25 Ağustos 1919 Pazartesi

Alaşehir Kongresi çalışmalarını tamamladı. 8 Ağustos’ta başlamış olan Kongre bugün Padişah’a, yüksek komiserlere ve Milne’e birer telgraf çekti. İstanbul’daki İtilaf Devletleri temsilcilerine gönderilen yazıda, çoğunluğu tartışılmayacak kadar Türk olan Anadolu’nun Wilson ilkelerine göre hiçbir parçaya ayrılamayacağı, kadın, erkek, çocuk kanlarının son damlasına kadar Yunanlıları bu topraklardan çıkarmak için çarpışacağı ve bu amaca erişince bütün milli harekete son verileceği bildirildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 68)


Alaşehir Kongresi bildirisinden bir alıntı:


‘Yirminci yüzyıl medeniyetinin nefretle andığı eski istilaları, Neronların vahşetini bile gölgede bırakan facialar, Türklük ve Müslümanlıktan başka suçu olmayan insanlara yöneltilmiştir. Dindaşlarımızı gaddar süngüleriyle, gözü dönmüşçesine parçalayan, bakire kızlarımızın namusunu kirleten, beşikteki bebeklere kadar herkese zulüm ve işkence yapan, ‘medeni Avrupa’nın’ arsız ve vahşi çocukları olan Yunanlılara…’


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / syf 227)


Erzurum’da Mustafa Kemal ve arkadaşları Sivas’a gitmek için hazırlık yapıyorlar. Bugün Mazhar Müfit Bey, kendilerini götürecek araba aradı. Para konusu tartışıldı. Mazhar Müfit Bey, sözü değiştirip Amerikan mandasına getirince Mustafa Kemal şöyle dedi: ‘Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terketmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bütün bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gitmekte olan Türk istiklalini feda ediyorlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 69)


Binbaşı Noel’in teli: ‘Eğer Galip hala karargahı ziyaret etmeye kararlıysa, ona benimle en kısa zamanda buluşması gerektiği söylenmelidir. Herhalde kendinde yeter para vardır. (Adı geçen Galip’in Elazığ Vadelisi Ali Galip olabileceğini, karargahı ziyaretin de o halde, planlamakta olan Sivas baskını olacağını, Ali Galip’le Noel’in 5 Eylül’de Malatya’da buluşmalarının rastlantı olamayacağını kaydediyor.)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 69)


Cevat Dursunoğlu’nun Milli Mücadele’de Erzurum kitabından:


25 Ağustos’ta Paşa şimdi Çocuk Esirgeme Kurumunun Bakımevi olan binada oturuyor. Kazım, Necati ve ben o akşam Paşa’yı ziyarete gitmiştik. Mutad kahvelerden sonra tatlı bir sohbet başladı. Söz hep bundan sonra yapılacak işler üzerinde dolaşıyordu. Sıra ‘Meclis-i Mebusan’ın bir an önce toplanarak ‘İrade-i Milliyenin Tecellisine’ geldi. Paşa kendisinin Erzurum’dan mebus çekilmek istediğini ve ilk ihtilal adımını attığı bu tarihi şehri temsil etmek şerefini her yere tercih edeceğini anlattı. Bu arada Selanik’i hatırlayarak, insanın doğduğu ve büyüdüğü yerin yabancılar eline geçmesindeki acıyı gözleri yaşararak tekrarladı. Yeni istiladan kurtulmuş olan Erzurum’da bizler bu duyguyu çok iyi anlıyorduk. Bizleri de acı bir keder sardı. Kazım, Erzurum’un geçmişte yetiştirdiği kahramanlar arasına bir kahramanın daha girmesi şerefini bize vermesini ve bunun içinde nüfusunu Erzurum’a nakle muvafakat buyurmasını rica etti. Paşa çok mütehassis oldu. Böyle bir teklifi kabul etmeyi bir şeref bildiğini söyledi. 26 Ağustos’ta MHC’nin yazılı teklifini 27 Ağustos’ta Paşa yazılı olarak kabul etti.


Türklüğün Anadolu’daki en eski kalesine, en kahraman şehrine asrın en büyük Türk’ü hemşehri olmuştu.


(Kaynak: Milli Mücadele’de Erzurum / Cevat Dursunoğlu / Syf 113)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG