24 Ağustos 1921

Sakarya Savaşı'nın ikinci günü. Yunanlar, Beylikköprü'den doğuya ve Ilıcasu'dan kuzeye köprü kurarak başka yerlerden aldatıcı saldırılar yapıp fırtınalı bir sis bulutu ve zifiri karanlık içinde sabaha karşı Sakarya'yı bu noktalardan da geçtiler. Mangaldağı bütünüyle Yunanlıların eline geçti. Türklerin karşı saldırısı sonuçsuz kaldı. 5.Tümen Komutanı Yarbay Kenan Bey, Mangaldağı'nı koruyamadığı için görevinden alındı. Mustafa Kemal "Subay ve erlerin verilecek ilk emirde düşmana yıldırım gibi atılarak şan ve şeref kazanmalarını isterim" dedi. Yunan kuvvetlerinin bugünkü kayıpları 1 subay 17 er ölü, 12 subay 209 er yaralı. Türk tarafı da kayıplar vererek bir parça çekildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Trabzon'da bir miting yapılarak. orduya güven belirtildi. Bütün milletin kuvvetlerinin Başkomutanlığın emrine hazır olduğu bildirildi. Misak.-ı Milli gerçekleşinceye kadar savaşmaya yemin edildi. Çarşamba ileri gelenleri toplanarak. anayurt kurtuluncaya kadar can ve mallarını bu uğurda harcamaya karar verdiler. Ankara'ya çekilen telgrafta, 10 bin kat çamaşır, etlik hayvan ve ulaştırma araçları hazırlandığı belirtildi. Başkomutana bağlılık, orduya güven bildirildi. Erbaa'da yapılan mitingde de Misak-ı Milliye'ye bağlılık kararı alındı. Bu uğurda tek bir kişi kalıncaya kadar savaşılacağı belirtildi. Dersim'de yapılan mitingde orduya destek ve Misak-ı Milli'nin gerçekleşmesi için sonuna kadar çalışma karan alındı. Sivas'ta Hükümet Konağı önünde toplanan binlerce kişi, tekbirler getirilerek yapılan mitingde, Misak.-ı Milli'nin gerçekleşmesine kadar çarpışmaya ant içti. Orduya selam ve bağlılık gönderildi. Gümüşhane'de, zafer elde edilinceye kadar her türlü fedakarlığa hazır olunduğunun ilanı kararlaştırıldı. Osmaniye'de toplanan 30.000 kişi, yurdun kurtuluşu için kan dökmekten çekinmeyeceğine, Sevr Anlaşması yırtılmadıkça mal ve bedence yardımda bulunmaktan geri kalmayacağına ant içti. Kangal'da da mevlit okundu ve orduya destek karan alındı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Başkumandan Papulas, Savaş Bakanlığı'na gönderdiği raporda, Türklerin inatçı bir savunma yapacaklarının anlaşıldığını bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Öğüt: Türkler, Avrupalıların dediğinin aksine hasta değildir. Milli heyecan çok yüksektir. Kadınların, çocukların bile savaş meydanlarına koşmak istedikleri böyle bir milletin inkılap ve ihtilali elbet de muvaffak olacak


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mangal dağındaki Türk birlikleri gece yarısından önce çekilmeye başladı. Önce topların geri çekilmesine başlandı. Topların koyu karanlıkta dağdan indirilmesi büyük bir sorundu. Topçular el yordamıyla karış karış karış indiriyorlardı.

Teğmen Bekir Sıtkı öndeki topu yürütüp öteki toplara yol açmak için karanlıkta didinirken, geriden önce bir çatırtı ardından korkunç bir gürültü duydu. Bir obüs topu, iki çift mandasıyla birlikte uçuruma yuvarlanmıştı. Yuvarlanan topun komutanı dev yapılı Kayserili Nuh Çavuş, toğun ardından atıldı. Topun numara erleri de çavuşu izlediler. Topun yanına vardıklarında üstleri başları yırtılmış kollarından bacaklarından kan sızıyordu. Topu el yordamıyla kontrol ettiler sağlamdı. Ama bu dere yatağından çıkarılması olasılığı yoktu. Yalnızca 5.Tüman emrinde bulunan Meclis Muhafız Taburu Mangal dağının doruğundaki tepede artçı bırakıldı. Teğmen Bekir Sıtkı, topun elden çıkmasından daha çok çavuşunu ve erlerini yitirdiğine üzülüyordu. Yunan içlerinde kaldıklarına göre en iyi olasılık tutsak düşmeleriydi. Gün ağarırken Nuh Çavuşu babacan gülümsemesiyle karşısında selam durmuş görünce çok şaşırdı. Nuh Çavuş ve yiğit arkadaşları, sağlam iki mandayı topa koşmuş dere yatağından bir köy yoluna çıkmayı başarmışlardı.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 104)


Mangal dağın elden çıkarıldığı haberi Alagöz’deki Başkomutanlık ve Batı Cephesi Komutanlığı karargahlarında bir bomba gibi patladı. İsmet paşa telgrafla 2.Grup Komutanı Albay Selahaddin Adil’e sert bir uyarıda bulundu:

2.Grup Komutanlığı’na

Namus görevini yerine getirmeyen birliklerin suçlarını bağışlamak haddimiz değildir. Mangal dağının bırakılmasına neden olan olay nedir? Bundan sorumlu olan komutan veya komutanlar kimlerdir?

Batı Cephesi Komutanı İsmet

Albay Selahattin Adil, doğanın hırçınlığı dışında sorumlu kimse bulunmadığını bildirdi. Buna karşın İsmet Paşa davranışta gevşekliği önlemek için Mangal Dağı’nı inatla savunmadığı gerekçesiyle 5.Tümen Komutanı Yarbay Kenan’ı (Dalbaşar) geçici olarak komutanlıktan uzaklaştırdı.

Olaya büyük önem veren Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’da bir telgrafla emir yayınladı:

‘5.Tümenin Mangal Dağında bulunan mevzilerini korumadığı öğrenildi. Bu olayı acemilik kabul etmekle birlikte, sorumluları hakkında hemen soruşturma açılmasını emrettim. 5.Tümenin tüm komutan, subay ve erlerinden verilecek ilk emirle yıldırım gibi düşmanın üzerine atılmalarını ve onu yok ederek şan ve şeref kazanmalarını isterim.

Ordumuz her yerde saldırı ve savunmada düşmandan üstün olduğunu kanıtlamaktadır. Hazırlığımız iyi ve tamamdır. Anadolu içerisinde yok edileceği kesin olan bu günlerde, birliklerimizin sonuna dek özveri ve çaba göstermeleri vazgeçilmez bir sorumluluk, hem de bir yurt ve din görevidir. Hata eden her kim olursa olsun derhal cezalandırılacaktır.

Başkomutan Mustafa Kemal’

Yunanlar cephenin Mangal dağı kesiminde son kozlarını oynamak için saldırıya kalktılar. (Bir takım çarpışmalardan sonra) birlikler arasında haberleşme ve bağlantı güçlükleri, birliklerin birbirine karışması yüzünden dökülen bunca kana karşın Yunanların Höyük çizgisinde tutunmasına engel olunamadı. Anlaşılan dün Mangal dağda Yunanlıların yüzüne gülen savaş tanrısı Mars bugün de Beylikköprü’den gülümsüyordu onlara…


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 108)


Şehit düşen 5.Kafkas Tümeni 13.Alay 1.Tabur 1.Bölük Komutanı Yüzbaşı İstanbullu Saim Bey, töreye uygun olarak kanlı üniformasıyla mezarına konuldu. Üstü uğruna can verdiği toprakla örtüldükten sonra, kısa bir dinsel tören yapıldı. Erleri ve subay arkadaşları donuk gözlerini onun yeryüzünde bıraktığı son görüntüye, bir karış yüksekliğindeki toprak tümseğe dikip dua ettiler. Sonra birer ikişer hüzün dolu adımlarla silahlarının başına döndüler.

Şehit Yüzbaşı İstanbullu Saim Bey’in, Amasya’daki eşine gönderilmesi için bir torbaya konulan kişisel eşyaları arasında, cebinden çıkan bir mektupta yer alıyordu. Mektubun bir bölümü şöyleydi:

‘Günlerden beri Kurban Bayramı hazırlığı içindeyim, çocukların dikişlerini diktim. Fakat bu nasıl bayram? Çocuklar soruyorlar, babamız ne zaman gelecek? Onunla ne zaman bayram yapacağız diyorlar.’

İki hafta önce yazıldığı anlaşılan bu mektup, acı haberle birlikte, yazarına dönecekti…


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 108)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG