarya’nın Ankara Çayı birleşiminden Ilıca Deresi’ne kadar uzunluğu boyunca ve iki yakasında da onar km derinlikteki sahanın 1/100.000 ölçekli haritasını yapacaktır. Böylece bir daha hiçbir Türk komutanı ihtiyaç duyduğu haritayı esir aldığı düşman subayının ceplerinde aramak zorunda kalmayacaktır.


Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nin bilançosu çok ağırdır; 30.000’i aşkın er tüfekleriyle firar etmiştir. Ölü ve yaralı olarak da zayiat çok fazladır. Ordunun muharip günü neredeyse yarıya düşmüştür. Buna rağmen Genelkurmay’ın 22 Temmuz günü verdiği emirler, kaybetmeyi bilmeyenlerin vereceği türdendir. Yunan Ordusu zafer kutladığı sırada Anada bölgesinden trene binmekte olan Türk 5.Tümenin yanı sıra 9.tümenin de Batı Cephesi emrine yollanması, Merkez Ordusu emrindeki 42.Alay, 15.Tümenin hucumlu aburu gibi, irili ufaklı tüm birliklerin acele Ankara’ya doğru yola çıkarılması emredilir.


Papoulas muharebeler bitti sanmaktadır.


Oysa söz konusu vatansa, Türk bitti demeden bitmez!


(Kaynak: Sakarya / Selim Erdoğan / Syf 120)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG