24 Mayıs 1920 Pazartesi

Padişah, Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında 11 Mayıs tarihli idam hükmünü onayladı. Mustafa Kemal'le birlikte Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Alfred Rüstem, Doktor Adnan ve Halide Edip'in idamlarına, mallarının haczine ve ele geçirildiklerinde yeniden yargılanmalarına karar verilmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 54)


Mustafa Paşa'nın başkanı bulunduğu Divan-ı Harb-i Örfi, Fevzi Paşa'yı (Çakmak), idama mahkum etti. (Padişah onayı 27 Mayıs). Fevzi Paşa, halen Ankara Hükümeti'nde Milli Savunma Bakanlığı yapıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 54)


Ankara Hükümeti, İstanbul Hükümeti'nin 16 Mart'tan sonra yaptığı ve bundan sonra yapacağı atama ve terfilerin geçersiz sayılmasını kararlaştırdı. TBMM, İstanbul Hükümeti'nin, İstanbul'un fiilen işgaliyle egemenlik hakkını kaybettiği sonucuna vararak onun bu tarihten sonra yaptığı ve yapacağı anlaşma ve sözleşmelerin hükümsüz sayılmasını daha önce karar altına almıştı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 54)


Hakimiyeti Milliye: BMM'nde milli galeyan. Yaptıkları barış anlaşması, Avrupa zulüm ve hiyanetinin en acı nümunesi. - Damat Ferit ve yaranı vatandaşlıktan çıkarıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 54)


Damat Ferit Paşa Hükumeti’nden önceki Salih Paşa Hükumeti’nin Dahiliye Nazırı Ebubekir Hazım Tepeyran anlatıyor:


(29 Mart ve 30 Mart tarihli gönderileri inceleyebilirsiniz.)


1920 yılı Mayıs’ının 24.günü akşamı, İstanbul’dan Erenköyü’ne gelip tren istasyonunundan evime giderken iki polis memurunun bana doğru gelmekte olduklarını gördüm.


Bunlardan biri: ‘Hazım Bey siz misiniz?’ dedi.


‘Evet’ dedim ‘benim’


Polis Umum Müdürü’nün beni istediğini söyledi.


Böyle mahkum ve kaçak bir cani gibi aranmamı ve polis gözetimi altında götürülmemi gerektiren nedenin, Bursa’da vali ve sonra da dahili nazırı iken Kuvayı Mlliye’ye yandaş olarak başarısına hizmet etmekle birlikte, gazetelere taşkınca demecim olduğunu biliyordum.


İkinci kez olarak dahiliye nazırlığıyla girdiğim Salih Paşa Kabinesi’nin istifasından iki gün sonra adı geçen bu kabinede bahriye nazırı olan Esat Paşa aracılığıyla, Damat Ferit Paşa hükumeti tarafından izletilip tutuklattırılacak kişilerin listesine yazılmış olan adımın üstüne kırmızı bir artı yapıldığı görüldüğünden, bir iki gün bir yerde gizlenmem ve aranırsam saklandığım yerden Anadolu’ye savuşmanın yolunu aramam gereğini anımsatmak lütfunda bulunulmuştu. Bunun üzerine bir hafta kadar Beylerbeyi’nde ve Çengelköyü’nde gizlendiğim halde, aranmadığım için Erenköyü’ne dönmüştüm. Bulabileceğim kılavuz ve araçla Anadolu’ya gitmeye cesaret edemiyordum. Çünkü kaçarken yakalanmak daha tehlikeliydi. Anadolu’ya sığınmanın bir yolu bulunmadıkça, er geç yakayı ele vermek doğaldı ve öyle oldu.


Sonra birçok polisin arasında Polis Müdüriyet-i Umimiyesi’ne (Şahinpaşa Oteli) götürüldüm. 9 yıldan veri tanıdığım Emekli Miralay Emin Bey’i, Polis Umum Müdürü Tahsin Bey’in yanında buldum. Emin Bey gittikten sonra Tahsin Bey beni Manastır Valiliğinde bulunduğum zamanlardan beri tanıdığını, bana saygı ve sevgisi olduğunu söyledi. Bu kişi, o odaya bitişik başka bir odanın kapısını açtı.


‘Burası benim yatak odamdır. Zatıalinize bırakıyorum. Burada yatarsınız, yatak takımları temizdir merak etmeyiniz.’ dedi ve gitti.


Böyle mahkum gibi getirilişimin nedenini Tahsin Bey’den sordum. Yıldız sorunu için harp divanından çağrıldığımı söyledi. Yıldız sorunu, hükumetçe 2.Abdülhamit’in mallarına resmen el konulmaktan ibaret bir işlemken, bundan dolayı on iki yıl sonra beni tutuklamak gerçekten bir zulüm garibesidir, fakat kimden yakınmalı?


(Kaynak: Belgelerle Kurtuluş Savaşı / Ebubekir Hazım Tepeyran / Syf 25)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG