25 Mayıs 1920 Salı

Ankara, ayaklanmaları bastırmaya çalışıyor: Önceki gün Sapanca ve Adapazarı'nı isyancılardan kurtaran Çerkez Ethem kuvvetleri, Hendek'e vardı. Arif Bey komutasındaki kuvvetler de Düzce'de.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 56)


İsmet İnönü anlatıyor:


Düzce asileri mayısın son günlerinde her taraftan sıkıştırdılar. Ethem Bey Adapazarı’ndaki asileri tedip ettikten sonra, 25 Mayıs’ta Düzce’ye doğru ilerlemeye başlamıştı. Asi kuvvetler dağıtılıyor, ele başlarından bazıları teslim oluyorlardı. Ethem Bey Bolu’ya kadar geldi. Yerli halktan Safer Bey isminde birini esir etmiş. Daha doğrusu Safer Bey çarpışmalar esnasında çevrildikten sonra hayatının bağışlanacağına dair söz verildiği için teslim olmuş.


Fakat bu çok kuvvetli ve zararlı bir adammış. Şimdi Ethem Bey haber veriyor. Sefer Bey’i mahkemeye sevk edecek, hıyaneti vataniye sebebiyle idam ettirecek. Soruyorum: ‘Söz verdiniz mi?’


‘Evet söz verdik, ama şimdi sözümüzü tutmayacağız.’ diyor.


Ben Genelkurmay Başkanıyım. Bana bağlı kuvvetler hayatını bağışlayacağız diye söz vererek halktan birini teslim alıyorlar. Bu söz bizim namımıza, hükumet namına, Büyük Millet Meclisi namına verilmiş bir sözdür. Ethem Bey adamı asmak için direniyor. Ben sabaha karşı uğraştım, vekiller heyetini topladım, herkesi haberdar ettim fakat adamın hayatını kurtaramadım. Böyle zamanlarda, bir askeri idare zamanında, dürüst hareket etmek lazımdır. BİLHASSA BÖYLE FEVKALADE ŞARTLAR İÇİNDE SÖZ EN MUHTEREM SİLAHTIR. Herşey nizam içinde kanunlar içinde cereyan etmelidir. Kuvayı Milliye kumandanları isyanı bastırdık diye yakaladıklarını asarlarsa, sorgusuz sualsiz muhakeme etmeden asarlarsa, idare bundan fayda değil zarar görür.


(Kaynak: Hatıralar / İsmet İnönü / Syf 198)


Halide Edip isyanlardan bahsediyor:


Muntazam kuvvetler çok azalmıştı ve bütün dayanağımız bizim tarafımızda bulunan sivil ihtilalcilerden ibaretti. Bundan dolayı sivil ve başıbozuk askerler kullanmaktan başka elimizde çare kalmamıştı. O aralık, Ethem tek kuvvet olduğu için, onu Bolu’ya göndermiştik. Anzavur’u yenmişti. Demirci Efe’den de yardım istiyorduk. Bu küçük kuvvetlerin dışında Miralay Refet ve Binbaşı Nazım bulunuyordu. Bunlar da Mudurnu’da toplanarak Hilafet Ordusu’nun Bolu’ya girmesine mani olmaya çalışıyorlardı. İşte, haziran ve temmuz aylarında Ankara’daki Büyük Millet Meclisi’nin karşı karşıya kaldığı durum buydu.


Bir akşam yemekten sonra, Bolu’ya girmiş olan Ethem’den bir telgraf aldık. Mustafa Kemal Paşa’dan kendisinin idama mahkum ettiği kimselerin listesine imzasını koymasını istiyordu. Ne yazık ki listede Binbaşı Hüsrev’le Osman Beyleri kurtaran Sefer ve arkadaşlarının isimleri de vardı. Ankara onları affettiğini bildirmiş olduğu için, bizler onların öldürülmesi aleyhindeydik. Fakat bu meselede, Mustafa Kemal Paşa Ethem’in arzusunu yerine getirmek gerektiğini söylüyor, bizim vaziyetimizdeki adamların merhamet göstermesinin zaaf teşkil edeceğini ileri sürüyordu. Düşman ele geçirildiği zaman ne vaad edilmiş olursa olsun mutlaka öldürülmeliydi. Etrafıma bakındığım zaman, Miralay İsmet Bey’le göz göze geldim. Ayağa kalktı, Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına gelerek, yazıhanesine dayandı ve konuşmaya başladı. Hiçbir zaman bana onun Türkçesi bu kadar sade ve insaniyetle dolu gelmedi. O zaman söyledikleri için ona içimden hala dua ederim. O bir hükumetin verdiği sözde daima durması gerektiğini ve ancak bu sayede halkın güvenini kazanabileceğini iddia ediyordu. Uzun bir münakaşa oldu. Ertesi güne bırakmaya karar verdiler. Mustafa Kemal Paşa da bir kağıda, Ethem’e hitaben Sefer’i ve arkadaşlarını affetmeyi vaad ettiğimizi, onun için onları öldürmemesini yazmıştı. İsmet Bey’in bir çocuk gibi gözlerinin parladığını gördüm. Ertesi sabah Hayati Bey’e Bolu’dan ne haber olduğunu sorduğum zaman, Mustafa Kemal Paşa’nın kağıdı Bolu’ya varmadan evvel hepsinin idam edilmiş olduğunu söyledi.


(Kaynak: Türk’ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip Adıvar / Syf 157)


Mahatma Gandi, Türkiye'ye imzalatılmak istenen barış şartlarına karşı çıktı. "İngilizlerin amacı, Avrupalı sömürücüler için mümkün olduğu kadar çok para toplamaktır" dedi. Bir Hint gazetesinin yayımladığı barış şartlarına karşı Hindistan'da büyük bir öfke var.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 56)


İkdam'da Yakup Kadri: Tarihin bir başlangıç noktasındayız. Uzaktan uzağa bir fecir söküyor. Bazıları bunu, bir yangının parıltısı zannediyor ve ürkerek gözlerini kapıyor. Gelecek, yeryüzünün bütün mağdur ve mazlum insanlarının olacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 56)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG