23 Şubat 1921

Bekir Sami Bey başkanlığındaki Ankara Delegeler Kurulu, Londra Konferansı'na katıldı. İstanbul Hükümeti delegelerinin başkanı ve Başbakan Tevfik Paşa, Konferans'a bir muhtıra sunarak Türkiye'nin egemenliğini ve bağımsızlığını savundu. Türkiye'nin tek ve gerçek temsilcilerinin Ankara delegeleri olduğunu söyleyerek sözü Bekir Sami Bey'e bıraktı. Ankara delegeleri Misak-ı Milli temelinde görüşlerini açıkladılar. Üç İtilaf Devleti'nin temsilcileri ise tartışmayı Sevr Anlaşması'na çekmek isteyerek Türkiye'nin hangi noktalarda değişiklik istediğini öğrenme isteğinde direttiler. Ankara ve İstanbul delegelerinin bu konuda ayrıntılı bir çalışma yapması için oturum yarına ertelendi. Bekir Sami Bey, İstanbul delegelerinin Türkiye'yi temsile yetkili olmadıklarını belirttiyse de L. George iki kurulu da dinleyeceklerini söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Enver Paşa, Afganistan'da bulunan Cemal Paşa'ya resmi Türkiye Komünist Fırkası, Mustafa Suphi, Türk İngiliz ilişkileri vb. konularda bir rapor gönderdi. Raporda Anadolu'nun karışık ve Mustafa Kemal'in duruma hakim olduğu anlatıldı.


Mücahit Grubu'nun adı Muharip Grubu'na çevrildi. Genelkurmay'ın gizli haber alma, casusluk ve karşı-casusluk işlerini yürütmek üzere 2 3 Eylül'de kurulan örgütün adı, daha sonra Felah Grubu'na çevrilecek. Hakimiyeti Milliye: Şanlı hilal, Ardahan ve Artvin'de.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


The Times: Yunanlılar Ankara'ya ilerlemeye hazırdırlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Konferansın Türk heyetlerinin katıldığı, ancak bu kez de Yunan heyetinin katılmadığı,65

23 Şubat 1921 tarihli oturumunda66 Lloyd George konuşmasına, Sevr Barış Antlaşması’nın

Türkiye’de barışı sağlamak amacıyla hazırlandığını, ancak taraflar arasında imzalandığı halde

barışın sağlanamadığını vurgulayarak başlamıştır. Konuşma sonrasında Tevfik Paşa, İstanbul

Hükümetinin görüşlerinin özetini içeren bir belgeyi konferansa sunmuş ve sözü Ankara

Hükümeti heyeti Başkanı Bekir Sami’ye bırakmıştır.67 Bekir Sami Bey ise Büyük Millet

Meclisi’nin Doğuda sürekli bir barışın sağlanmasını içtenlikle dilediğini belirterek sözlerine

başlamış ve Türklerin kabul edebilecekleri asgari sınırın Misak-ı Milli ile belirlendiğini

hatırlatmıştır. Sevr Antlaşması yürürlükte kaldıkça Türklerin bağımsız ve ayrı bir ulus olarak

varlıklarını sürdürmelerinin olanaksız olduğunu da özellikle vurgulamıştır


(Kaynak: 1921 Londra Barış Konferansı’nda Yunan Heyeti ve Tezleri / Çağla D. TAĞMAT / Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi Yıl 9 Sayı 18 (Güz 2013))


21 Şubat’tan itibaren de yarı resmi görüşmelere başlanıldı. Bu mülakatlarda Rus tarafından Çiçerin ve Karahan Türk tarafında ise Ali Fuat, Yusuf Kemal ve Rıza Nur hazır bulunuyordu. İlk iki görüşmede Rus Heyeti problemli konulara değinerek ters bir tutum takındı. Bu tavır karşısında Türk heyeti, Sovyet Hükümeti’nin siyasi ve askeri ittifak yapılması hususundaki teklifi üzerine Moskova’ya geldiklerini ve bu konuda Mdivani’den alınan ikinci bir mektup gösterdi. Onlar da İngilizlerle ticaret anlaşması imzalamak zorunda olduklarından dolayı ittifak yapmalarının mümkün olmadığını; Mdivani’nin de zaten siyasi mutabakattan bahsettiğini söylediler. Bu arada Anadolu’da komünistlere karşı şiddet kullanıldığı, Gümrü Antlaşmasının 5,inci maddesinde komünistler aleyhinde Taşnaklara silah yardımı konusunda söz verildiği; hala Gümrü’nün boşaltılmadığı ve Ermeniler aç bırakılarak Komünist Teşkilatın zayıf düşürüldüğü suçlamalarında bulundular. Türk Heyeti ise bu suçlamaları kesinlikle reddetti. Ayrıca Ruslar, Ermenilerin de konferansta hazır bulunmalarını teklif ettiler; ama Türk Heyetinin kabul etmemesi üzerine bundan vazgeçtiler. Hatta Rıza Nur, Karahan’ın Ermeni olduğu için temsilci olarak kabul etmeyeceklerini söylediğini; bunun üzerine Celal Korkmazof’un atandığımı iddia etmektedir. Ali Fuat Paşa ise Ankara Hükümetinin Karahan’ı istemediğini yazmaktadır.


Görüşmelerin böylesine olumsuz bir havada başlaması ve aynı şekilde devam eğilimi göstermesi üzerine Kars’ta Mdivani’nin tavsiyeleri de hatırlanarak Türk Heyeti, Stalin ile görüşmeye karar verdi. Heyet Stalin tarafından 22/23 Şubat gecesi kabul edildi. Görüşmede, Rusçaya son derece vakıf olan Sefaret Başkatibi Aziz Bey tercümanlık yaptı. Burada, Stalin’de ittifak antlaşması yapamayacaklarını; çünkü İngilizlerle ticaret anlaşması yapmaya kararlı olduklarını, buna engel olabilecek hiçbir politikayı uygulamayacaklarını söyledi. Bu anlaşmanın amaçlarından birisinin de İngiltere, Fransa ve Amerika arasındaki ittifakı parçalamak olduğunu, bunun da Türkiye’nin yararına olacağını ilave etti. Sonuçta ancak kardeşlik ve dostluk antlaşması imzalayabileceklerini ve Türkiye’ye yardıma devam edeceklerini söyledi. Stalin’le gerçekleşen görüşmeden sonra 23/24 Şubat gecesi de Çiçerin ile görüşüldü. Çiçerin, önceki görüşmeye nazaran son derece olumlu bir hava içine girmişti. Bu değişimde Stalin’in rolünün büyük olduğunu söyleyebiliriz. Yukarıda bahsettiğimiz en son görüşmede 26 Şubat’ta konferansın açılmasına karar verildi.


MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA ANKARA-MOSKOVA İLİŞKİLERİ / Prof. Dr. SAİME YÜCEER / 136-137-138


İlk kuruluşta Moltke ismiyle tarih sahnesine çıkan grup sırasıyla Hamza, Mücahit, Muharip ve nihayetinde Felah Grubu ismiyle faaliyetlerine devam etmiştir. Alt bölümlerine verilen kod isimleri nedeniyle, bazen bu kod isimlerinin ayrı bir grup ismi gibi (Örneğin Güneş Grubu) kullanıldığı da görülmektedir. Hamza Grubu’nun son adı olan Felah değiştirilmeden Milli Mücadele sonuna kadar kullanılmıştır.


Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da toplanmasından ve Ankara Hükümeti’nin, İstanbul’un etkisini pasifize eden bir güç olarak ortaya çıkmasından sonra başta İstanbul olmak üzere, ülkenin her tarafındaki gizli direniş gruplarının tek bir merkezden, Ankara’dan yönetilmesi kararlaştırılmıştır. Böylelikle Anadolu’ya subay, silah, cephane ile malzeme göndermek ve istihbarat yapmak amacıyla, EHUR’a bağlı olarak 23 Eylül 1920 tarihinde İstanbul’da Hamza Grubu kurulmuştur.


Hamza Grubunun üyelerinden Şakir Muzaffer Bey’in saraya ve İngilizlere bilgi vermesinden şüphelenilmesi, Grup şifrelerinin İngilizlerin eline geçmesi ve Ankara’dan beklenen kurye çantasının kaybolması dolayısıyla, 15 Aralık 1920’de Grup ismi değiştirilerek “ Mücahit Grubu “ adını almıştır.


Mücahit Grubu da yazışma ve faaliyetlerini 23 Şubat 1921 tarihine kadar sürdürebilmiş ve bu tarihten sonra “ Muharip Grubu “ adını almıştır.


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARAT FAALİYETLERİ / SERDAR YURTSEVER/ 57-58-59-60


Serdar Yurtsever Milli Mücadelede İstihbarat Faaliyetleri kitabında yabancı istihbarat faaliyetleri örnek olay incelemesini anlatıyor. 23 Şubat 1921 tarihli bir diğer istihbarat raporunda ise, Londra’ya gönderilen İstanbul Hükümeti Heyeti üyeleri hakkında İngiliz istihbaratçısı Yüzbaşı Bennett tarafından hazırlanan şu bilgiler verilmektedir.


“Tevfik Paşa : Londra’da iyi biliniyor. Sahip olduğu az enerjinin çoğunu yitirdi ve oğlu Damat İsmail Hakkı Bey’le eski sekreteri, şimdi Stokholm’da Türk orta-elçisi bulunan Şevki Bey’in etkisindedir. Bu ikisinin milliyetçilere karşı sempatisi vardır ve herhalde Ankara yönetimiyle ilişki kurmuşlardır. İzmir üzerinde koşulsuz Türk egemenliği ve Üçlü Sözleşmenin değiştirilmesini destekliyorlar.


Osman Nizami Paşa : Delegasyonun en kıdemli, saygınlığı olan üyesidir. Güçlü bir karaktere sahiptir ve oldukça yurtseverdir. Son iki aydan beri Roma’da Türk çıkarları için çok çalışmıştır. Anadolu’yla ve Avrupa’daki belli başlı milliyetçilerle ilişki kurmuştur. Roma’da iken İtalyan Yönetimi’nin Londra’ya getirmeyi dilediği Osmanlı eski Maliye Bakanı’yla sıkı ilişki içindedir. İtalyan Dışişleri Bakanı’yla da ilişkileri oldukça iyidir.


Reşit Paşa: Padişah’ın adamı ve politik açısından önemsiz birisidir. Padişah ona delegasyonların kendisini tahtından indirme konusunu ele alıp almayacaklarını yakından izleme görevini vermiştir.


Yarbay Kadri Bey : Veliahdın başyaveri ve Türk kurmay subaylarının en iyilerinden birisidir. Anadolu’da etkisi geniştir ve Veliahdın çıkarlarını gözetir.


Kazım Bey : Maliye Bakanlığı Başmüfettişidir. Maliye uzmanı delege olarak, son günlerde Paris’e giderek Fransız bankerleriyle ilişki kurmuştur. Kişisel olarak sevilmiyor. Damat İsmail Hakkı ve Şevki Bey, onun görüşlerine karşı çıkıyorlar.


Deniz Yüzbaşısı Ali Rıza Bey : Deniz Bakanlığının temsilcisidir. Anadolu’daki etkisi yüzünden ve iki delegasyon arasında iyi bir anlaşmaya varılmasına yardımcı olması umuduyla seçilmiştir.


Cemil Bey : Cenevre’deki başkonsolostur. Şimdiki Osmanlı Dışişleri Bakanı Sefa Bey’in yeğenidir. Osman Nizami ile pek içten ilişkileri vardır.


Blacque Bey : Karısı İngiliz olan bir Musevi’dir. Londra’daki Türk yandaşı çevrelerle ilişki kurmak ve mümkünse Türk’lerden yana propaganda örgütlemek için gönderilmiştir.”


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARAT FAALİYETLERİ / SERDAR YURTSEVER / 172-173

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG