26 Ekim 1921

20 tarihli Ankara Anlaşması, Fransız Parlamentosu'nda onaylandı. Anlaşmaya yalnız bir milletvekili itiraz etti. (Ter.Hak. 31; Vakit, İkdam: 1 Kasım)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Milli Savunma Bakanlığı, İngiliz esirlerini Malta tutuklularıyla değiştirmek üzere, İnebolu, Trabzon ve Zonguldak'ta birer değiştirme komisyonu kurulmasını emretti. Tutuklular 1 Kasım'da değiştirilecek. (HI'VD 59, ves. 1341)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Gunaris ve Baltacis Londra'ya ulaşular. Yarın İngiliz Hükumet yet.kilileriyle görüşecekler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Maliye Eski Bakanı Cavit Bey, iki yıldan beri kalmakta olduğu İsviçre'nin Lozan kentini terkederek Fransa'ya gitti. Cavit Bey, bugünkü notlarında kendisine yöneltilen vurgunculuk suçlamasını reddederek "kirlenmemiş bir vicdanım ve billur gibi bir namusum var" diyor. (Tanin: 1 1.10.1946)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Akşam: Cephelerde nisbi bir sükunet hükümfermadır. -Ali İhsan Paşa, Cenup Açıksöz: Grubu Kumandanlığı'na tayin edildi ve vazifesine başlamak üzere hareket etti


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Peyamı Sabah'ta Ali Kemal: Gidişimiz gidiş değil ki işimiz yolunda olsun.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Savaşın bütün safahaunı izleyen tarafsız bir askeri ateşenin beyanau. Yunan Başkumandanı'nın müthiş bir itirafı: Türkler bizim kadar mücehhez olsaydı, bittiğimiz gündü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Vakit: Anadolu hazırlanıyor. Yunanistan ise savaş ile barış arasında bocalıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Bulgaristan Komünist Partisi yayın organı Türkçe Ziya'nın Sofya'da 48. sayısı: Sakarya nehri boyunca hezimete uğrayan Yunan burjuvazisi, ne yapacağını şaşırmış ve bugün esaret alunda bulundurduğu zavallı Türklere karşı adeta kuduz köpek gibi hareket ediyor


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Karagöz: İsmet Paşa, Gunaris'in sulh aramak için çıkuğını söyleyince, kılıcını bileyen Mustafa Kemal "Öyleyse münasip bir sulh hazırlayalım. Çünkü, dönüp dolaşıp buraya gelecekleri görülüyor" diyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


SULH DİLENCİSİ!


Gunaris Avrupa’ya gitti;Gunaris Paris'te Briyan'la görüşüyor, Gunarıs oradan Londra ya gidecek, Roma'ya uğrayacak, peki Gunaris ne için dolaşıyor? Onun niye dolaştığını ve ne istediğini artık bütün dünya gazeteleri yazdı: Sulh di­lenciliği!

Evet Gunaris sulh dileniyor. Şüphesiz sulh istemeyen millet yoktur, harp için harp yapılmaz. Her harp sulha giden gürültülü bir yoldur, en harpçi olan milletler de isterler ki sulha varsınlar, lâkin sulh istemek çeşit çeşittir. Sulh kazanılarak istenilir; sulh teslimiyet gösterilerek istenilir; sulh, sulhu beklemek suretiyle de istenilir, sulhu kazanarak istemek için harbi kazanmak lâzımdır, sulhu teslimiyet göstererek istemek için mağ­lubiyeti kabul etmek lâzımdır; sulhu bekleyerek istemek için de mu­vaffakiyeti beklemekte ve muvaffakiyetsizliği beklememekte görmek lâzımdır.

işte size üç nevi sulh ki birincisine zaferle, İkincisine mağlubiyetle, üçüncüsüne intizarla varılır. Birincisinin adı "pes dedirtmek" İkincisinin adı "pes demek", üçüncüsünün adı da ya pes dedirtinceye, ya pes de­yinceye kadar beklemektir. Zafer sulhunda sulh senin kucağına gelir, mağ­lubiyet sulhunda sen sulhun kucağına gidersin, intizâr sulhunda da ya sulh seni bekler, ya sen sulhu beklersin! Gunaris in istediği sulh bu üç neviden hangisine mensuptur? Oh, o, sulh istemenin dördüncü bir nev'ini icat etti!

Onun istediği sulh, bir defa saydığım üç nev'i sulhun birincisine dahil değildir: Çünkü zafer sulhu için pes dedirtmek lâzımdır, pes dedirtmek için de bizim Gunaris'e yalvarmaklığımız iktizâ ederdi. Onun istediği sulh ikinci nev'iye de dahil değildir: Çünkü teslimiyet sulhu için Yunan’ın pes demesi lâzımdır, pes demesi için de onun bize müracaatı icap ederdi.

Gunaris’in sulhu üçüncü nev’iye de dahil değildir: Çünkü intizar sulhu için bizim usanmaklığımız, beklemek lâzımdır. Halbuki Gunaris Atina'da sulhu bekleyeceğine, sulh için Avrupa da kapı kapı dolaşıyor.

Lâkin sulha varmanın saydığım üc yoldan başka bir vasıtası yoktur

Ya galip gelmeli, ya galebeyi beklemeli, ya mağlubiyeti itiraf etmeli. Gunaris bunun üçüne de yanaşamıyor: Galibim diyemiyor çünkü mağlup oldu, sulhu bekleyeceğim diyemiyor çünkü takati yoktur, mağlubum diyemiyor çünkü daha Yunan ordusu Anadolu’dadır. Gunaris bu ÜÇ nev'i sulhun birincisine baktı ebedî bir üfûl; ikincisine baktı, kati bir imkânsızlık; üçüncüsüne baktı, elîm bir izmihlâl, o zaman dördüncü nevi bir sulh yolu keşfetti: Sulhu dilenerek istemek!

Ne lâtife yapıyorum, ne fantazi, Gunaris'in bugünkü sulh teşebbüsleri için bundan daha doğru bir cümle, Yunan'ın bugünkü mevkiim ifade için bu cümleden daha doğru bir tâbir bulunamaz. Düşününüz, Yunan ordusu Eskişehir'den ilerlerken yalnız zafer sulhu düşünüyordu. Ankara alınacak, Türk ordusu mahv edilecek, Anadolu diz çöküp Yunan a yalvaracaktı:

"Aman ne istersen razıyım!" Bunu Gunaris de, Konstantin de, Teodokis de hep böyle ilân ettiler. O zaman ne devletlerin tavassutunu dü­şünüyorlardı, ne meselenin siyaseten hallini.

Sulhu bizden kılıçlarıyla alacaklar ve bize sulhu ister istemez kabul ettireceklerdi: Bu parlak emeli Sakarya'nın suları alıp götürdü! Nehirlerin götürdüğü şey bir daha geri dönmüyor, kati bir zaferle sulhu kazanmaya ebediyen veda eden Yunanistan için yapılacak şey, artık ya mağlûbum deyip teslimiyet sulhu yapmak, yahut da sonuna kadar sabredip sulhu bek­lemekti değil mi? Yunanistan için bir defa beklemeye imkân yoktu, Yunan milleti Venizelos'u harpten kurtulmak için devirmiş, Konstantin'i sulha ka­vuşmak için çağırmıştı. Konstantin yirmibir gün mütemadiyen ordusunu Sakarya kıyılarının granit cephesine çarptırmışsa, Sakarya'nın kıyılarında kırk, ellibin Yunanlı'nın gömülmesini göze almışsa bunlar hep harpten bir an evvel kurtulmak, sulha bir an evvel varmak içindi. Sakarya ricatından sonra ordusuna neşrettiği beyannamede Kral "Harbin hitâm bulduğunu", yakında maveralarına kavuşacaklarını, askerlerine vaad etmiş ve onları bu çocuk martavallarıyla aldatmaya çalışmışsa sebep hep budur, hep Yunan m harbe devam etmek ve sulhu daha ziyade beklemek imkânı kal- marnasındandır. Peki madem ki buna imkân yoktur, madem ki Yunan mu­za er olmak ümidim kaybetti, madem ki artık "zaman" onun zaafı ve bizim kuvvetimizdir, öyle ise Yunan ne bekliyor ve neden mağlubiyetini itiraf edip işin içinden çekilmiyor?

Bunun sebebi Yunan ordusunun hâlâ Anadolu'da ve Eskişehir'le Karahısarda bulunuşu değildir. Almanya mağlûbiyetini itiraf ettiği vakit Alman ordusu henüz Fransız toprağında idi, bunun sebebi Yunan ordusunun müdafaa ve mukavemet edeceğine ümit beslendiğinden de değildir çünkü har gayesini ve taarruz kudretini kaybeden hiçbir istilâ or­dusu, istilâ ettiği yerde çöreklenip kalamadı ve kalamaz. Yunan ordusunun Eskişehir ve Karahisardan atılması artık ay değil hafta işi, o ordunun hatta bütün Anadolu dan tardı yıl değil ay meselesidir! Peki Yunanistan'ın hâlâ açıkça mağlubiyetini itiraf edip herçi-bâd-âbâd bir sulh yapmamasının se­bebi nedir? Bunun sebebi mi? Bakınız ne kadar garip: Yunan milleti hem harp istemiyor, hem fütûhat istiyor. Hem sulha can atıyor, hem Yunan âmâlini fedaya razı olmuyor!

Yunan milleti harp yapılmasa homurduyor. Her şeyden vaz geçilip teslimiyet sulhu yapılsa büsbütün homurdanacak! Gunaris meclisten ne için itimad reyi almış biliyor musunuz? O mevkii işgale razı olacak başka kimse çıkmadığı için Atina'da hiç kimse, şimdiki hükümetin yüklediği me­suliyeti üzerine almak istemiyor.

Venizelosçular bile Venizelos'un gelmesine razı değildir: Çünkü artık bu işleri Venizelos bile temizliyemezmiş!

Yunanlılar galibiz diyemediler, bekleyeceğiz diyemiyorlar, mağ­lubuz demeye de dilleri varmıyor: İşte bu üç şeyi de söylememek üzere Gunaris'i Avrupa’ya gönderdiler!...

Gunaris, Briand’ın kapısına vardı, elinde siyaset keşkülü ”Aman bir parça sulh!" diyor. Fakat sulh artık ne Briandın cebinde, ne Lloyd George'un ağzında, sulh ancak Sakarya Gazisi’nın elindedir:

Gunaris’in boş ve faydasız kapı çaldığını yakında göreceğiz, göreceğiz ki Yunan’a o kadar özlediği sulhu yine Mustafa Kemal Paşa’nın yumruğu verecek!

Açıksöz, 25 Ekim 1921, Sayı: 318


(Kaynak: İsmail Habib Sevük’ün Açıksöz’deki Yazıları / Mustafa Eski / Syf 156)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG