25 Haziran 1920 Cuma

İngilizlere ait uç savaş gemisi, üç torpido, Fransızlara ait bir römorkör ve uçaktan Mudanya'ya 100 asker çıktı. Komutanları halkı hükümet meydanında toplayarak Kuvayı Milliye taraftarlarını cezalandıracaklarını söylediler, bazı kişileri alarak Gemlik yönüne gittiler. Mudanya kıyısında bulunan İngiliz donanma komutanı, Bursa valisine bir nota vererek askerlerin karaya çıkarılmasında zorluk yaratılmasını protesto etti, ateşkes şartlarının ihlal edildiğini ileri sürerek bu duruma engel olunmasını istedi, aksi halde şehri bombardıman edeceğini ihtar etti. Bursa Valisi Hacim Muhittin Bey ve Tümen Komutanı Bekir Sami Bey, İngiliz Komutanını protesto ettiler. Protesto metninde "Esir olmamak için ölmeye ahdetmiş bir millet karşısında bulunduğunuzu elbet anlamışsınızdır. 24 saat içinde Mudanya'yı boşaltmazsanız dökülecek kanların sorumluluğu size aittir" denildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 100)


Alaşehir (krş. 24) ve Bigadiç, Yunanlılar tarafından işgal edildi. İngilizler de Karamürsel'i işgalleri altına aldılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 100)


Paris'te bulunan Başbakan Damat Ferit Paşa, Barış Konferansı Başkanı Millerand'a bir mektup yazarak Yunan ileri harekatının Anadolu'da karışıklığı büsbütün artıracağı, burada sükunun sağlanabilmesi için Yunan kuvvetlerinin Anadolu'dan büsbütün çekilmesi gerektiğini belirterek Türkçe konuşulan yerlerde Türkiye devletinin egemenlik hakkının tanınmasını istedi; Yunan ordusu tarafından anlaşmanın kabul ettirilmesine çalışılmasının kabul edilemeyeceğini, iki taraf kuvvetlerinin eşit olmadığını bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 100)


Tarsus cephesinde Birinci Hacıtalip Savaşı. Kuvayı Milliye, Fransızların saldın üslerinden biri olan Hacıtalip Çiftliği'ne saldırdı ve çiftliği ateşe verdi. Cezayir'den getirtilmiş 26 sömürge askeri teslim oldu. Biri teğmen, biri başçavuş olan l 2 Fransız öldürüldü. Kuvayı Milliye 3 ölü verdi. Yenice zaptedildi. Antep Merkez Kurulu, TBMM Başkanlığı'na, Antep mebuslarına, 3. Kolordu'ya ve Antep Mıntıka Kumandanlığı'na gönderdiği yazıda, Mutasarrıf Celal Bey'i ve jandarma kumandanını savunma için gerekli tedbiri almamakla suçladı. Yazıda "Memleketimize, durumumuza acıyınız. Bu durum devam ederse kesin bir felakete uğrayacağız" denildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 100)


İstanbul Hükümeti, bir kararname ile Kuvayı İnzibatiye'yi dağıttı. 18 Nisan tarihli bir kararname ile kurulup İzmit-Adapazarı yöresinde milli kuvvetler üzerine sürülen Kuvayı İnzibatiye, yapılan çarpışmalarda bozguna uğramış, erlerin bir kısmı saf değiştirmiş, 10 Haziran'da General Milne, bu kuvvetlerin silahsızlandırılmasını isteyince, l 7 Haziran'da gemilerle İstanbul'a taşınmıştı. Kuvayı İnzibatiye erleri, gönüllü sıfatıyla Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 100)


Türk direnişi Fransız parlamentosunda: M. Dadalier, yurtlarını savunan Türklerin isyancı adıyla kurşuna dizildiğini söyledi. Bazı mebuslar, Türkleri Ermenilerin katili olarak niteledi. Fransız eski Başbakanı Briand şöyle konuştu: "Türkiye'yi ortadan kaldırmak Müttefiklerin savaş hedeflerinden biri idi. Türklere kah 'yaşayacaksın', kah 'yaşamayacaksın' dersek bu onlarda yurtseverlik duygusu uyandırır, çetecilik yaparlar. Mustafa Kemal ve çetelerinin bizim ülkemizdeki benzerlerine yurtsever denir." Briand, Ermenilerin isteği üzerine askeri etki alanlarının hudutlarını Mersin ve İskenderun Körfezi'nin ötelerine götürdüklerini söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 100)


Venizelos, Anadolu'yu istila etmek için değil, Müttefikleri tehdit eden Mustafa Kemal kuvvetlerinin yolunu kesmek için (22 Haziran'da) ileri harekete geçtiklerini söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 100)


Orhan Duru’nun Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları kitabından bir parça:

Aşağıdaki belgede Atina’daki Amerikan temsilcisi Frazier, cepheden gelen haberleri ulaştırıyor.


Dışişleri Bakanı


İzmir’den alınan bir telgraf, Alaşehir’in ele geçirildiğini sekiz bin esir alındığını bildiriyor. Türkler çekilmektedirler.


Frazier


(Kaynak: Amerikan Gizli Belgeleriyle Türk Kurtuluş Yılları / Orhan Duru / Syf 94)


25 Haziran sabahı saat 06.15’te bu filodan yedi parça gemi, bir çıkarma girişiminde bulunmak üzere Mudanya açıklarına geldi. Saat 7 sularında silahlı römorkörlerin çektiği dubalara bindirilmiş İngiliz askerleri, tam bir savaş düzeni içinde karaya çıkmaya başladılar.


Mudanya’da 5.bölük savunma bölgesine çekilmek üzereyken, bu bölükte görevli Kavaf Canip Oğlu 1898 doğumlu Şükrü Çavuş karaya çıktıktan sonra Kadıçeşmesi yönünde ilerleyen düşman ateş açtı. Şükrü Çavuş’un ilk atışında İngiliz birliğinin binbaşı rütbesindeki komutanı vurularak öldü. Biz yüzbaşı ile astsubay yaralandı. İngiliz birliğinin açtığı karşı ateşle de Şükrü Çavuş vurularak şehit oldu. (Mudanya hiçbir emir almamasına karşın yaşamını hiçe sayarak düşmana karşı koyan bu yiğit evladını unutmamış, onun adını bir ilkokula ve bir mahalleye vermiştir.) Ayrıca benzer biçimde çeşitli yerlerden İngilizlerin çıkarma eylemlerine kıyıdaki Türk birliklerince ateş açılmıştır. Mondros gereği dilediği yerde karaya ayak basabileceğine inanan İngiliz Filo Komutanı, çıkarma girişimlerinin ateşle karşılık görmesi üzerine Bursa Valiliği’ne aşağıdaki protesto mesajını gönderdi.


Mudanya 25 Haziran 1920


Bursa Valiliğine


Kuvayı Milliye tarafından bağlaşık güçlere karşı ateşkes hükümlerine aykırı olarak hareket olunmaktadır. İzmit’teki İngiliz koruma güçlerine saldırı olmuştur. Ve Marmara kıyılarındaki İngiliz deniz teknelere izin verilmediğinden, Bursa kenti, donanmanın büyük çaptaki toplarıyla ve uçakları ile bombardıman olunacağından böyle hoş olmayan durumların engellenmesi için kesin biçimde emir vermenizi ve bütün harekatın durdurulmasını resmi surette emir vererek İngiliz subaylarının kuyuyu ziyaret etmelerinin kolaylaştırılması.


Cerfeudale Capitain Hus Beabovv R.N


Vali Hacim Muhittin Bey’in çektiği protesto mesajı aşağıdadır. (Kısaltılmıştır.)


İngiliz Donanma Komutanlığı’na


Yunanlılara, İzmir’de ve her girdiği yerde bin türlü cinayet işlemekte çekinmeyen bu sefil ulusa, haddini kesinlikle bildirmeye karar verdiğimiz bir zamanda, o ulusun cinayetlerini kolaylaştırmak ister gibi, buyruğunuzdaki donanmanın Mudanya önünde bulundurulması ve asker çıkarılmasına girişilmesi bizim hem hayrette bıraktı, hem de üzdü.


Onuru ve geleceğini korumak için her türlü uğraşı ve özveride bulunmaya karar vermiş, tutsak olmamak için ölmeye ant içmiş bir ulus karşısında bulunduğunu elbette anlamışsınızdır. Mudanya’yı 24 saate dek boşaltmadığınız takdirde, Anadolu’nun coşan yurtseverlik seli ile yapılacak çarpışmalarda dökülecek kanların sorumluluğu yüksek kişiliğinize aittir.


Sonra İngilizler kasaba halkını hükumet önünde topladılar ve Liman Reisi İsmail Kemal’e Türkçe bir bildiri okuttular. Daha sonra Rumca bir bildiri okundu. Bu bildirinin okunması bitince alanda toplanmış bulunan Rumlar bir ağızdan ‘Vito!’ diye bağırıştılar.


Aynı gün benzer bir olay Gemlik’te sergilendi. Körfez’deki İngiliz filosundan birkaç parça savaş gemisi öğle saatlerinde Gemlik Limanı’na geldi. Ancak bu bölgede yönetim ve Kuvayı Milliye önceden haberli oldukları için gafil avlanmadılar. (İngiliz filosunun Gemlik’e yöneldiği konuusundan Kaymakam Cemil Bey ile MHC yöneticileri uyarılmışlardı.)


Olay Dr. Ziya Kaya’nın anlatımına göre şöyle gelişti:


‘Haziranın 25.günü Salı Mudanya istikametinden gelen biri büyük, diğerleri küçük olmak üzere beş parçadan ibaret bir İngiliz donanması körfeze demir attı. İlçe Kaymakamı Cemil Bey ile birkaç arkadaş sahildeki bir binada toplanmış bulunuyorduk. Hepimizin de üzerimizde silahlarımız vardı. Filodan karaya bir sandal geldi. İçinde biz deniz subayı ile Rum tercümanı vardı. Kendilerini sahilde karşıladık, ne istediklerini sorduk. Tercüman, filo komutanının kaymakamı gemiye istediğini söyledi. Orada bulunan arkadaşlarla gizli bir konuşma yaparak Kaymakam Bey’e gitmemesini rica ettik. Gelen elçiye de:


-Kumandanına söyle, şehirde bulunan bütün Türk ahali köylere kaçmıştır. Kasaba içinde yalnız Rumlarla Ermeniler kalmıştır. Şehirde pek çok silahlı çeteler kiliselere, camilere ve bir çok evlere gaz teneke ile patlayıcı maddeler koymuşlardır. Eğer filo şehre ateş açmak veya karaya asker çıkarmak gibi hareketlerde bulunursa çeteler gaz tenekelerini ve patlayıcı maddeleri ateşleyerek şehri yakacaktır.


Tercüman bizden diklemiş olduğu bu sözleri İngiliz komutanına olduğu gibi anlatmış olmalı ki iki saat sonra donanma körfezden kalkarak geldiği istikamette dönüp gitti.


Gemlik’ten aynı akşam saat 19.40’ta Bursa Valiliği’ne çekilen tel raporda olayın gelişimi şöyle anlatılmaktaydı.


Yüce Valiliğe


Önce buraya gelmiş ve dışarıya çıkarılmamış olan iki İngiliz subayı ile başka büyük rütbede bir subayla birlikte Tahrirat Katibi Mehmet Efendi ile yapılan konuşma aşağıda sunulur:


S: Niçin geldiğimizi biliyor musunuz?

Y: Hayır

S: Geçenlerde İngilizler dışarıya çıkarılmamış, niçindir?

Y: Evet. Ankara Hükumeti’nden aldığımız buyruk üzerinedir.

S: Siz İstanbul Hükumeti’ni tanımıyor musunuz?

Y: Tanımıyoruz. Bizim hükumetimiz Ankara’dır.

S: Biz buraya asker çıkaracak olur isek ne yapacaksınız?

Y: Çıkarılmamasına var güçle çalışacağız.

S: Fakat topla yakarım.

Y: Yakabilirsiniz. Ölümden başka bir şey olur mu?

S: Çoluk çocuk kırıldığını istemiyoruz.

Y: Madem ki istemiyorsunuz, siz karışmayınız, biz İstanbul Hükumeti ile anlaşalım, sonra barışa girişebiliriz. Başka türlü olmaz.

S: İzmit’te bizim askerlerimizi niçin telef ettiler?

Y: İstanbul askerine yardım etmeselerdi olmazdı. Bundan ileri gelmiştir. Bundan sonra siz değil, Amerika ve Fransızları da çıkarmayacağız.

S: O kadar gücünüz var mı?

Y: Vardır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Bursa / Yılmaz Akkılıç / Syf 357)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG