24 Temmuz 1919 Perşembe


ERZURUMLULARIN YARDIMLARI:


Nutuk’tan/


Efendiler, askerlikten istifa ettikten sonra, bütün Erzurum halkının ve Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milli ye Cemiyeti’nin Erzurum Şubesinin, hakkımda çok açık bir şekilde gösterdikleri güven ve içtenliği bende bıraktığı unutulmaz anıyı, burada, açıkça ifade etmeyi bir görev sayarım.


Cemiyetin Erzurum şubesinden aldığım 10 Temmuz 1919 tarihli yazıda, ‘cemiyetin başına geçmemi ve yönetim kurulu başkanlığını kabul etmemi’ teklif ediyorlar ve beraber çalışmak üzere seçtikleri ve atadıkları beş kişinin adlarını bildiriyorlardı.


Bu beş kişi, Raif Efendi, emekli Binbaşı Süleyman Bey, emekli Binbaşı Kazım Bey, Albayrak Gazetesi müdürü Necati Bey, Dursunbeyzade Cevat Bey’di. Söz ettiğim yazıda, Rauf Bey’in de yönetim kurulu ikinci başkanlığına seçildiği bildiriliyordu.


Bu tarihlerde Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Raif Efendi ve üyeler Hacı Hafız Efendi, Süleyman Bey, Maksut bey, Mesut Bey, Necati Bey, Ahmet Bey, Kazım bey ve Katip Cevat Bey’di.


Erzurum Şubesi, İstanbul’daki Genel Merkez Başkanlığı’na ulaştırmaya çalıştıkları bir telgrafla ‘Genel Merkez adına görüş ve düşünce bildirmek yetkisinin bana verildiğinin telgrafla bildirilmesini’ de rica ettiler.


Bundan başka, bizim Erzurum Kongresi’ne girmemizi kolaylaştırmak için, kongreye Erzurum temsilcisi olarak seçilmiş olan emekli Binbaşı Kazım ve Dursunbeyzade Cevat Beyler temsilcilikten istifa ettiler.


Mustafa Kemal’in Nutuk’ta Dursunbeyzade Cevat Beyler diye bahsettiği Cevat Dursunoğlu Milli Mücadele’de Erzurum isimli kitabında bu hadiseyi şöyle aktarmıştır:


‘Bir toplantıda Paşa, Rauf Bey’le kendisinin Erzurum merkezinden seçilmek istediğini ima etti. Raif Efendi Erzurum merkezinin seçimi yapılmış olduğunu ve kendisiyle Kazım’ın ve benim seçildiğimizi söyledi. Paşa, galiba başka bir vilayette bu seçimin dedikodu doğuracağını düşünerek milli harekete ilk merkez olan Erzurum’u tercih ediyordu.


Politik sezişi çok kuvvetli olan Kazım bana gelerek bizim istifa edip Paşa’nın ve Rauf Bey’in seçimlerini sağlamamızı teklif etti. Benden muvafakat alınca işi açıkladı. Kimse bir şey söyleyemedi. Paşa’da işin bu kadar kolaylıkla hallinden çok memnun oldu.


Yalnız o gün cemiyetten ayrılırken Kazım ile bana ‘Peki siz ne olacaksınız, kongreye girmeyecek misiniz? Bu nasıl olur?’ dedi. Biz de yarı şaka, ‘Paşam bizim yerimize de istifa edecekler bulunur, biz şimdi bununla uğraşacağız.’ Cevabıyla kendisini tatmin ettik.


KONGRENİN İLK GÜN TARTIŞMALARI


Kongrede birbirden değişik düşünce ve anlayışta olan, farklı kültür ve dünya görüşüne sahip insanlar bir araya gelmiş, aynı konuda ortak kararlara ulaşmaya çalışmışlardı. Örneğin kongrenin ilk günü, tümüyle İttihatçılık-İtilafçılık tartışmalarıyla geçmişti. Kongre başkanı henüz seçilmemişken, İttihatçılıkla hiçbir ilgisi olmayan, üstelik tutuculuğuyla tanınan bir hoca Kongreyi açtığında, Trabzonlu bir delege ‘İttihatçı başkan istemiyoruz, in aşağı’ diye bağırmıştı. İttihatçılık o zaman, küfür olarak anılan bir tanım haline gelmişti.


Kimi delegeler, kongreye sanki bozgunculuk yapmak için gelmişti. Bunlar hemen her öneriye bilir bilmez karşı çıkıyort, sürekli gerilim yaratıyorlardı. Trabzon, Sürmene, Giresun ve Tirebolu’dan gelen delegeler Prens Sabahattinciydiler. Kongreye verdikleri 22 maddelik bir raporda ‘Türk ırkının yaratılış olarak en kolay kabul edeceği uygarlık Anglo-Sanson uygarlığıdır. Doğu Anadolu’da bu uygarlığı temsil eden milletlerin yol göstericiliği kabul edilmelidir.’ deniyordu.


Giresun delegesi Doktor Naci Bey, ‘Kongre’nin ve Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin ruhunu aykırı’ bir önergeyle, yeni bir parti kurulmasını istemişti. Bir grup hoca, tüzükteki ‘insani ve asri amaçlar...’ tümcesine şiddetle karşı çıkmış. ‘Asri kelimesi küfre kadar gider, bari Müslümanlığı terk edip Hristiyanlığı kabul ettiğimizi ilan edelim.’ Demişti. Karışık bir geçmişi olan ve kurtuluştan sonra yüz ellilikler’le yurtdışına sürülen Sürmene delegesi Ömer Fevzi, ‘Kışlaları kapatalım, askeri tümüyle terhis edelim, barış içinde yaşamanın koşullarını hazırlayalım ve ordu görevlerini milis örgütlerine devredelim.’ Biçiminde önergeler vermişti.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 – Metin Aydoğan – Syf 164)


Erzurum Kongresi, Başbakan Damat Ferit Paşa’nın 20 Temmuz tarihli demecini, Başbakan’a, belediye bakanlarına ve kumandanlara yazdığı yazılarla cevaplandırdı. Kongrenin cevabında, bunun bir meclis olmadığı, bir yıldan beri Anayasa’nın çeşitli maddelerine aykırı hareket eden Hükumet’in millete haksız suç yüklediği bildirildi. İdarecilerle komutanların, milli amaçlar için ellerinden geleni yapmaları gerekirken, bundan yasaklanmaları akla sığmayan bir davranış olarak nitelendirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 3)


İçişleri Bakanı Adil Bey, Harbiye Bakanlığı’ndan, Kazım Karabekir’in çabucak Erzurum’dan kaldırılmasını istedi. Adil Bey’e göre, Karabekir, Ermenilerin Doğu sınırında hazırlık yaptığını çevre illere bildirerek halkı yok yere heyecanlandırıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 4)


İktisadi bir buhran içinde olan İngiltere’de, demiryolu işçilerinden sonra kömür işçileri de greve başladılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 4)


Mezopotamya’dan İngiliz Hükumeti’ne bir İngiliz görevli tarafından gönderilen raporda, Kürdistan’ın durumu inceleniyor. Kürtler arasında, yabancı bir büyük devletle ve Türklerle işbirliği yapmak gibi iki ayrı eğilim bulunduğu anlatılıyor. Bölgede Ermenistan, Kürdistan ve Arap devleti için sınırlar öneriliyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 4)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG