23 Aralık 1920

Mustafa Kemal, Kütahya'daki karargahında bulunan Çerkez Ethem'e gece çektiği telgrafta, aradaki anlaşmazlığı çözmek üzere bir mebus grubunun yola çıkacağını haber verdi. Celal (Bayar), Kılıç Ali, Eyüp Sabri, Vehbi ve Ethem'in ağabeyi Reşit Beyler, Ankara'dan Kütahya'ya hareket ettiler. Mustafa Kemal, Bolu Mutasarrıflığı'na çektiği telgrafta, Ethem Bey'le arkadaşlarının Düzce çevresinde Çerkez ve Abazalar arasında el altından bazı teşkilatlanmaya ve kışkırtmaya girişebileceklerini bildirerek tedbirli olunmasını istedi. Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey, Çerkez Ethem'den ı . Kuvayı Seyyare'nin yer değiştirmesi konusunda bilgi istedi. Ayrıca diğer birliklerin Eskişehir ve Ankara'da irtibat subayı bulunmadığını belirtti; Kuvayı Seyyare'nin de bu memurluklarını kaldırmasını istedi. Gece, birliklerin konuşunu yeniden sordu ve 159. Alay'ın Kütahya'da toplanmasını emretti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Tevfik Paşa'nın İstanbul Bakanlar kurulunda konuşması: Ankara zihniyeti, İtilaf Devletleri'yle müzakereye engel oluyor...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Peyamı Sabah: Ankara Maarif Vekaleti'nin muallimlere gönderdiği Türkçe isimler listesinde kadın isimleri: Arslan Hanım, Ahun, Ahun Terim, Ahun Hanım, İnci, Aymelek, Ülker Hanım, Beğ Hatun, Bike, Türkan Hanım, Tura Hanım, Tülin, Timurkan, Çiçek, Devlet Hatun, Sevinç, Sevim, Şah Ana, Turhan, Tomris, Kutlu, Koçin, Gümüş Hanım, Güzel, Gün Ana, Yıldız...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Atatürk Kütahya’dan Kazım Bey’in getirdiği bu intibaları öğrendikten sonra, meseleye daha çok önem vermeye başladı. Fakat son bir deneme olmak üzere aralık ayının sonlarına doğru Ankara’da mebuslardan yeni bir heyet tertip ederek Ethem Bey’le görüşmek üzere Kütahya’ya gönderdi.


Heyet 23 Aralıkta Ankara’dan hareketle Eskişehir’e uğrayacak ve Kütahya’ya gidecekti. Mustafa Kemal Paşa’dan şifreli bir telgraf aldım. Heyetin hareketini bildiriyor ve heyete dahil bulunanların hepsi Çerkez Ethem taraftarıdır, seni de beraber götürmek isteyeceklerdir, sakın gitmeyesin, diyordu. Heyetten hiçbir kimseye, hiçbir söze itimat etmemem hususunda beni ikaz ediyordu.


Geldiler, Reşit Bey, Celal Bey, Vehbi Bey, Eyüp Sabri Bey heyete dahil olarak beni ziyaret ettiler. Kendilerine itibar ettim. İkram ettim, yemek yedik, görüştük. Hakikaten benim de kendileri ile beraber Kütahya’ya gitmemi teklif ettiler. Sen gelirsen daha iyi olur, diyorlardı. Hay hay şimdi işlerim var, onları bitirebilirsem ben de gelirim dedim. Pek neşelendiler. Hareket saati geldiği zaman bir ara dışarı çıkıp, tekrar yanlarına dönmüştüm. Beraber yola çıkacağımızı sanıyorlardı, özür diledim. Şimdi haber verdiler, bir kıtayı teftişe gidecekmişim, unutmuşum, mecburi bu kıtayı teftiş etmeye, benim gitmeme imkan yok dedim. Şaştılar, biraz ısrarda bulundular, olmaz gidelim, teftiş sonraya kalsın gibi itirazlarda bulundular. Fakat ben kaldım, kendileri ile gitmedim.


Heyet Kütahya’ya vardıktan sonra birkaç gün geçtiği halde, Mustafa Kemal Paşa kendilerinden bir haber alamıyor. Fakat başka kaynaklardan edindiği bilgiler, durumun nazik olduğunu gösteriyor. Mustafa Kemal Paşa Celal Bey’e telgraf çekerek, iyi haberler almıyorum, vaziyet nedir diye şiddetli bir ifade ile soruyor. Gelen cevap gayet sudan. Telafi tedbirleri alıyorlar, telafi tedbirleri var. Fazla bir şey yok gibi laflar. Mustafa Kemal Paşa bu yazışmalardan bizi saati saatine haberdar ediyordu.


İSMET İNÖNÜ HATIRALARI / 224-225

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG