23 Kasım 1921

Çukurova'da Ermeni gôçu: 1 ) Yenice İstasyonu'nda dun Turklerle yapılan ortak toplanudan sonra bugfın de Franklin Bouillon, Çukurova'yı boşalunakta olan Ermenilerin temsilcileriyle özel bir toplanu yapu. Kemalist Hukumet'in iyi niyetinden söz etti. Onları göçten vazgeçme􀘙ri için iknaya uğraşu. Çukurova'yı hızla boşalunakta olan Ermeniler, bunun resmi bir gfıvence sayılamayacağında direttiler. (YG: 25; Veou: 629; Ener: 154) 2) Franklin Bouillon, Vali Hamit Bey ve Kumandan Muhittin Paşa, Kilikya Hıristiyanlanna hitaben yayımlandıkları ortak bildiride, yapılan propagandaları etkisizleştirmeye çalışarak, genel affın tam olarak uygulanacağını, huniyetlerinin ve mallarının guvence alunda olduğunu, mallarının yfızde kırkına el konulmayacağını, Nisan başına kadar kimsenin askere alınmayacağını bildirdiler ve kaçmaya teşvik edenlere uymayarak evlerine dönmelerini istediler. (Veou: 616) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Kazım Karabekir, Mustaf Kemal'e, kendisine guvenip guvenmediğini sordu. Karabekir bunu, Enver Paşa'ya gönderilen Hilmi Bey'in Trabzon'da Mustafa Kemal ile Karabekir arasında anlaşmazlık olduğu yolundaki sözlerine karşı ser ruyor. Mustafa Kemal'in 26'da cevabı: Aramızdaki guven çözfılmezdir. (Karabekir 1: 981 ; 3: 198-199) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Enver Paşa'nın not defteri: Kifirnihan, Vahş sularını geçtik. Artık (Tacikistan'da) sergerdelerin arasındayız . . . (Aydemir 3, III: 645) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Padişah, Balmumcu Kasrı'nı, konut olarak İngiliz Karadeniz Orduları Kumandanı General Harington'a tahsis etti (Himmetoğlu il: 282) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Peyamı Sabah'ta Ali Kemal: Hiddet ve şiddet, şarlatanlık ve şaklabanlık para etmez. Ankara'yı bii.yii.k devletlere kabul ettirebilmek için ordularımızı Viyana kapılarına kadar sevketmek icap etmez mi? Harp olmazsa Ankara kahramanları yaşayamazlar, kii.flenirler, sönerler. Savaştan vazgeçmek lazımdır. (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Açıksöz'de 1. Habib: Rumluğun gayesi: Bizden ayrılmak değil, Yunan'a iltihak etmek istiyorlar. Bu, harici bir meseledir. Tedbiri de dıştan gelecektir. (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Türkiye-Azerbaycan İlişkileri

Azerbaycan Türkiye ilişkilerinin iyi olmasını özellikle Türkiye, ta baştan beri arzu ediyordu. “Azerbaycan için geçmişte çok büyük fedakârlıklar yapan Türkiye, o sıralarda bir ölüm kalım savaşı veriyor, ama Azerbaycan Türkiye'ye yardımdan kaçmıyordu. Anadolu ise, Azer­baycan'ın Bolşevik Rusya ile bir anlaşma imzalayarak, Anadolu Türkleri ile birleşmesini bekliyordu136.”

Bu soğukluğu Yeni Gün' de de izlemek mümkündür. “İran şahları, Azeriler'i şii olduğu için, aradaki mezhep farkından faydalanarak, bu kar­deş ulusu Anadolu'dan ayırmışlardır. Halis Türk olan Azerbaycan'ın bir kısmı Çarlık yönetiminde kalmış, diğer kısmı İran yönetimine girmiştir. Çarlık yönetiminde kalanlar şimdi Sovyet yönetimindedir. Sovyet yö­netiminden sonra resmi dil Rusça olduğu için Türkler, yönetici yetiştirme faaliyetlerine katılmamıştır. O yüzden yöneticiler Rus, Ermeni ve Gürcü'dür. I37.” Azerbaycan'da Sovyet idaresine karşı henüz bir korku da vardı.

Türkiye'nin o an için kendi sınırları içinde varlığını, birliğini kur­tarmak ve korumaktan başka bir düşüncesi yoktur. Kardeş milletlerin kendi geleceklerine egemen olmalarını istemektedir.

Anadolu Hareketi, Azerbaycan Sovyet Hükümeti ile daha sıcak iliş­kilere 1921 yılı sonlarında ve İbrahim Abilofun temsilci olarak Ankara'ya gönderilmesiyle başlayabilmiştir. Abilof, yaralılarımız ve gazilerimi^ ihtiyacı için 75 bin lira göndererek138, bu ilişkilere katkı a ulunmuştur. Ayrıca Azerbaycan, Anadolu yetimleri için her ay üç vagon petrol vermeyi de taahhüt etmiştir. Hatta vasıta temin edilecek olursa bu mı tarın bir se­neliğini peşin olarak verebileceğini duyurmuştur. Bunun üzerine Tiflis Temsilcimiz Muhtar Bey; Doğu Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa'dan, Doğu Cephesi'ndeki tren yollarından bizim vagonlarla bir tren hazırlanıp, petrollerin alınmasını istemiştir .

Azerbaycan Sefiri İbrahim Abilof, Ankara'da savaş malzemesi ima­latı yapan fabrikaları ziyaretinde: “Ankara'ya gelirken bir yerde bir ih­tiyara rastladım. Çocukların var mı? diye sordum.

- Hepsi askerde, dedi.

- Sen askerlik ettin mi? dedim.

- Henüz gitmedim. Ama lâzım olur olmaz hazırım, dedi.

- İhtiyar değil misin? soruma karşılık,

- Bu toprakların korunması için ihtiyara, gence bakılmaz, dedi.

Şimdi bir onu hatırlıyorum, bir de fabrikada on yaşından yetmiş ya­şına kadar çalışan insanları hatırlıyorum da, bu millet ölmez ve öl­dürülemez sonucuna varıyorum, “ demiştir140.

(Kaynak: Anadolu’da Yenigün/Nurettin Gülmez)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG