25 Mart 1920 Perşembe

Damat Ferit Paşa, Baltalimanı’ndaki köşkünde bütün gün, yeni hükümeti kur­mak için Hürriyet ve İtilaf ileri gelenleri ve kabinesine almayı düşündüğü kişi­lerle toplantılar yaptı. Damat Ferit Paşa, Hükümet’i kurma işiyle dün görevlendirilmişti.★ Hürriyet ve İtilaf Fırkası merkezi olağanüstü bir toplantı yaparak Damat Ferit’e destek konusunu görüştü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 450)


İngiliz Haberalma raporuna göre, İstanbul’un işgal edildiğini haber veren Fransız Yüksek Komiseri’ne Padişah şunları söylemiş: “İtilaf temsilcileri ile her zaman işbirliği yapmak isterim. İşgalden üzüntü duydum ama işgalle ilgili bil­diride yetkimle ilgili güvenceyi takdir ettim. Kemalistleri siz tutuklamasaydınız, ben tutuklayacaktım.” İngiliz Askerî Haberalma İstanbul Kolu’nun rapo­runa göre, Salih Paşa’nın istifa etmesi, Damat Ferit’in yeniden başbakan olma ihtimali var. Padişah İstanbul’daki tutuklamalardan rahatladıysa da, Meclis Başkanı Celalettin Arifin Anadolu’ya geçmesine üzüldü. Yüksek Komiser Robeck, raporunda, barışın geciktirilmesine tamamen karşı olduğunu bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 450)


Sinan Bey (Tekelioğlu) önderliğinde Niğde çevresinde kurulan millî müfreze­ler, Fransızlarla çarpışmak üzere Adana il sınırından içeriye girdiler. ★ 24. Tümen Kumandanı Mahmut Bey, Lefke köprüsünü geçen İngilizle­re saldırdı. 5-6 yaralı ve ölü verdirerek 16 Mart’ta Şehzadebaşı Karakolu’nda İngilizlerce öldürülen Türk askerlerinin intikamını aldıklarını 20. Kolordu’ya bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 450)


Mustafa Kemal’in 13. Kolordu Kumandanı Cevdet Bey’den aldığı ve bugün Karabekir’e yazdığı bilgilere göre, İstanbul’un işgali, Diyarbakır bölgesinde Kürtçü akımları canlandırmış bulunuyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 450)


Ziya Gökalp’in Malta’dan eşine mektubu: “Dünyanın bir hali bir haline uy­muyor. Akıl, ilim, felsefe her şey pusulayı şaşırmış. Hiçbir şey, yarının ne ola­cağını kestiremez. O halde tevekkülden başka çare yok. Ben neticenin hayırlı olacağına kailim; fakat neticeye ulaşıncaya kadar daha birtakım çileler de ola­bilir. Dünyanın kirişi kopmuştur...”


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 450)


Ziya Gökalp’in Tutuklanması:


28 Ocak 1919’da İstanbul Dar’ülfünunu’da tutuklandı. Muhafızların nezaretinde bir arabaya bindirilip Sirkeci’deki Polis Müdürlüğü’ne götürüldü. General Milne’de Londra’ya, İstanbul’da 30 kadar ittihatçı liderin tutuklandığını bildirdi. Birkaç gün sonra tutuklular Bekirağa Bölüğü’ne götürüldüler. 28 Nisan 1919’da Ziya Gökalp’inde yargılaması başladı. Tutuklular Ermeni tehirinden dolayı suçlanmak istendi; hepsi bu iftirayı şiddetle reddetti. Ziya Gökalp 17 Mayıs günü mahkeme önünde gürledi:


‘Milletimize iftira etmeyiniz. Türkiye’de bir Ermeni katliamı değil, bir Türk-Ermeni vuruşması vardır. Bizi arkadan vurdular, biz de vurduk!’


Bu konuşma geniş yankılar yaptı. 27/28 Mayıs gecesi İngilizler Bekirağa Bölüğü’nü bastılar. Buradan tutukluları alıp Prenses Ena gemisine yüklediler. Bu tutuklulardan 12’si Limni Adası’na indirildi. Bunlar daha sonra Malta’ya götürüleceklerdi.


Sürgünde iken eşine ve çocuklarına çok sık mektuplar yazan Ziya Gökalp, İngilizlere tek bir mektup yazmaz, yalvarmaz, yalvarmayı Türklük onuruna yediremez, İngilizlerle hiç kavga da etmez, kavga etmenin bir faydası olacağını inanmaz. O sabırla sürgün yaşamına katlanır ve eninde sonunda serbest kalacağına inanır ve der ki;


‘Ne vakit olsa bir gün sulh olacağını biliyorum. Sabır, sabır, sabır! Bundan başka çaremiz yoktur.’


(Kaynak: Malta Sürgünleri / Bilal Şimşir / Syf 383)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG