23 Ağustos 1920 Pazartesi

Şimdiki Birinci Divan-ı Harb-i Örfi Başkanı (Nemrut) Mustafa Paşa'yı Bursa Valisi iken, Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin kuruluşunun ertesi günü (3 Ekim 1919), görevini bırakmaya zorlamaktan, Yarbay Rahmi Bey, İstanbul İkinci Divan-ı Harb-i Örfi tarafından ömür boyu hapse mahkum edildi. Emri veren o zamanki 61. Fırka Kumandanı Bekir Sami Bey hakkında, zaten önceden verilmiş idam kararı olduğundan, yeni bir karara gerek görülmedi. Mustafa Paşa'dan sonra Bursa Valiliği'ne, buradan da İçişleri Bakanlığı'na getirilmiş olan Ebubekir Hazım Bey de Mustafa Bey'in başkanı olduğu mahkeme tarafından idam cezasına çarptırılmıştı. Padişah, Rahmi Bey'in cezasını 10 Ekim'de onaylayacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 185)


Mustafa Kemal, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kütahya Merkez Kurulu'na, Kütahya Milli Alayı'nı kurdukları için bir yazıyla teşekkür etti. Mustafa Kemal, Demirci Mehmet Efe'ye çektiği telgrafta, Ankara'ya gelen 57. Tümen eski Komutanı Şefik Bey'den aldığı bilgilerle Demirci'nin vatana hizmetlerini öğrendiğini belirterek, buna eskisi gibi ve tam bir güvenle devam etmesini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 185)


Yunanlılar faaliyette. İzmir'de iki süvari alayı, bir makinalı silah birliği ve bir topçu birliğinden kurulu süvari tugayı toplanarak örgütlendi. 18'de de Patros'tan İzmir'e ve Manisa'dan Balıkesir'e birer tümen taşınmıştı. Yüksek Komiser Steryadis Burhaniye'ye, oradan Edremit'e geldi. Kaymakamdan, Osmanlı toprakları içinde kalan bu bölgede memur aylıklarının düzenli olarak ödenmesini istedi, aksi halde, Yunan işgal makamlarının ilçenin bütün gelirlerine ve kaynaklarına el koyarak bu maaşları ödeyeceğini bildirdi, Yunanlıların bu hareketinin Türklerin iç işlerine karışma olmadığını ekledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 185)


L.George, İtalyan Başbakanı'nı Türkler üzerine silahlı birlikler göndermeye ikna etmeye çalışıyor: "İstanbul'daki Türkler, artık o eski yumuşak Türkler değil. Çanakkale'de gemilerin hiç bir rolü olmuyor. Mustafa Kemal, hemen hemen bitmiştir. Elinde hiç bir savaş malzemesi yok. Buna rağmen Türkler bilinemez.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 185)


Osmanlı hakimiyeti altında üç dört asırdır yaşayan Yunanistan, her türlü faaliyetinde serbest kalmıştır. Ancak Yunanistan, Osmanlı’nın başına gelen her beladan faydalanmak istemiş ve faydalanmıştır. Fransa, İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı Devleti düşmanı olmalarından faydalanmış, isyan etmiş ve bağımsızlığı verilmiştir. Kırım Savaşı’ndan, Balkan Savaşları’ndan ve en çok da Dünya Savaşı’ndan yararlanmıştır. Şimdi Anadolu’yu benimsemeye kalkmaktaydı ama kahrolup öyle gidecektir.


Yunan halkının hepsi Türk düşmanı değildir. Aslında Fransa’da Venizelos’a sıkılan kurşunlar, Balkanlar’ın güneyinde bir değil, iki Yunanistan olduğunu gösterdi. Biri hakkını ve haddini bilmek isteyen asıl Yunanistan, diğeri maceracı, büyüdükçe büyümek isteyen, emperyalistlerin oyuncağı Venizelos Yunanistan’ıdır.


‘Venizelos ile Yunanistan’a bir hastalık geldi. Eski Yunan efsanelerindeki yerleri Yunanistan bildikleri gibi, dünyanın neresinde bir Rum ve Yunanlı’nın sesi duyulsa Venizelosçular, hemen orayı da Yunanistan’dan saymaktaydı. Bu ise herkesten fazla Yunanistan’a zarar vermiştir. Yunanistan içinde de bu hastalığa karşı mücadele eden, hiç de az sayılmayacak bir kısım halk vardır. Fransa’da Türkiye’ye ait hükümsüz ve anlamsız barışın imzasını müteakip Venizelos’a yöneltilen kurşunlar, bu cümledendir. Sevr Barışı, bu kurşunların asıl sebebidir. İstanbul’da İngilizler’in esiri olan hükumetin, miskinlik, acizlik ve hıyanetine rağmen millet birlik, beraberlik, bütünlük ve bağımsızlığı yolunda her türlü suikaste karşı koyacağını açıkça ifade etmiştir. Aleyhimizdeki suikastın tertipçileri başta İngiltere ve Batı devletleridir. Bu devletlerin Türkler’e karşı gönderebilecekleri kuvvetleri yoktur. Onun için Venizelos’u ve Yunanlıları kullanma yoluna gitmişlerdir.


Dört beş milyonluk Yunanistan ateş olsa cürmü kadar yer yakardı. Yunanistan’ın baskı ve genişlemesine Türk milleti katlanamazdı. Öyleyse Yunanistan sürekli seferber olmak zorundadır. Sürekli seferberliğe Yunanistan ne kadar katlanabilirdi? Yunan halkı buna katlanamadığı için Venizelos’a kurşun sıkmıştır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’da Yeni Gün / Nurettin Gülmez / Syf 146)


Vahdettin’e karşı İngilizler’in tutumunu irdeleyen Yeni Gün, ‘Osmanlı saltanatının ve İslam hilafetinin temsilcisini İngiltere elinde tutarak, Türk ve Müslüman hayatını avucunun içine alacağını sanmıştır. Millet ise hak ve hakimiyeti, ümmetin hayat hakkı ve meşru davasıyla karşısına dikilmiştir. Benzer bir oyunu Almanlar’a da oynayan İngiltere, savaş sonrasında memleketini bırakıp kaçan Alman İmparatoru Wilhelm’i yakalayıp yargılayarak mahkum etmeye çalışmış ve Almanlar’ı manevi olarak rezil etmek istemiştir. Alman halkı çabuk davranıp egemenliği kendi eline alarak, İngiliz oyununu sonuçsuz bırakmıştır. İngilizler, Alman İmparatoru’nu yargılamaya kalkıştığı halde, Osmanlı Padişahı’nı korumasına almıştır. İşte çelişki buradadır. Ancak her iki ulus da, egemenliği kendi eline alarak cevap vermiştir.’ demektedir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’da Yeni Gün / Nurettin Gülmez / Syf 322)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG