24 Kasım 1921

Fransızlar, Çukurova'yı boşaluyor: General Dufıeux, Kilikya'nın Tii.rklere teslimi işleminde bulunmayı onuruna yediremeyerek Adana'yı terk etti. Ayrılmadan önce, Fransız mezarlığını ziyaret ederek "Ey Fransız askerleri, kanlarımızı boş yere akıtuk!" dedi. Dufieux ile birlikte karargilıı da şehri terk etti. (Ener 2: 284) * Franklin Bouillon, 20 Ekim tarihli anlaşma hii.kii.mlerinin bir an önce uygulanması hakkında General Gouraud ile görii.şmek ii.zere Beyrut'a gitti (Veou: 524) . (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan Üçüncü Kolordu Kumandanı General Velahopulos, bugün yayımlanan bildirisinde "Ankara Hükümeti ihtilalcileriyle işbirliğinde bulunduklannı ileri sürerek" eşkiyalık yapanların teslim olmalan için 20 gün süre tanıdı. Teslim olanların aff edileceğini, olmayanların kurşuna dizileceğini, ailelerinin sürgün edileceğini ve varlıklarına el konacağını açıkladı. (Eğilmez: 1 23) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü/ Zeki Sarıhan)


Dışişleri Bakanı Curzon'un United Wards Clup'ta konuşması: Türkiye, Türklerle meskun olan yerlerde kuvvetli bir hükümet tesis edebilmek için lazım gelen kuvvet ve zindeliğe maliktir. Türkiye ile dostluk isteriz. (Vakit: 26; HM: 30) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Açıksöz'de 1. Habib: Rumluk meselesini öyle halledelim ki geleceğe bir şey kalmasın. (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

3.5.2 Ekonomik Kalkınma Üzerine Düşünceler

Türkiye'nin kalkınması yolunda nelerin yapılabileceği ve nelerin ya­pılmaması gerektiğinin önerilerini burada bulmak mümkün olacaktır. Tür­kiye'nin iş gücünün belirlenmesi ile başlanması gerekmektedir. 10 mil­yonluk Türkiye'de yaklaşık olarak 6 milyonluk işgücünü tahmin eden Mehmet Vehbi Bey, çalışma yaşını 10 olarak almıştır196". Fakat bu 6 milyonluk işgücünün hepsi üretici değildi. Memurlar, müstahdemler, as­kerler, kasaba ve şehirdeki zengmler, tüccarlar öğretmenler, yaZarlar irler. avukatlar, doktorlar, sanatçılar, öğrenciler hastalar, malûlle^' cuklu kadınlar faal üreticiler dışmda tutulmahydr Bunlar da bir n^0' sayılırsa, 5 milyonluk bir işgücü vardır. Bu herkesin kendisi dlşındakiy n sanlar için de çalışmak zorunda olduğunu göstermekteydi. Türkiy^ kalkınmasını sadece bu grup üzerine kurmak yerine, doğrudan doğruya üretici durumunda olmayan kesimleri de, üretici hale getirmekle işe b lamak bir ön şarttır. Kimse kimsenin sırtından geçınmemelidir”*’«

"Sıkı bir ekonomik mücadele ile Türk unsuru ekonominin içine çe. kilmeli ve korunmalıydı. Savaş durumu içinde ticareti ve ekonomiyi elin- de bulunduran azınlıklara yüksek vergiler yüklenerek, devletleştirmeler başlatılarak, kooperatifçilik teşvik edilerek, onların^ tehlikeleri azal­tılmalıydı. Bu bir hükümet işi olacak kadar büyüktü

Dışarıdan bazı malların girmesi yasaklanmalı ve bunlar Ziraat Okul- ları'nda üretilmeliydi. Maarif, İktisat ve Maliye Vekaletleri arasında bu amaçla bir koordinasyon sağlanmalıydı1965.

"Hayat, ekonomi demek olduğuna, İngiltere'nin Nemrut'ça bir inat ile insanlığı kendisi için köle olarak kullanmaya çalışmasına karşılık, in­sanlık onun ekonomik hegemonyasından kurtulma gayreti içinde bu­lunduğuna, bu mücadele insanlar arasındaki kavga ve tahakküm son bu­lana kadar süreceğine ve bir gün gelip orada sadece kişinin çalışmalarının değer taşıyacağına göre, üç şeye ihtiyacımız olacaktı: Para, para, para. Para ise ancak çalışma ve üretimi arttırma ile elde edilebilirdi”1966. Ki­şiler için olduğu kadar milletler için de, en gerçek servet çalışma ve üre­timdir. Ancak çalışan ve üretenlerin de karşılığı verilmeliydi ki, daha fazla çalışma ve üretim teşvik edilmiş olsun1967. Bununla birlikte aracı ve stokçuları devre dışı bırakmak için Hükümet in kontrolünde büyük şir­ketler kurulmalı, çeşitli limanlara en kolay yoldan ulaşımı saklayacak yollar yapılmalıydı1968.

Oretim arttıracak araç! ardan btm, de ihracat, ge^Me^eKr İh­ça. için de potansiyel belirlenmeli, itocMln „mye ,** sovye. Rusya bu konuda »utulmama!,yd,. l„E,ltere lle8bik „c«l antlaşması yapan Sovyetler'in buğday ve komut sakinim, Tür- kive'den karşılanarak giderilebilir, tütün ise, Amerika’ya kadar her yere ihraç edilebilirdi. İhracatla paranın değeri de arttırılabilirdi1969. İhracatı gerçekleştirmesi için ülke çapında bir konsorsiyum kurulabilir, üreticiler, hu konsorsiyuma mallarını satar, o da ihraç edebilirdi. Böyle bir kuruluşu, tröste dönüştürmemek görevi ise İktisat Vekaleti’nindi. İktisat Vekaleti’nde oluşturulacak bir müdürlük, iç ve dış piyasanın fiyatlarını öğrenerek gün- lük olarak listeler halinde yayınlar, telgraflarla en ücra köylere kadar ulaş­tırırdı. Bu müdürlüğün masrafları, konsorsiyumun yapacağı işlerden alı­nacak belirli bir para ile sağlanabilir, ithalat mutlaka Türkiye'de yetişmeyen ve bulunmayan mallarla sınırlandırılabilirdi1970.

Bu öneriler ilk sonucunu vermiş ve Anadolu İthalat ve İhracat Ano­nim Şirketi kurulmuştur. 250 bin lira sermaye ile kurulan şirketin ku­rucularının çoğunluğu mebuslardan oluşmaktaydı. Mersin Mebusu Mi­ralay Selahattin Bey, Adana Mebusu İsmail Safa ve Zekâi Beyler, tüccarlardan Niğde Mebusu Aksaray'lı Vehbi Bey, Konya Mebusu Kâzım Hüsnü Bey, Eskişehir Mebusu Mihahçcık'lı Emin Bey, İçel Mebusu Hacı Ali Efendi, Konya Mebusu Akşehir'li Hacı Bekir Efendi vs. dir1971. Ku­mlan şirket, sürekli reklam vererek milleti hisse senedi almaya, şirkete °rtak olmaya çağırmaktaydı. “Şirketleri, damlalardan taşkın ekonomileri ve ticaret denizlerini meydana getirmenin yolu” olarak reklâm et- mektedir1972. “Bir liradan bir vatan doğar” diyerek halk şirketi olduğunu ve kazandıracağı düşüncesini işlemektedir1973

(Kaynak: Anadolu’da Yenigün / Nurettin Gülmez)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG