26 Ağustos 1920 Perşembe

Birinci Yunan tümeni İzmir-Aydın demiryolu üzerinde Ortanca İstasyonu'nu işgal etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 188)


Ankara Hükümeti, Sovyetlerin notasına karşılık vererek, Ermenistan ve Türkiye arasında iyi komşuluk ve dostluk ilişkilerinin kurulmasında Sovyet Rusya'nın arabuluculuğunu kabule hazır olduğunu bildirdi. Doğu Harekatı'nda Ermeniler yenilince Sovyetler bir kere daha arabuluculuk önerecekler ancak Mustafa Kemal'in 23 Kasım tarihli emriyle bu öneri reddedilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 188)


(Dilerseniz önce 8 Haziran 1920 gönderisini inceleyebilirsiniz.)


Bolu isyanını bastırmak için görevlendirilen ancak isyancılar tarafından Düzce’de bir hapishaneye atılan Hüsrev Gerede anlatıyor:


Bugünlerde Hendekli Ahmet Ağa Sevr Antlaşması’nın imzalandığını üzüntüyle, ulusal güçlerin etkilerinin artmaya başladığını da sevinçle, akrabası Sefer Bey’in Mustafa Kemal Paşa ile anlaşması için aracılık yapmamı düşündüğünü de son derece gizli tutulması koşuluyla haber verdi. Gerçekten bir gece hapishaneden gizli olarak Trabzon Milletvekili Osman Bey ile çıkarıldık ve Çerkez ileri gelenlerinden birinin evinde, Sefer Bey ve isyancı Jandarma Komutanı Koç Bey ile buluştuk. Sefer Bey, Alemdar gazetesinin Sevr anlaşması karşıtı yayınlarından söz ederek, gazetenin ‘Türkiye’nin sınırları Galata Kulesi’nden görülecek durum geldi.’ diye çığlık attığını söyleyip, adeta ayaklandıklarına pişman olduklarını anlatmak istedi.


Ankara ile telgraf bağlantısı olmadığından aracılığım için kendi cephelerine gidilerek oradan bizim tarafa geçmem kararlaştırıldı.


Ayaklanmayı yönetenlerin durumlarından, savunmalarının zayıfladığını, sonuçtan korkmaya başladıklarını anladım. Karar gereği gece yarısı atlarla gizlice, Sefer Bey, Koç Bey daha sonra Ankara’da Çerkez Ethem müfrezesinden gördüğüm bir Abaza, Trabzon Milletvekili Osman ve ben Düzce’yi hep birlikte terk ettik. Yanıma verilen bir Çerkezle atlara binerek ulusal güçlerin bulunduğu yere doğru ilerlemeye başladık. Albay Refet’e önceden bir pusula yazarak geleceğimi bildirmiştim. İleri karakollarımıza arızasız vardık. Hattın gerisinde Şehit Kurmay Binbaşı Nazım’ın karargahı olan bir köy evine götürüldük. Nazım’ın odasının önünde silahlı, arslan gibi bir efe nöbet bekliyordu. Bu yakışıklı erin Mestan Efe olduğunu Nazım’dan öğrendim. Bana bu efenin görünüşü ulusal davamızın başarıyla sonuçlanacağının müjdecisi gibi geldi.


Daha sonra Mudurnu’ya hareket ettik. Mudurnu’da Albay Refet’in karargahında İsyancıbaşı Sefer Bey’le yaptığımız görüşmeyi derhal Ankara’ya bildirdim. Onların pişmanlıklarından ve hemen çekilmek istediklerinden söz ettim. Bu sıralarda Kolordu Komutanı Refet, isyancıbaşı Sefer ile görüşerek çekilme koşullarını kararlaştırmıştı. Bu yönden ileri hareketimiz savaşsız, kan dökülmeden sürerken Düzce’yi başarı Çerkez Ethem; Sefer Bey, Koç Bey, Abdülgani gibi ayaklanmanın önderlerini, Kurmay Binbaşı Hayri ile arkadaşlarını yakalayarak astırmıştı. Bolu harekatı böylece ulusal güçlerimizin kesin galibiyetiyle bitti. Bu ayaklanmayı yapan halkın daha sonra pişmanlık duyarak ülkeye hizmet etmek istedikleri güzel bir örnek olarak gösterilebilir.


(Kaynak: Hüsrev Gerede’nin Anıları / Sami Önal / Syf 198)


(Aynı anekdot Halide Edip Adıvar’ın Türk’ün Ateşle İmtihanı kitabının 157.sayfasında ve İsmet İnönü’nün Hatıralar kitabının 198.sayfasında geçiyor. İki kaynakta da tam tarih belirtilmemiş olmakla birlikte kitap akışından ben Mayıs Haziran dolaylarında olduğunu sanarak 25 Mayıs gönderisinde bu bilgileri paylaşmıştık. Ancak Hüsrev Gerede’nin Anıları kitabında bu anekdot Sevr Sonrası olarak anlatıldığı için Hüsrev Gerede’nin anlatımıyla bugünde de paylaşıyorum.)


Milletlere milli bir bilinç verme yolunda onu harekete geçirebilecek her türlü gelişmeden faydalanılmaktadır. Bunlardan biri de bayramlardı. Bayram duyurusunu Yeni Gün duygu yüklü olarak yayınlamaktadır.


“Hayat mücadelesi içinde bir bayram daha!


Dört savaş senesi içinde geçirdiğimiz bayramlara savaştan pek farklı olmayan Mütareke bayramlarını da ilave edip gitmekteyiz. Savaşın sıkıntılarına katlanıp gidiyorduk. Mütareke içinde Batı’nın çıkardığı zorluklar dahi bizi yıldıramamıştır. Başlarında İngiltere’nin bulunduğu emperyalistler, Türkiye’yi parçalayarak yok etmek için tepeden tırnağa kadar zulüm ve vahşet kesilerek yeltenmedikleri pislik ve hıyanet bırakmadılar. Haklarından ve hakkın galip gelmesinden emin olan Türk milleti daha fazla zorluklar içinde bu zulüm ve hıyanet tufanına karşı koymaya azmederek cihat meydanında beklemektedir. Bütün dünya bütün doğu ve Asya emperyalizmi yok etme mücadelesinde bizimle birlikte olduğu için ümidimiz kuvvetlidir. Gelecek bayramları hakkın zaferi şenlikleri içinde kutlayalım” deyip tebriklerini sunmaktaydı.


Milli Müdafaa Vekili de orduya bayram mesajında “ zulüm egemenliğinin sürmesinin doğaya aykırı” olduğunu belirtip, düşmanın yakın zamanda yıkılacağı ümidini vermektedir.


KURTULUŞ SAVAŞI’NDA ANADOLU’DA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 249

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG