23 Şubat 1920 Pazartesi

Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal’in önceki günkü yazısına cevap vererek Temsil Kurulu ve Kuvayı Milliye’nin işi artık Meclis’e bırakmasını istedi. Ka­rabekir’e göre Meclis, bunları gerekli görmez ve güvenlik içinde bulunduğunu ilan ederse, hem Temsil Kurulu’nu, hem Kuvayı Milliye’yi dağıtmak gerekir. Aydın Cephesi’ni de kolordular durum ve amaca göre yönetir. Mustafa Ke­mal, önceki gün Rauf Bey’e gönderdiği, bir örneğini de Karabekir’e ulaştırdığı yazısında, Hükümet’i suçlamış, Temsil Kurulu’na ve Kuvayı Milliye’ye gerek görülüp görülmediğinin, görülmüyorsa Aydın Cephesi’nde ne gibi bir tedbir düşündüğünün bildirilmesini istemişti. Harbiye Bakanı Fevzi Paşa, Mustafa Kemal’e gönderdiği yazıda, Başbakan’m Kuvayı Milliye’yi reddetmediğini, yalnızca hükümet işlerine müdahale isteme­diğini bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 390)


Meclis’in açık bulunmadığı 23 Aralık 1918-12 Ocak 1920 tarihleri arasında Hükümet’in çıkardığı kanun gücündeki kararnamelerin listesi Takvim-i Veka- yi’de yayımlandı ve bunlann Meclis’e sevkedildiği belirtildi. Bu yaklaşık 13 ay­lık süre içinde 240 kararname çıkarılmış. Gelibolu Mebusu Celal Nuri, Mec­lis toplantı halinde değilken Hükümet’e kanun gücünde kararname çıkarma yetkisi veren 5 Ağustos 1909 tarihli 36 sayılı Anayasa maddesinin yürürlükten kaldırılmasını önerdi. Tartışmalardan sonra öneri komisyona gönderildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 391)


İngiliz Yüksek Komiseri Robeck’ten Curzon’a: Bizim aldığımız kararlara saygı duymayan tek halk Türkiye halkıdır. Anadolu’daki bütün hareketleri Mustafa Kemal tertipliyor. Milliyetçiler, kendi sultanlarına ihanet ediyorlar. Müttefikle­ri kızdırıyorlar. Damat Ferit, üzerlerine asker göndermek istiyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 391)


Ziya Gökalp’in Malta Polverista’dan İstanbul’daki kardeşine mektubu: “Pa­ris’e ısmarladığım kitaplar geldi. Bir haftadan beri felsefe derslerini takip ediyo­ruz. Türklerin İçtimaî tarihini de görüyoruz. Tekye devam edemedi; çünkü musikî bilenler yok. Şimdi herkes kendi kitapları ile mütalea, ders yahut tercümeleri ile meşgul... İyi bir sulh olacağına itimadım var. Ahval gittikçe iyi­leşiyor. Almanların memleketlerinde muhakemelerine razı- olmuşlar. Aynı usulün Türklere dç teşmili zarurîdir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 391)


Urfa’daki Fransızlar güç durumda. Fransızların 30 öküzünden ancak 8’i sağ kalabildi. Kar ve soğuk altında, hendeklerde kendilerini savunmaya çalışan Fransız askerlerinin ayakları donuyor, siperlerde ellerini yaktıkları odunlarla ısıtmaya çalışıyorlarken Müslüman halkın türküleri, kadınların lu-lu-lu sesleri duyuluyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 391)


Nutuk'tan/


Efendiler, bugünlerde Kuvayı Milliye’nin mücadeleye devamı konusunda kamuoyunu yoklamaya duyulan ihtiyaç üzerine Rauf Bey’e şu telgrafı da yazdım ve Erzurum’daki Kâzım Karabekir Paşa’ya da çektirdim.


‘Heyet-i Temsiliye’nin teşkilâtının başında, barış yapılına kadar şeklini koruması gereği, bütün arkadaşlarımızın ısrarı üzerine kabul edilmiştir. Oysa hükûmetin tutumu, Meclis’de Kuvayı Milliye’nin kanun dışı olduğunu alkışlattıran nutuklar, kamuoyunu millî teşkilât aleyhine çevirmektedir.


Bu bakımdan:


1 — Hükûmetin, Kuvayı Milliye’nin devamına taraftar olup olmadığını bildirmesini istemek gerekir.


2 — Felâh-ı Vatan Grubu’nun Kuvayı Milliye’yi dağıtmak lüzumuna inanıp inanmadığını bildirmesi gerekir. Eğer bu kuvvetin devamına lüzum görüyorsa bunu, Meclis’te de gerektiği şekilde savunmalıdır.


3 —Kuvayı Milliye’nin ortadan kaldırılması tercih edildiği takdirde, İzmir, Maraş ve öteki cephelerde ki düşmana karşı hükûmetçe gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak söz konusudur.


Yukarıda arz edilen düşüncelerin yerine getirilmesini ve sonucun bildirilmesini rica ederiz. Biz, elimizdeki kuvveti iyi koruyamadığımız takdirde, dış kuvvetlerin de bize değer vermeyeceklerini hatırlatmak isteriz.

Mustafa Kemal’


Kâzım Karabekir Paşa, 23 Şubat 1920 tarihli cevabında şunları diyordu:


«Mecliste beliren akıma karşı, Kuva’yı Milliye’nin ters bir tavır almasını uygun bulmuyorum. Kuvayı Milliye’nin devamına Meclis taraftar olmazsa, Heyet-i Temsiliye faaliyetine son verir fakat Meclis’in bu sorumluluğu yüklenip, geleceğin güvenilir olduğunu duyuracağı pek şüphelidir. Rauf Beyefendi bu teklifi yapar ve bu kararları aldırır da, Heyet-i Temsiliye’nin işbaşından çekilmesi gereğini bildirirse, o zaman Heyet-i Temsiliye bunu kabul eder. Millete ilân ederek faaliyetten uzaklaşır. Şüphesiz ki, bir yıldan beri milletin ısrarı ile kurulmuş olan Aydın cephesi, ne dağılıp kendi kaderini Yunanlıların eline teslim eder ve ne de hükûmet bunları dağıtabilir. O mücahitler kendiliklerinden savaşa devam ederler. İşte benim âciz görüşümün bundan ibarettir»

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG