23 Temmuz 1919 Çarşamba

Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919’da, sonradan Yapı Usta okulu olarak kullanılan binada toplandı. Beş ilden gelen 54 delegenin 17’si çiftçi ve tüccar, 5’i emekli subayi,4’ü gazeteci, 5’i hukukçu, 4’ü mühedis, biri doktor, 6’sı din adamıydı. Kolordu Komutanı Kazım (Karabekir) Paşa toplantıda yoktu.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / Syf 161)


Nutuk’tan/


Efendiler bildiğiniz gibi Erzurum Kongresi 1919 yılı Temmuz’unun 23. Günü çok gösterişsiz bir okul salonunda toplandı. İlk günü beni başkanlığa seçtiler. (Bu husus ayrı bir gönderide anlatılacaktır.) Kongre üyelerini durum hakkında aydınlatmak için yaptığım konuşmada; olayların zorlamasıyla içine düştüğümüz kanlı ve kara tehlikeleri görmeyecek hiç bir vatanseverin düşünülemeyeceğini belirttim.


Tarihin, bir ulusun varlığını ve hakkını hiçbir zaman inkar edemeyeceğini, dolayısıyla vatanımız, ulusumuz zararına olarak verilen kararların mutlaka iflas etmeye mahkum olduğunu söyledim.


Ve ulusun yazgısına egemen bir ulusal iradenin, ancak Anadolu’dan çıkabileceğini açıklayarak, ULUSAL İRADEYE BAĞLI BİR MECLİS toplanmasını ve gücünü ulusal iradeden alacak bir hükumetin kurulmasını, kongre çalışmalarının ilk hedefi olarak gösterdim.


Not: Erzurum Kongresi 7 Ağustos 1919’da kapanacaktır. 23 Temmuz – 7 Ağustos arasında kısım kısım kongreyle ilgili hususlar paylaşımlarda belirtilecektir. Örneğin kongreye başkanlık, kongrenin finansmanı vb.


MUSTAFA KEMAL’İN KONGREYE KATILMASI VE BAŞKANLIĞI:


Mustafa Kemal’in Erzurum Kongresine delege olarak katılıp katılamayacağı çok tartışılmıştır. Oysa o delege değil başkan olmak istiyordu. Öne sürdükleri bahaneyle hem Mustafa Kemal’in hem de Rauf’un kongreye bile girmelerini doğru bulmayanlar vardı. Bu zorluk Cevat Dursunoğlu ve Hoca Raif Efendi gibi kişilerin yardımıyla aşıldı. (Bu konu yarın (24 Temmuz 1919 gönderisi) detaylıca anlatılacaktır.)


Mustafa Kemal’in kongreye katılımı ve başkanlığı ile ilgili Kazım Karabekir şunları söyledi: ‘Mustafa Kemal Paşa kongreye yalnız delege değil, başkan bile yapılmalıdır. Bir Ordu Kumandanı hayatının bütün kazancını sizler için feda etmiştir. Samimi çalışacağına, millet kararından aykırı işler yapmayacağına itimat etmeliyiz. Bununla beraber böyle vaziyet karşısında dikileceğime şüpheniz var mı?’


Nitekim Kazım Karabekir ve Erzurum MHC’nin yardımlarıyla ve hazır bulunan delegelerin oylarıyla Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi Başkanlığı’na getirilmiştir.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 162)


Bilgi ve sorumluluk gerektiren bu göreve hiçbir delege aday olmamıştı. Başkan olup çalışmaları kongreden sonrada sürdürecek, yüksek nitelikli ve bu ağır sorumluluğu istekle yüklenebilecek bir başka kişi zaten yoktu. Başkan seçimi gündeme geldikten sonra bir delege ‘Ben kendi adıma Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçiyorum, siz de seçerseniz kürsüye onu davet edelim’ demiş, ‘Olur , hay hay’ sesleri gelince Mustafa Kemal kürsüye çıkmıştı. İttihatçılar, padişahçılar ve mandacılar; devrimci yapısını sezinliyor ve ondan çekiniyorlardı. Kimi arkadaşları ise, bilgi ve bilinç olarak kendilerinden çok yüksekte olan bu insanı, yüksekte denetleyemeyecek olmanın kuşkusunu taşıyorlardı.


Başkan seçilmesi üzerine, düzeyini yansıtan etkili bir konuşma yaptı. Söylediği sözler, kendisini yeterince tanımayanlara yeterli bilgiyi veriyordu: ‘Bilinen bir gerçektir ki tarih bir milletin kanını, hakkını ve varlığını hiç bir zaman inkar edemez. Bu nedenle, vatanımız ve milletimiz aleyhine verilen ve örtülerle gizlenen temelsiz hükümler, kanaatler muhakkak iflasa mahkumdur. Bütün iğrenç zulümlerden, tarihimize karşı reva görülen haksızlıklardan üzüntü duyan milli vicdan sonunda uyanış haykırışını yükseltmiş ve çeşitli isimlerle örgütlenmiştir. Aynı mukaddesatın korunmasını sağlamak için beliren milli cereyan, artık bütün vatanımızda bir elektrik şebekesi haline girmiş bulunuyor. İşte bu kararlı şebekenin oluşturduğu yiğitlik ruhudur ki, mübarek vatanı ve milletin kutsal varlığını kurtarma ve korumaya dayanan son sözü söyleyecek ve kararını uygulattıracaktır.’


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / Syf 163)


MUSTAFA KEMAL KIYAFETLERİ HAKKINDA


Delegelerin rahatsızlıklarının bir başka boyutu da üniformayla ilgilidir. Kongreye Mustafa Kemal başkan seçilince, kürsüye general üniforması ve padişah kordonu ile çıkıyor. Çünkü başka kıyafeti yok. Bu kıyafet de kendisini eleştiri oklarına hedef yapıyor. Gümüşhane delegesi Zeki, başkanlık kürsüsündeki Mustafa Kemal’e hitaben: ‘Paşa, önce arkanızdaki elbisenizi ve göğsünüzdeki kordonunuzu çıkarın da sonra başkanlığa başlayın. Tahakkümden korkuyoruz.’ Diyor. Kemal Paşa tabii pek müşkül bir vaziyette kalıyor, o akşam üniformayı atmaya mecbur oldu.


İstifaya kadar ömrü üniforma içinde geçmişti, şimdi ise sivil giysiye gereksinmesi vardı. ‘Elbiseyi ne yapacağız Mazhar?’ der demez ‘Kolay Paşam’ karşılığını aldı.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 583)


Mazhar Müfit Kansu bu konu için anılarında şunları yazar: ‘Bütün ömrü askerlikte geçen Paşa’nın sivil elbisesi yoktu. Hemen bir elbise temini de mümkün olmamıştı. Vali Münir Bey’e gittim. ‘Paşa Hazretlerine layık temiz bir elbisem yok.’ Dedi. Haksız değildi. Savaşta ve savaş sonrasında kimsede yeni elbise kalmamıştı. Münir bey ‘Benim bir iki defa giydiğim bir jaketatayım (redingot) var, Paşa Hazretlerine onu takdim edelim.’ Dedi. Hemen jaketatayı aldım, bende temiz bir fes vardı. Birer gömlek, yaka, kravat da uydurdum. İşte Paşa’nın ilk sivil kıyafetini bu biçimde sağlamıştık. Birkaç ay kullandığı o fesi, o günlerin hatırasını tazeleyerek, dikkatle saklarım.’


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / Syf 164)


Zaten Mondros mütareke koşullarına göre ordu terhis edilmişti, varlığı devam eden askeri güç Kazım Karabekir komutasındaki Ermenilere karşı mücadeleyi sürdüren 15.Kolorduydu. O da elindeki silah ve cephaneyi zar zor saklayabiliyordu.


İkinci Meşrutiyet’in ilanı yıldönümünü kutlamak için binlerce kişi Sultanahmet Camii avlusunda toplandı. Hükumet, Hürriyet Bayramı olarak kutlanan bu günde, gösteri yapılmasını yasakladı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 1)


İtalyanlar Muğla il merkezini 200 kişilik bir kuvvetle işgal ettiler. İtalyanlar Muğla’yı 24 Nisan 1920’de terkedecekler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 2)


Gazete Karagöz: Düşmanlarını dışarıda değil, içerde ara.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 3)


KONGRE BİNASI:


Erzurum Kongresi'nin toplandığı ilk bina olan kongre binası 1864'de Mıgırdiç Sanasaryan tarafından yaptırılmış ve Sanasaryan Koleji (Ermeni Kız Yatılı Okulu) olarak eğitim vermiştir. Cumhuriyet öncesinde bina satın alınarak devlete kazandırılmıştır. Bina 1924 sonlarında bir yangın geçirmiş ve ahşap kısım tamamen yanmıştır. Yangından sonra onarılan bina, Gazi İlkokulu olarak 1926'da hizmete açılmış, zaman içerisinde Güzel Sanatlar Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi olarak varlığını devam ettirmiştir. Okulun bir salonu 1960'da Atatürk ve Erzurum Kongresi Müzesi olarak ziyarete açılmış, 2011-2013 yılları arasında TBMM tarafından yapılan restorasyon sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredilmiştir. Günümüzde Kongre Binası Atatürk Resim Heykel Müzesi ve Galerisi Müdürlüğü olarak hizmet vermektedir.


Cevat Dursunoğlu anılarında binayı şöyle tarif ediyor:


Sabah saat on birde başlayacak olan kongrenin azaları erkenden mektebin bahçesine kurulmuş çadırlar altında toplanmaya başlamışlardı. ‘Pek mütevazi mektep’ in takriben on iki metre genişliğinde ve yirmi metre uzunluğundaki salonunun doğu tarafına çam tahtasından bir reis ve iki katip kürsüsü yapılmış ve açılış günü için bu kürsüler halı seccadeler ile örtülmüştü. Salonun diğer kısmına yüzleri kürsüye doğru gelmek üzere basit ve yine çam tahtasından mektep sıraları dizilmişti. Duvarlar, pencereler çıplaktı. Gözü ve gönlü oyalayacak ne bir resim ve ne de bir yazı vardı.


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG