23 Temmuz 1921

Türk ordusunun çekilme yürüyüşü devam ediyor. Türk kuvvetlerinde panik ve yer yer düzensiz çekilme görülüyor. Orduya savunmaya hazır olması emri verildi. Cephe karargahı Sarıköy'den Polatlı'ya çekildi. Yunan kuvvetlerine de 25 Temmuz'da ileri harekete geçileceği bildirildi. Yunan ordusu, dinlenmeye ve ikmalini tamamlamaya geçti. Yunanlılar Seyitgazi'ye kadar geldi. Savaşın başlangıcından beri Türk ordusunun kaybı 40.000 kişi!


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Başbakan ve Milli Savunma Bakanı Fevzi Paşa Meclis'te, Kütahya-Eskişehir Savaşları hakkında bilgi verdi: "Ordumuzu, Eskişehir'in daha da batısına çektik. Düşmanın ilerlemesine önem verilmemeli. Ordu elde kaldıkça, imanlı yürekler orduya yardımcı oldukça, herhalde gelecekteki başarı bizimdir" dedi. İç bozgunculuğa karşı Konya ve Kastamonu'da istiklal mahkemelerinin yeniden faaliyete geçirilmesini önerdi. Şeref Bey "İslam alemi, Doğu kıpırdadı ve uyandı. Ordumuza ve Hükümet'e güvenelim." dedi. Meclis'in güvenini bildirecek bir kurulun cepheye gönderilmesi, Konya, Samsun ve Kastamonu'da üç istiklal mahkemesinin faaliyete geçirilmesi kabul edildi. Eylül 1920'de kurulan İstiklal Mahkemelerinden Ankara dışındakiler 17.2.21 'de kaldırılmıştı. Gizli oturumda cephe hakkında bilgi veren Fevzi Paşa, Hükümet merkezinin Kayseri'ye taşınmasına karar verildiğini açıkladı. Bazı mebuslar buna karşı çıktılar. Ankara'nın savunulmasına karar verildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Meclisin oturumu gergin bir hava içinde başladı. Kürsüye çıkan Fevzi Paşa’nın renginin uçukluğu ve tıraş olmamış olduğu dikkati çekiyordu. Gözlerinin kıyıları kimbilir kaç günün uykusuzluğundan olacak halka halkaydı. General üniforması toz toprak içindeydi. Milletvekilleri yenilgiden sorumlu tuttukları üç kişiden birinin (ötekiler Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa idi.) ağzından çıkacakları sabırsızlıkla bekliyorlardı. Fevzi Paşa her zamanki babacan görünümüyle söze başladı:


‘Arkadaşlar tarihsel günler yaşıyoruz. Yunanların çok üstün kuvvetlerle yaptıkları saldırıya karşı er ve subaylarımız insan gücü üstünde bir çabayla ve kahramanca çarpıştılar. Savaşmalar çok kanlı oldu. Büyük yitikler verdik. Biz kent bölge savaşı yapmıyoruz. Hedefimiz kesin zaferdir. Ordumuz stratejik bakımdan en elverişli yerde savaşmasını sürdürecektir. Bizi zayıf düşürecek yerlerle ilgilenmiyoruz. Askerlik yönünden en güvenli yerde savaşacağız. Hükümetimiz adına Ankara’yı bir hafta içinde boşaltmaya, hükumet merkezini Kayseri’ye taşımaya karar verdik. Şimdiden hazırlığa başlamanızı rica ederim.’


Meclis birden karıştı. Kürsüye çıkan çıkanaydı. Söz alan milletvekillerinin hepsi büyük bir özveri ile konuşuyordu. Bu arada kimi milletvekillerinin aşırı karamsarlığa kapıldığı görülüyordu. Kimi de herşeyin bittiğine inanmış gibiydi. Fevzi Paşa bütün ateşli konuşmaları ağır suçlamaları ve suçluların cezalandırılmasını isteyenleri dinledikten sonra yeniden söz aldı. Herkes Fevzi Paşa’nın neler söyleyeceğini üst düzeydeki komutanları nasıl savunacağını ilgiyle bekliyordu. Salonda çıt yoktu.


‘Yurt savunmasında sizlerle tam bir görüş birliği içindeyim. Stratejik komuta yanlışına gelince Genel Kurmay Başkan Vekili olarak bundan yalnızca ben sorumluyum. Hiçbir komutan bundan sorumlu tutulamaz. Vereceğiniz cezayı şimdiden kabul ediyorum.’


Bu kısa açıklamadan sonra kürsüden inen Fevzi Paşa yorgun adımlarla gerilere gitti. Mersin milletvekili Muhtar Fikri Bey’in oturduğu sıranın yanındaki boş sıraya oturdu. Gözleri yaşlıydı. Muhtar Fikri Bey’e döndü:


'Ben ölümden korkan bir dam değilim. Milletim uğruna seve seve şehit olmasını bilirim.’ dedi.

Fevzi Paşa’nın kürsüde açık ve içten davranışı başkalarının sorumluluğunu yiğitçe yüklenişi, Mecliste bir yumuşama havası yarattı. Artık kimse sorumlu aramıyordu. Suçlamalar bir yana bırakılarak alınacak ivedi önlemler üzerinde duruldu. Görüşmelerden sonra oybirliğiyle şu kararlar alındı.

1-Ankara dövüşmeden düşmana bırakılmayacaktır.

2-Hükümet belge ve kuruluşlarını Kayseri’ye taşımaya yetkilidir.

3-Meclis top atışı altında bile görevini sürdürecek gerektiğinde askerimizle omuz omuza dövüşülecektir.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 243)


Yunan komutanları sevinçli demeçler veriyorlar. Başkumandan Papulas, kendisini kutlayan çok sayıda yerli ve yabancı gazeteciye uzun ve dikkatli bir hazırlık çalışması sonucunda bu başarıyı kazandıklarını anlattı: "Düşman kayıpları, bütün kuvvetlerinin dörtte üçüdür. Küçük Asya yolları bize yabancı değildir. Bu bir istila özelliği taşımaz (!)". Kurmay Başkanı Pallis ise hareketi, Büyük İskender'in seferine benzetti. "Yunanistan artık bütün ülkeye yerleşme ve Boğazlar'ın bekçisi olma hakkını kazanmıştır. Bu hakkımızda ısrar edeceğiz. Bunu kabul ettirecek güçteyiz" dedi. Papulas, ordunun durumu hakkında sunduğu bültende, çok hızlı hareket etmeleri sonucu düşmana büyük kayıplar verdirdiklerini, her tarafa atılmış silahlan topladıklarını, Afyon-Kütahya-Eskişehir-Bilecik hattının bütününü ele geçirdiklerini bildirdi. Kral, Uşak'tan Kütahya'ya gitti. Yerli Rumlar, onu karşılamak için bir Yunan bayrağı bulamadılar, evlerden kumaş ve çarşaflar toplanarak Yunan bayrağı yapıldı. Kral "İstanbul'a!" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Washington Yunan Elçiliği'nin basın bildirisi: "Kemal şaşkınlığa uğradı. İsmet Paşa yaralandı. Genel Kurmay Başkanı öldürüldü. Bir gösterici grubu, yalan haberleri protesto için Kemalist gazetelerin bürolarına girerek eşyaları parçalamış. Konstantin'in resimleri çok sayıda satıyor. Türkler aşırı bir korku içine düştüler. Ankara halkı Sivas'a sığınmıştır. Kemal'in yapacağı iş, İstanbul Hükümeti'ne başvurup, ne pahasına olursa olsun barış istemektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


30 Nisan'da serbest bırakılan Malta sürgünlerinden Fethi Bey, Roma'dan vapurla İstanbul'a hareket etti. Cavit Bey, Lozan'dan Enver Paşa'ya yazdığı mektupta, Ankara yönetiminin bu diktatörce tutumu yüzünden ayakta duramayacağını ileri sürdü, ittihatçılara karşı gösterilen olumsuz tutumdan yakındı. "Memleket şu veya bu fırkanın malı değildir" dedi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Fransız kamuoyu, Türklerin hesaplı bir geri çekilme içinde olduğuna ve yenilmeyeceğine inanıyor. Fransız gazeteleri bu yolda yayınlarına devam ediyorlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Tevhidiefkir: Vaziyetimiz, bütün olarak ümit vericidir. -Ebüzziyazade: Felakete alışkınız, fakat sabrında bir sının vardır. -Camilerde nusret (yardım) duası.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


ikdam: Milli ordunun harp kabiliyeti sarsılmadıkça, Yunan ordusunun Anadolu'da bir kesin sonuç kazanması mümkün değildir. Bugünkü savaş karşısında şehirlerin önemi yoktur. Nasıl ki bugün bile İstanbul'un bir tesiri yok iken pekala Anadolu'da muharebelere devam edilmiyor mu?


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Nurettin Gülmez Anadolu’da Yeni Gün kitabında geri çekilişi Yunus Nadi’nin yorumlayışını anlatıyor:


Yunus Nadi gazetede ‘ordunun Eskişehir’in doğusuna alındığını, bu geri çekilişin düşmanla savaş sonucunda olmadığını, askeri strateji açısından daha doğuda bir yere çekilmesinin düşünüldüğünü, savaşın amacının düşmanı yenilgiye uğratmak olduğuna göre, savaşın yerinin önem taşımadığını, Türk ordusunun amacının düşmanı Türk toprağının bir kısmından kovmak olmadığını, İzmir’den atarak denize dökmek olduğunu’ açıklamaktadır.


Stratejik geri çekilmenin sebeplerini açıklayan Yunus Nadi, ayrıca 1870-1871 savaşın Fransızlar’ın bir kaleyi korumaya kalkmalarının bütün ordularını kaybetmelerine sebep olduğu ve buna karşılık 1812 seferinde Napoleon’un Ruslar’ın sürekli geri çekilişi sonucu yenildiği ve hezimete uğratıldığı örneklerini vermektedir.


(Kaynak: Anadolu’da Yeni Gün / Nurettin Gülmez / Syf 548)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG