25 Nisan 1921

Türk Doğu Cephesi birliklerinin Ermenistan topraklarından çekilmesi tamamlandı. Ermenistan harekatı 28 Ekim 1920'de başlamış, 7 Kasım'da Gümrü işgal edilmişti. 16 Mart'ta Moskova'da imzalanan anlaşmada, Türk birliklerinin sınırın doğusuna çekilmesi kararlaştırılmıştı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Londra Konferansı'na katılmak üzere 6 Şubat'ta Ankara'dan ayrılmış olan Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey ve yanındakiler, Ankara'ya döndüler ve törenle karşılandılar. Mustafa Kemal, Bekir Sami Bey'i kabul ederek bilgi aldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


TBMM'nde: 1) Malta'dan bugün dönen Edime mebusları Faik ve Şeref Beyler Meclis'e takdim edildiler. 2) Batı Trakya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Meclis'te okunan telgrafında Yunan zulümlerinden şikayette bulundu. 3) Genel kurul, İnönü adıyla bir madalya çıkarılmasına gerek olmadığını kararlaştırdı. 4) Besim Atalay, Köy Hocası ve Sebilürreşat dergilerinin köylere kadar parasız dağıtılmasını isteyen bir yasa önerisi verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Afgan Elçisi Sultan Ahmet Han, Mustafa Kemal'e güven mektubunu sundu. Meclis Başkanlığı'nda bir saat süren görüşmede, Afganistan'la Türkiye, bir terazinin iki kefesine benzetildi. Ahmet Han, Türk milletinin mücadelesinin Afganistan'da ve bütün İslam dünyasında büyük bir ilgi ile izlendiğini söyledi. Mustafa Kemal ise Afganistan'a yardım etmenin Türkiye için bir görev olduğunu belirtti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Londra’da İtalya ile imzalanmış olan anlaşma hakkında basında yer alan dış kaynaklı haberlere gelince: Konferansın bitiminden sonra Briand’ın Fransız Mebuslar Meclisinda konuştuğu günlerde Kont Sforza da İtalya Parlamentosunda yaptığı konuşmada, Türk-Yunan anlaşmazlığının çıkışıyla birlikte İtalya’nın Doğu’da “telif-i beyn” bir politika izlediğini anımsatarak, Anadolu Ulusal Hareketi’nin önemini kabullendiklerini, bunun olumlu sonuca bağlanmasında en iyi, en yararlı dostane ilişkiler kurulması olacağını açıklıyordu. Dostça ilişkiler İtalya’nın Anadolu’daki ekonomik genişlemesini sağlayacaktı. İmzalanan anlaşma da bu amaca dönüktü. Çünkü Kont Sforza’ya göre anlaşma, Güney Anadolu ve Ereğli yöresinde İtalyan sermayedarlarının ekonomik yönden harekete geçmesine olanak sağlıyordu. İkdam gazetesi bu haberlere ek olarak Kont Sforza’nın Türkiye hakkında şu görüşte olduğunu da belirtiyordu: “… İktisadi ve siyasi bakımdan bağımsız, hüküm sahibi ve zengin bir Türkiye oluşması İtalya tarafından arzu edilmekte…”. Kont Sforza daha sonraki günlerde İngiltere’nin Roma Büyükelçisinin açıklama isteği üzerine verdiği demeçte, Türkiye ile yapılan anlaşmanın İtilaf Devletleri arasında Ağustos 1920’de imzalanmış olan “Üçlü uzlaşma” nın öngördüğü Anadolu’daki İtalyan çıkarlarını içerdiğini söyleyerek Türkiye’nin İzmir ve Trakya konularındaki isteklerinin de destekleneceğini ekliyordu. 25 Nisan 1921 tarihli İkdam’da çıkmış olan bu haberi aynı gazetenin 3 Mayıs tarihli sayısında çıkan Reuter Ajansı’nın verdiği başka bir haber izledi. Yine konu, Türkiye ile İtalya’nın imzalamış oldukları anlaşma karşısında İngiltere’nin gösterdiği tepkiydi. İtalya, bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyordu: İngiltere, Üçlü Uzlaşmayla İtalya’nın Türkiye’deki ekonomik çıkarlarının hangi bölgeleri kapsayacağını kabul etmişti. Şimdi yapılmış olan anlaşmayla da aynı hakların Türkiye’ce kabul edilmesi söz konusuydu. Öyle ise İngiltere’nin kuşkuları yersizdi. İtalya’nın Türk isteklerini desteklemesi de Yüksek Konsey’de Doğu sorununun görüşülmesi sırasında öteden beri izlediği politikanın bir gereği idi. Mustafa Kemal, İtalya ile yapılan 12 Mart tarihli anlaşmanın Türkiye’nin ekonomik ve mali çıkarlarına ters düştüğü ve dolayısıyla Misaki Milli’nin koşullarıyla çeliştiğinden kabul edilebilir olmadığı görüşünde idi.


İngilizlerle Bekir Sami’nin yaptığı anlaşma sadece tutsakların karşılıklı değiştirilmesini öngörüyordu. Fransa ve İtalya ile yapılan anlaşmaya oranla içeriği dolayısıyla önemsenmemişti. Bu nedenle olmalı ki, basında da çok yer almamıştı. Anlaşma tek yönlü denilebilecek nitelikteydi. Çünkü, Türklerin elindeki İngiliz tutsaklarının koşulsuz olarak bırakılmasını sağladığı halde, İngilizler ellerindeki Türk tutsaklarından savaş sırasında onlara kötü işlemlerde bulunmuş olanlarla, tehcir suçlularını bırakmamakta özgür olacaktı.


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İZZET ÖZTOPRAK / 298-299-300


İşgal döneminin bir başka popüler sporu da basketboldu. Ahmet Robenson tarafından 1921 senesinde kurulan ilk Türk basketbol takımı Amerikan YMCA muallimlarden oluşan bir takım ile Cağaloğlu Muallim Mektebi’nde bir müsabaka icra etti. İstanbul takımında Ahmet Robenson haricinde beden terbiyesi öğretmeni Hilmi Bey ile mektep talebesinden Ziya Bey, Mişel ve Armanak Efendiler İstanbul’un ilk basketbolcuları olma şerefini kazandılar.


Memleketimizde Yeni Sporlar

Basketbol Müsabakaları


Cumartesi günü akşamı saat dörtte Darülmuallimin-i Aliye bahçesinde bir Amerikan ve ilk yerli takımı arasında basketbol müsabakası yapılmıştır. Amerikan takımı 18 ve yerli takım ise 14 sayı yapmışlardır. Temaşakaran arasında Selim Sırrı Bey Efendi, Darülmuallimin, Darüleytam ve bazı sultaniler heyet-i talimiyesi (öğretmenler kurulu) zevat-ı mutebere (saygın kişiler), Darülmuallimin talebesi ve Polis Mektebi efendileri vardı. Bahçesini vermek, sporu her fırsattan istifade ederek neşr ve tamime (yaymaya) çalışan Selim Sırrı Bey’e arz-ı teşekkürü vecibeden addederiz.


Oyun esnasında Amerikalıların yaptıkları ani, seri ve mütemadi (sürekli) paslar herkesin nazar-ı dikkatini ve tahsinini (beğenisini) celp etmiştir. Yerli takımın yeni teşekkül ettiği ve azalarının birbirleriyle ancak bir talim yaptıktan sonra oyuna dahil oldukları nazar-ı itibara (dikkate) alınırsa muvaffakiyetleri – kaybetmelerine rağmen – istisgar edilemez (küçük görülemez)


İlk teşekkül eden yerli basketbol takımının memleketimiz spor tarihinde yeri bulunacağına binaen esamisini kayd ediyoruz.


Yerli takım: Kaptan ve takımın müessisi Santr: Ahmet Robenson Bey, Forvetler: Hilmi Bey ve Mişel Efendi. Bekler: Ziya Bey ve Armanak Efendiler.

Amerikan Takımı: Kaptan ve santr: Doktor Diver, Forvetler: Mister Rab (Rob) ve Mister Fişer (Ficher) Bekler: Mister Sitivinz (Stevens) ve Mister Alyapin

Hakem: YMCA Reis-i Umumi Mister Stiger cenapları idi….


ESİR ŞEHİRDE SPOR / MEHMET YÜCE / 215-216

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG