23 Temmuz 1920 Cuma

Doğu Trakya'da Yunanlılar 4 koldan saldırıya geçti. Birinci kolordu çekiliyor. Savunmaya iyi hazırlanmamış erler arasında büyük firarlar oluyor. Bugün de Lüleburgaz, Çerkezköy, Babaeski, Hayrabolu ve Şile Yunan işgali altına alındı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 139)


Antep'te, 30 Mayıs tarihli ateşkesten buyana Türk ve Ermeni kolluk kuvvetleri şehrin güvenliğini birlikte sağlıyorken sükunet bugün birdenbire bozuldu. Türklerin bir camiye 30 savaşçı yerleştirmeleri üzerine Ermeniler çabucak onardıkları barikatların arkasına geçtiler. Ancak, cemaatler yeniden anlaştılar ve barikatlar yıkıldı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 139)


Kızılordu'nun bazı birlikleri Doğu Beyazıt'a geldi. "Müdafaa-i Milliye", Karabekir aracılığı ile Kızılordu'ya gönderdiği (tarihsiz) telgrafta şöyle dedi: "Şark ufuklarından büyük bir haşmet ve mehabetle tülua başlayan kızıl hürriyet güneşi, Anadolu'nun figanlı derelerini, dumanlı dağlarını nurlara garketti. Osmanlı halkı ordusundan şarkın, yalnız şarkın değil bütün cihanın rehakan Rus kızıl ordularına binlerce selamlar, teşekkürler. Yaşasın müşterek davanın müşterek müdafileri olan kızıllarla yeşillerin ittifakı! Yaşasın Asya mazlum milletlerinin İttihadı! Yaşasın Bolşevik-İslam birliği! Mahvolsun zalim emperyalist orduları!"


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 139)


İstanbul Hükümeti, Sevr Anlaşması'nı imzalamakla görevli delegelere, İtilaf Devletleri'nin insaf ve adalet duygularına başvurarak anlaşmada bazı değişiklikler önermeleri talimatını verdi. Rıza Tevfik Bey ve Hadi Paşa, anlaşmayı imzalamak üzere İstanbul'dan Paris'e hareket ettiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 139)


L.George, Avam Kamarası'nda Spa Konferansı kararlarını anlattı. Barış koşullarında ısrar edeceklerini, durumu temizleme görevinin Yunanistan'a verilmesi görüşünde olduğunu, Yunanlıların Trakya'da da başarılı olacağına inandığını söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 139)


Karabekir'den Baku'da bulunan "Yoldaş" Halil Paşa'ya mektup: Namussuz İngiliz emperyalizmi, Yunan'ı memleketimizin başına musallat etti. Daşnaklar bize yol açmıyorlar. Türk-Rus kardeşliği artık ebedi olacaktır. Rus Sovyet Hükümeti, bizi artık öz kardeş gibi tanımalı. Doğunun şimendifer yolunu açarak batıda ve güneyde emperyalistlere yumruk vurmak için bizi serbest bırakmalıdır. Azerbaycan'ın yeni ordusu ile Rus Sovyet birlikleri ve biz derhal harekata dahi geçmeliyiz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 139)


İsmet İnönü Yunan taarruzu sonrası mecliste olan tartışmaları anlatıyor:


Meclis mesuller arıyordu. Mustafa Kemal Paşa mecliste saatlerce uğraştı. Ben Genelkurmay Başkanı olarak tenkitlere cevap verdim. Bütün bu işleri yapıp, sonra cepheye gitmeyen adam nerede diye Mecliste çağırıyorlardı. Cepheye gitmeyen adam, Mustafa Kemal Paşa oluyordu.


Mecliste mesul tutulmak üzere nihayet üç kişinin üzerinde ısrarla durulduğu anlaşıldı. Bunlardan biri 20.Kolordu Kumandan Vekili Albay Bekir Sami Bey, diğeri Alaşehir cephesindeki kuvvetlerin kumandanı Aşir Bey, üçüncüsü de Bursa Valisi Hacim Muhittin Bey’dir. Bir defa bir mülkiye amiri vali Hacim Muhittin Bey’in askeri meselelerle cephedeki hadiselerle ne alakası olabilirdi? Fakat heyecanı yatıştırmak, özellikle Bursa’nın işgalinden duyulan yeisi hafifletmek için Garp Cephesi Kumandanlığına Yunan taarruzu ile ilgili bir tahkikat yaptırdık ve Bekir Sami Bey’i vazifesinden aldık. Buna rağmen mebusların bir kısmını yatıştırmak mümkün olmuyordu. Memleketin geniş bir bölgesinin düşman işgali altına girmesinin gerçekten suçluları vardı. Fakat bunlar İstanbul’da bulunuyorlardı. Cephedeki kumandanlar, subaylar hepsi vazifelerini layıkı ile yapmışlardı.


Mecliste şöyle bir konuşma yaptım: ‘Bursa’nın düşman eline geçmesi, buralarda muharebeleri idare eden kumandanların taksiratı neticesi değildir. Bu felaket ordumuzun ve memleketimizin iç ve dış düşmanlar tarafından tahrip edilmesinden olmuştur. Bununla beraber bu kumandanlar hakkında tahkikat yaptırdık. Garp Cephesi Kumandanlığı bunların Divanıharbe verilmelerini gerekli kılacak hiçbir sebep olmadığını bildiriyor. Vazifelerini değiştirmemiz, kumandanların bir taksiratı olduğuna delil teşkil etmez. Bu kumandanlar hakkında çok fazla söz söylenmiştir. Böyle mühim bir zamanda bilhassa düşmana karşı, emir ve kumandanın münakaşa götürür ellerde bulunduğu düşüncesini vermemek mecburiyetindeydik. Kendilerini bunun için değiştirdik.’


Şimdi ismini hatırlayamadığım bir mebus, cephelerdeki bozguna sebep olarak iç isyanlar için kuvvet çekilmesi gösteriliyor, diyor ve soruyordu. Yunanlılar bütün kuvvetlerini kullanıyorlar, biz neden umumi seferberlik ilan etmedik?


O günün şartları içinde bir umumi seferberlik ilan edemezdik. Biz kuvvetlerimizi milleti daha ziyade yormaksızın tedrici bir surette toplamak ve kullanmak mecburiyetindeydik. Ayrıca askerlik tekniği bakımından da memleketin müdafaası için bütün vesaitimizi ve bütün kuvvetlerimizi ilk andan itibaren faaliyete geçirmemize de lüzum görmüyorduk.


(Kaynak: Hatıralar / İsmet İnönü / Syf 203)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG