24 Ocak 1920 Cumartesi

Temsil Kurulu Başkanı Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliye Genel Komutanı Ali Fuat Paşa, kumandanlardan Güney’de Fransızlara “teslim ol” çağrısı yapılma­sını istediler. Sivas’ta ki Üçüncü Kolordu’ya da Maraşlı'ların yardımına koşması emredildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 342)


İstanbul’dan Rauf Bey’in Mustafa Kemal’e bildirdiğine göre, İtalyan Başkomiseri Maissa Türkleri seviyormuş. Maissa’nın söylediğine göre Cemal ve Cevat Paşa'lann istifasını isteyen 20 tarihli nota, Milne’in ültimatomu üzerine veril­miş. Kuvayı Milliye’nin gösterdiği sükunet ve metanet İngilizleri çıldırtıyor­muş. Felah-ı Vatan Grubu önderleri Rauf Bey, Vasıf Bey ve Bekir Sami Bey, Mustafa Kemal’in dünkü isteğine cevap vererek, birkaç gün daha kabineyi yerinde bırakacaklarını, birkaç gün içinde Meclis görüşmeleri­nin başlayacağını, o zaman Hükumet’in çekileceğini bildirdiler. İstanbul’dan son durum bildirilmeden Hükümet’le ilişiğin kesilmemesini istediler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 342)


Maraş’ta çarpışmaların dördüncü günü. Türk kuvvetleri, Şeyhadil Karako­lundaki Fransızları bütünüyle imha etti. Zengin Türkler ambarlarının anah­tarlarını Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne teslim etmiş bulunuyor. Gerillaların doyurulması için evlerdeki erzak da ortaya döküldü. Korunaklı yerlerde kazan­lar kaynatılmaya başlandı. Kadınlar ve çocuklar savaşçılara yiyecek yetiştiriyor. Yüzbaşı Fointaine’in kuvvetleri Maraş’a zorlukla girdi. Fransız kolundan 7 kişi öldürüldü, o kadarı da yaralandı. Dışiş­leri Bakanı Mustafa Reşit Paşa, Urfa ve Maraş’taki Fransız zulümlerini İngiliz Yüksek Komiseri nezdinde protesto etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 342)


Kâzım Karabekir, Temsil Kurulu’na gönderdiği yazıda “Devlet ve milletin ge­leceği ve memleketin muhafazası hakkında yapılacak bütün mücadeleler ve alı-, nacak tedbirler için tek yerin Meclis-i Millî olması arzusunu kalbinde taşımak­ta olduğunu, Meclis-i Millî seçilmiş ve var olduğu sürece de Heyet-i Temsiliye’nin ancak Meclis yoluyla girişimlerde bulunması fikir ve mülahazasında ol­duğunu...” bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 342)


Mustafa Kemal, Rauf Bey ve 10. Fırka Komutanı Kemal Bey’den. Hakimiyeti Milliye gazetesinin İstanbul’da emniyetle dağıtımının sağlanması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Mebuslara dağıtılması ve bayilerde satılması için Galatalı Şevket Bey’e gazetenin her sayısından 700 adet, gönderiliyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 342)


Hakimiyeti Milliye’nin bugünkü sayısında ateşkes sınırları içinde tam bağım­sızlık savunuluyor, yabancı nüfuzuna karşı çıkılıyor; Arabistan’da Fransızlara, Mısır ve Hindistan’da İngilizlere karşı verilen mücadeleler anlatılıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 342)


Maraş’a gidişini Kılıç Ali anlatıyor:


Tarih iyi hatırımdadır: 12 Ekim 1919 Not defterimdeki kayıt şu: ‘Paşa yarın şafakla çalışma odasına gelmemi emretti. Demek yine sabahlayacak ve yeni bir görev alacağım. Haydi hayırlısı…’


Mustafa Kemal’in yanına girdiğimde, masanın üzerinde Kiepert haritasının Güney Anadolu bölümü seriliydi.


Kahvelerimizi getiren Ali Çavuş’a emir verdi: ‘Kimse gelmesin!’ Ve üste koyduğu telgrafı uzattı: ‘Şunu oku’


Telgraf Antep’ten geliyordu: ‘Emriniz üzerine şehrimizde Müdafaa i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Aman Paşam, başımıza teşkilat yapacak güç ve yetenekte subaylar gönderin.-Telgraf Memuru Mahmut Mahir’


Mustafa Kemal Paşa emrini tebliğ etti: ‘Seni, Maraş-Antep havalisinde milli kuvvetler teşkilatını yapman için oraya gönderiyorum. Biliyorsun, her savunma beldesi bir cephedir ve burada görev alanlar, cephe komutanlığı sorumluluğuna sahiptirler. İlk anda Fransızları karşımızda buluyoruz. Telgrafı okudun. Bu millet esir olur mu? Her yer, arkasında gidebileceği asker-sivil insan arıyor. Bu konuda tecrüben var. O bölgenin halkını bilirim. Yiğit, sadık, fedakar insanlardır.’


Gerçekten heyecanlanmıştım. Adeta gözlerim dolmuştu. ‘Elimden geleni yapacağım Paşam. Güveninize ve ilginize layık olacağım. Allah bizimledir.’


İki elini öptüm. Beni kucakladı. Gülerek omzumu sıvazladı: ‘Bak Kılıç! Başaramazsan ismini geri alırım!’ Hareket edeceğim sabah son emirlerimi almak ve elimi öpmek üzere Paşa’nın huzuruna çıktım. Görevimin önemini anlattıktan sonra bütün mücadelemde bana güç veren şu cümleyi ekledi: ‘Haydi Allah yüzümüzü ak etsin!’


(Kaynak: Kılıç Ali’nin Anıları / Derleyen: Hulusi Turgut / Syf 82)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG