26 Aralık 1919 Cuma

İngiliz Kontrol Subayı Rawlinson yeniden Erzurum’a geldi. 13 Aralık’ta Trabzon’dan yola çıkan Rawlinson, Erzurum’a ilk kez 22 Nisan’da gelmiş, Ağustos’ta görüşmeler yapmak üzere İngiltere’ye çağrılmıştı. Rawlinson İstanbul’un 16 Mart 1920’de işgali üzerine Malta’ya götürülen Türklere karşılık rehin alı­nacak ve daha sonra onlarla değiştirilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 294)


Ingiliz-Fransız Dışişleri Bakanları Toplantısının üçüncü ve son günü. Dış işleri bakanları Ermenilere Amerikalıların silah sağlaması, Kürtlerin kuracakları devletin biçimi, Türk devletinin bazı sınırları, Türkiye’de İtalyan çıkarları, Ayasofya’nın durumu gibi konulan tartıştılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 294)


Robeck’ten Milne’e gizli yazı: Mustafa Kemal hareketine karşılık olarak Ça­nakkale istihkâmlarının havaya uçurulması, İtilaf Devletleri’nin Türkiye politi­kasına zarar verir ve Mustafa Kemal’in işine yarar. Mustafa Kemal hareketini bastırmak için Anadolu’nun bazı yerlerinin işgal edilmesi istenir, ancak bunun için çok fazla askere ihtiyaç var. Esasen Anadolu’daki durum, Güney ve Batı İrlanda’daki durumdan daha kötü değil.


Robeck’in Curzon’a bildirdiğine göre Mustafa Kemal, Si­vas’ta Türk, Kürt ve Arap şefleriyle bir toplantı yaptı, kendi komutasında Arap ve Kültlerden, meydana gelen Kuvayı İslamiye teşkilatı kurdu..


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 294)


Fransız Gazeteci Gaulis’in yazısı: Türklere kötü davranılması iki sonuç yarata­cak; 1. İslam Dünyası, Hıriştiyanlara karşı başkaldırmaya kışkırtılacak. 2. Bu­nun sonucu, Cezayir, Fas, Mısır ve Hindistan’da oldukça ciddî durumlar yara­tılacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 294)


Mustafa Kemal ve yanındakiler, Kaman’da yakın köyler halkı ve Kırşehir’den gelen atlılar tarafından Ankara’ya uğurlandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 294)


Mazhar Müfit anlatıyor:


Cuma günü Kaman mahiyesinden hareket edildi ve Beynam’a geldik. Fakat yolda bizim otomobil akşamüstü ortalık kararmakta iken bir bataklığa sağlandı. Çiçekdağı’nda Paşa’nın otomobili de saplandı. Hepimiz çamurlar içinde bin meşakkatle uğraşa uğraşa otomobili çıkarmıştık. Fakat bu defa bizim otomobili, sarf ettiğimiz büyük gayretlere rağmen yerinden kımıldatmak mümkün olamadı. Otomobilde Rauf bey, ben, Hakkı Behiç Bey ve Bedri Bey vardı.


Hakkı Behiç Bey 38’i aşan bir hararet içinde hasta idi. Aciz kaldık. Nihayet geceyi otomobilde geçirmeye karar verdik; fakat açık otomobilde kar altında sabahı bulmak müşküldü. Gece olmuştu. Ben, elbette yakında bir köy vardır, diğer otomobiller gitti; Beynam yakın olmak lazımdır mütalaasiyle tüfeğimi alarak köylü bulmaya çıktım. Birkaç dakika sonra arkamdan Rauf Bey’in bana seslenmekte olduğunu gördüm. Yanıma geldi: ‘Be birader, gece karanlığında seni kurtlara mı parçalattıracağız, yalnız nereye gidiyorsun?’ diyerek beraberce yürümeye başladık. Hemen bir saat yürüdük köyden eser yok. Nihayet bir köpek sesi işittik. Biraz sonra uzakta ağaçlar arasında bir ışık gördük. Gayreti artırarak ışığa yaklaştık. Bu bir kulübe imiş. Ankara askerine odun kesmeğe mahsus bir müfreze imiş. Kulübede bulunan zabir bizi hürmetle kabul etti. Birer çay pişirdi içirdi.


Dinlendik. Beynam köyü 10 dakikalık bir mesafede imiş. Köye geldik. Paşa’yı köy muhtarının odasında yerde yayılmış bir şilte üzerinde uyumakta bulduk. Odanın sedirinde Rüstem Bey, Paşa’nın karşısında doktor Refik Bey yatıyordu.


Muhtar ağa sobayı yaktı. Rauf bey, ‘Arkadaşları otomobilde bırakamam.’ Diyerek köyden manda öküz tedarik ile geri dönerek sabaha karşı otomobili ve içinde kalanları köye getirdi.

Rauf bey’in bu arkadaşlığı doğrusu takdire sezadır.


(Kaynak: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Birlikte Cilt 2 / Mazhar Müfit Kansu / Syf 495)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG