24 Haziran 1920 Perşembe

Kırkağaç, Soma ve Sultanhisar da Yunanlılar tarafından ele geçirildi. Türk kuvvetleri 300 kayıp vererek çekildi. Yunanlılar, halkın her şeyi terk ederek bir anda boşaltmak zorunda kaldığı Aleşehir'i de 2. defa işgal ettiler. Köşk Cephesi düştü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 98)


Alaşehir 24 Haziran 1920’de Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu tarihe kadar emin ve Yunan mezaliminden uzak kalması sebebiyle civar kasaba ve köylerdeki halk Alaşehir’e göç etmekteydi. Alaşehir Kaymakamı Bezmi Nusret (Kaygusuz) Bey, Yunan zulmünden kaçanların Alaşehir’de toplandıklarını, şehrin nüfusunun bu sebeple günden güne arttığını, Yunanlıların Manisa ve Turgutlu’da tutuklamak istedikleri kimselerin Fransız Birliği kumandanının yardımıyla Alaşehir’e naklolunduğunu söylemektedir.


Yunan birlikleri Alaşehir’e kadar ilerlemiş ve birkaç Yunan uçağı Alaşehir’in doğu taraflarını bombalamıştır. 24 Haziran 1920’de Alaşehir’in işgal edileceğinin anlaşılması üzerine büyük bir göç başlamıştır. Bundan sonraki gelişmeleri Bezmi Nusret Kaygusuz şöyle anlatmaktadır:


‘Halk derhal vaziyetten haberdar oldu ve akın başladı. Kimi şimendifere koştu; kimi yaya olarak Eşme yolunu tuttu. Ağıllı Boğazı’nda kadın erkeğini arıyor, baba çocuğunu taşıyordu. Malını düşünen kimse yoktu. Dini kitaplarda tasvir edilen mahşer günü ancak bu dehşette olabilir. Koca bir şehir harekete gelmiş, taşı ve toprağı dahi yürüyordu. Atımı ve silahımı aldım. Fişenklileri belime ve boynuma doladım. Üstümdeki elbiseden başka herşeyi orada düşmana bıraktım. Hapishanedekileri salıverdim ve onlara jandarma deposundaki cephane ve silahları aldırdım. Şehir boşalmış vaziyette idi. Yalnız Rumlar evlerine saklanmışlardı. Milli Mücadele’ye hep birden katılan Alaşehir’in fedakar evlatları Yunana tabi olmamak için evlerin, herşeylerini feda ederek, aynı fedakarlıkla yine hep birden dahile çekiliyorlardı. Yalnız İdadi Mektebi Muallimlerinden birisi ve İnegöl Nahiyesi Müdürü ve daha onbeş kişi kasabada kaldılar.’


Alaşehir halkının büyük bir kısmı bu gökte, Afyon’dan Antalya’ya gitmiştir. 14 Temmuz 1920’de Antalya’ya giden Bezmi Nusret Kaygusuz, burada Alaşehir halkının dörtte birini buldğunu söylemektedir. Alaşehir iki yıldan fazla Yunan işgalinde kalacaktır.


(Kaynak: Yunan Mezalimi / Mustafa Turan / Syf 202)


Soma’da 24 Haziran 1920’de Yunanlılar tarafında işgal edilmiştir. İşgal öncesinde Soma’da sükunet devam etmekteyse de yerli Rumlar Yunanlıları karşılamak için hazırlık yapıyorlardı.

Soma’nın işgalinden önce bu bölgede yer yer Türk kuvvetleri ile Yunan kuvvetleri arasında çatışmalar olmuştur.


9 Temmuz 1919 tarihinde Soma’nın Cumalı ve Çenke köylerine saldıran Yunanlılar bu köyleri kısmen yakmışlardır. Çenke’de bir Türk kadınını yaralamışlardır. Cumalı’da bir ihtiyarı yaralamışlar ve yakmak suretiyle öldürmüşlerdir. Diğer iki ihtiyarı da öldürmüşlerdir. Bir kadının gözlerini oymuşlar, tarlalarında çalışmakta olan üç Türk’ü de öldürmüşlerdir. 14 Temmuz 1919’da Soma mıntıka kumandanı ile İngiliz kontrol subayları Cumalı ve Çenke köylerine giderek buralarda yapılan mezalime şahit olmuşlardır. Aynı gün Yunan uçağının Soma ve civarında bombalar attığı 61.Fırka Kumandanı Kazım Bey tarafından rapor edilmiştir.

Yunanlıların tespit edilen tarafsız mıntıkaya tecavüzle Türk halkını öldürdükleri ve köyleri yakmakta oldukları Soma halkı adına Müftü ile arkadaşları tarafından Dahiliye Nezareti’ne bir telgrafla bildirilmiştir.


(Kaynak: Yunan Mezalimi / Mustafa Turan / Syf 206)


Başkomutan Paraskevopulos, halka yayımladığı bildiride, harekat amaçlarını anlattı. Yunan kuvvetlerinin Mustafa Kemal'in teşkilatını dağıtıp asayişi sağlayacağını, bunun için Anadolu içlerine yürüyeceğini anlatan başkomutan "Fetih amacı gütmüyoruz. Mustafa Kemal taraftarları hem hükümete isyan eden, hem de İtilaf Devletleri'nin kararlarına engel olan kişilerdir. İzmit ve civarının işgalinde olduğu gibi, bu defa da herkesin can, mal, namus güvenliğine saygı göstereceğiz" dedi. Ankara bu bildiriye 2 Temmuz'da karşı bildiriyle cevap verecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 98)


Ankara Bakanlar Kurulu, Yunan saldırısıyla ortaya çıkan yeni durumu görüştü. Batı Cephesi kurularak komutanlığına Ali Fuat Paşa atandı (krş. 18). İzmir Kolordusu komutanlığına 61. Tümen Komutanı Albay Kazım, 20. Kolordu Komutanlığı'na Bekir Sami, 10. Kafkas Tümeni Komutanlığı'na Yarbay Kemalettin Sami Beyler atandılar. Albay Bekir Sami Bey, 8 Temmuz'da Bursa'nın düşüşünden sorumlu tutulacak ve TBMM'nin isteği üzerine 14 Temmuz'da emekliye sevkedilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 98)


Dün Yozgat'a girerek şehre hakim olan Çerkez Ethem, bir divanıharp kurarak 12 isyancı elebaşıyı belediye önünde astırdı. Çapanoğullarından Edip, Celal, Halit ve Salih, yokluklarında idama mahkum edildiler. Savcı ve mutasarrıf vekili tutuklandı. Ethem, Çapanoğullarına tutuklanacaklarını haber veren Ankara Valisi Yahya Galip Bey'in tutuklanarak Yozgat'a gönderilmesini istiyor. Çerkez Ethem, Kuvayı Seyyare'den bir kısım kuvvetleriyle Alaca'ya hareket etti. Yozgat çevresinde yapılan çarpışmalarda, milli kuvvetler başarı kazandılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 98)


Hakimiyeti Milliye: Emperyalist Fransa, arada sırada bizi aldatmak için yüzümüze gülüyor. Bunun anlamını pekala biliyoruz. İsterse Fransa, dünyanın nereye doğru gittiğini anlamamakta ısrar etsin.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 98)


Ali Fuat Cebesoy Ankara’da. Anlatıyor:


24 Haziran’da İcra Vekilleri Heyeti, Mustafa Kemal Paşa riyasetinde toplanmıştı. Eski vilayet konağında olan içtimaya gittim ve Garp Cephesi kumandanı sıfatıyla iştirak ettim. Müzakere mevzuu Yunan taarruzunun başlaması ile hasıl olan yeni vaziyet etrafında idi. Evvela benim fikrim soruldu. Fazla endişeye düşmemek lazım geldiğini söyleyerek şunları ilave ettim:


Yunan taarruzundan önce kararlaştırdığımız seferberliği yapamadık. Düşmanı mağlup edecek ordumuzu henüz kuramadık. Fakat buna mükabil yeni milli idarenin kuruluşunda muvaffak olduk. Hiç şüphe etmiyorum, yeni mesai programımızda muvaffak olabilirsek istikbal her bakımdan lehimize çevrilecektir. Yunan ordusunun Anadolu’nun çok içerilerine kadar girmesi ile hem cephesi yığınaklara bölünecek ve bu yüzden zayıflayacaktır. Menzillerin uzaması ikmal işlerini güçleştirecektir. Düşman taarruzu bir müddet sonra kendi kendine duracaktır. Bu müddet zarfında kısmen olsun muntazam bir ordunun esasını kurmaya muvaffak olacağız. Fakat unutmamalıdır ki, dahili her nevi geçimsizlik ve kargaşa Yunan ordusuna yeni bir taarruz hareketini göze aldırtabilir. Dahili işlerimiz düşmana ümit verecek mahiyette olmamalıdır.


Ankara’ya muvasalatımdan sonra Yunan taaruzu daha çok inkişafa ve evvelce milli müfrezelerimizin akıbetleri hakkındaki tahminlerim maalesef hakikat olmaya başlamıştı. Başlamış olan bu bozgun karşısında Ankara’da fazla kalamazdım. Güçlük ve vasıtasızlığın derecesi ne olursa olsun yeni vazifeme sağlam bir iman ve tam bir itimatla koşmam lazımdı. Öyle yaptım, Eskişehir’de beni beklemekte olan karargahıma katılmak üzere 27 Haziran’da trenle hareket ettim.


(Kaynak: Milli Mücadele Hatıraları / Ali Fuat Cebesoy / Syf 482)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG