25 Şubat 1920 Çarşamba

Mustafa Kemal 13. ve 15. kolordulara (muhtemelen diğerlerine de), aynca Rauf ve İsmet Beylere gönderdiği gizli yazıda iç ve dış durumu tahlil etti, onla­rın görüşlerini sordu. Yazıda, İstanbul’da bazı gazetelerin havayı yumuşatarak Kuvayı Milliye’yi zaafa uğratmaya çalıştıklarını, Hükümet’in yabancıların öne­rilerini hemen kabul ettiğini, Meclis’in istenilen dayanışmayı kuramadığını bil­direrek “Temsil kurulumuz sorumluluğunun bilincindedir” dedi.


Mustafa Kemal, ikin­ci bir genelgesinde gericilik hareketi için İngilizlerin İstanbul’daki çabalarına dikkat çekti. Anzavur, Biga olaylan buna örnek verildi. Cemiyet-i Ahmediye, Teali-i İslam Cemiyeti ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın Kiraz Hamdi veya Da­mat Ferit Paşalardan birisinin başkanlığında bir hükümet kurulması için yap­tığı çalışmaları anlattı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 394)


Mustafa Kemal, Mazhar Müfit’in verdiği bilgilerden üzüntü duyduğunu, İs­tanbul’daki mebuslardan ve Felah-ı Vatan Grubu’ndan millete bir hayır olma­dığını bildirdi. Bunların milleti aldattığım, kurtuluşa engel bile olabileceklerini ileri sürdü. Rauf Bey’den de kesin cevap istendiğini hatırlattı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 394)


Dışişleri Bakanı Curzon’un sözleri: Türklerin davranışı, günden güne daha tehdit edicidir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 394)


Efendiler, İstanbul’un fiilî olarak işgalinden aşağı yukarı yirmi gün önce ortaya konulan bu görüş ve düşünce incelenmeye değer. Ben yalnız bir noktaya işaret etmekle yetineceğim. O nokta, olayların akışına ayak uydurma şeklinde bir kaderciliği benimsemektir.

Biz elbette, işi böylesine bir kaderciliğe bırakamazdık. Aksine, olayların akışının ne olabileceğini önceden kestirip tespit ederek, karşı tedbirleri düşünmek ve ânında, bir kararsızlığa düşmeden uygulamak taraftarı idik. İşte bundan dolayıdır ki, daha öncesinden kamuoyunu yoklamaya başlamıştık.


Efendiler, Milletvekili Mazhar Müfit Bey’in bir mektubuna verdiğim cevabı olduğu gibi bilginize sunarsam, Kâzım Karabekir Paşa’nın görüşlerine verilmesi gereken cevap da kendiliğinden anlaşılmış olur. Mazhar Müfit Bey’in mektubunda yazdıklarını tekrar etmeyeceğim. Onu gerekirse kendileri yayınlarlar. Benim verdiğim cevap şuydu:


Ankara, 25/26.2.1920


Hakkâri Milletvekili Mazhar Müfit Beyefendi’ye

Efendim Hazretleri,


14.2.1920 tarihli uzun mektubunuzu ancak dün aldım ve yarınki postaya yetiştirmek üzere cevabını şimdi yazıyorum. Yüce Meclis-i Millî’nin ve Felâh-ı Vatan adını taşıyan grubun, gerçek durumlarını tasvir eden değerli ifadeleriniz, bende üzüntü yarattı.


Açıklama ve tasvirlerinizle gözümün önünde beliren manzara elem vericidir. Zavallı millet; hayatını, varlığını, kaderini savunmak, korumak ve güven altına almakla yükümlü bildiği sayın milletvekillerini, gerçek millî ve vatanî görevlerini daha ilk anda ve ilk adımda unutmuş görüyor.


Batılıların ve bütün düşman dediğimiz milletlerin, Türklerde kabiliyet olmadığı gerekçesiyle, Türkiye’ de, her şeyin, bizim için olumsuz olan şeyin yapılmasına göz yumdukları bilinirken ve her birimiz, ayrı ayrı bu zannın yanlışlığını ispata kararlı olduğumuzu iddia ederken, çıkar duygularımız, basit bencilliklerimiz bize her şeyi unutturabilir.


Önce gelen milletvekilleri şöyle yapacakmış, sonra gelen milletvekilleri böyle tavır almış, Hey’et-i Temsiliye şunu kendinden saymış, bunu bayağı görmüş… Bunları söyleyenler, koca Türk milletinin sayın milletvekilleri, öyle mi? Bu ruh hali, böyle bir ahlâkî davranış karşısında hayret ve şaşkınlıktan donakalırım.


Yeni grup veya, parti teşkilâtından söz ediliyor. Azizim Mazhar Müfit Bey açıkladığınız zihniyet ve yaratılışların kuracakları gruptan da, partiden de, ben memleketi kurtarıcı sağlam bir tavır alınabileceğine hükmedemiyorum.


Ben de Hey’et-i Temsiliye adı altında fedakârca görev yapan arkadaşlar, bu vatanın kurtuluşu ve milletin huzuru için ölünceye kadar çalışmak isterken, sayın milletvekilleri tutum ve tavırlarıyla ve gaflet uçurumuna yuvarlanmalarıyla, anlıyorum ki, buna bile müsaade etmeyeceklerdir.


Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin teşkilâtına ve bu teşkilâtın meydana getirdiği Kuva-yı Milliye’ye dayanma gereği kalmadığını, çocukça ve gafilce davranış ve hareketleriyle belli eden Meclis-i Meb’usan’ın ve Felâh-ı Vatan Grubu’nun, bu konudaki kesin kararının öğrenilmesini ve tarafımıza bildirilmesini Rauf Bey’e yazdık.


Bu kararın, bir an önce alınabilmesi için sizin de yardımınızı rica ederiz. Bu kararı verirken, sayın milletvekillerinin, toplantı yeri olan İstanbul’da, kırk bin Fransız, otuz beş bin İngiliz, iki bin Yunan ve dört bin İtalyan kara kuvvetlerinin yığınak yaptığını ve İngiliz Akdeniz donanmasının da Fındıklı sarayına karşı demir atmış olduğunu göz önünde bulundurmaları gerektiğini hatırlatırım.


Mustafa Kemal

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG