26 Eylül 1921

Kars Konferansı. Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan ile Türkiye arasında taraflarla ilgili sorunları karara bağlamak için yapılacak anlaşmanın görüşmeleri Kars'ta başladı. Konferansta şu temsilciler bulunuyor: Azerbaycan: Behbub Şahtahtinski, Ermenistan: Askanaz Mnavyan, Bogos Makinyantsiyan, Gürcistan: Şalva Eliava, Aleksandr Sanitze, Rus: Yakov Ganetski, Türkiye: Kazım Karabekir, Veli Bey, Muhtar Bey, Memduh Şevket Bey. Karabekir, açılışta şunları söyledi: 'Türk milleti, kapitalist ve emperyalistlerin Sevr Anlaşması'nı tanımadı. Boyun eğenlere karşı inkılap yaptı. Yeni hükümeti kurduk.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan Kralı Konstantin, Bursa'dan Atina'ya hareket etti


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hindistan İşleri Bakanı Montaqu, Ankara'ya karşı politikası sebebiyle hükumetinin dışişleri bakanlığını sert bir dille eleştirdi. Bugün Hükümet'e sunduğu muhtırada, İngiltere'nin Ankara'da resmi ya da gayrı resmi temsilci bulundurmasını istedi. Sömürgeler Bakanı Churchill, Bakanlar Kurulu'na verdiği muhtırada, Yunanlıların Ankara'yı ele geçirme denemelerinin geri. teptiğini, Mustafa Kemal'in şimdi Yunanlıları cephede uzun zaman çok sayıda asker tutma zorunda bırakacağını, Irak'ı ve Musul'u tehdit edebileceğini, İngiltere'nin güç durumda kalacağını anlattı, bu nedenle bir çözüm yolu bulmak için müdahele etmek gerektiğini, herhalde İngiltere'nin seyirci kalmayarak taraflara seslenmesi gerektiğini ileri sürdü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington, İstanbul'dan ayrıldı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Açıksöz'de l. Habib: Yapılan işin büyüklüğü: Biz Sakarya Zaferi ile yalnız bir vatan, yalnız bir istiklal değil, bütün İslam aleminin istikbalini de kurtardık. Sakarya, bütün Asya tarihinin yeni bir sayfası oldu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yenigün: Milli mücadelemiz ve Amerikan AP ajansı muhabirinin neşriyatı: Türkler, milli mevcudiyetlerinin müdafaası için harp ediyorlarsa, Anadolu harbi, Amerika'nın istiklal harbine benzemektedir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Evvelce harplerdeki ehemmiyetin neticelerindeki büyüklükle ölçüleceğini söylemiştim. Tarih harplerin ehemmiyetini o harplerin yaptığı neticelerin derecesiyle ölçüyor. Tarihimin mini mini Sırp Sındığı Harbi dünyanın tarihini ikiye bölen İstanbul fethinden belki daha büyüktür! Çünkü birincide, Osmanlı tarihinin o ilk Ehl-i sabil ordusu muvaffak olaydı; yedi asırlık tarih, belki Hüdavendigar’ı son padişah kaydedecekti.

Halbuki Fatih İstanbul’un fethinde muvaffak olamayaydı, kurun-ı vusta kapanması yalnız üç, beş sene teehhür etmekten başka bir netice hasıl olacak değildi, çünkü nasıl olsa biz İstanbul’u alacak ve nasıl olsa Bizans göçüp gidecekti. Ayasofya’da çan sesi yerine müezzin sesi duyulması, vakıa cihan vukuatını ikiye biçen büyük bir vaka’dır. Fakat onun büyüklüğü, neticesinde değil kendisinde tecelli ediyor. Fatih mesela on sene bekleseydi İstanbul’u belki karadan gemi yürütmeden de alırdı!

Büyük harpler tarihe yeni bir cereyan veren harplerdir.

İşte harplerin ehemmiyetini hakkındaki bu kıyası Sakarya Harbi’ne de tatbik edince derhal anlarız ki, Sakarya’nın kıyılarında yükselen zafer, tarihimizin en irtifalı şahikasıdır. Vakıa bu harp Mohaç gibi Tuna’nın doğduğu yerlerde yapılmadı, bu harbin yapıldığı yer bu saltanatın doğduğu yerlerin bile gerisindedir, fakat tarih Sakarya’yı Mohaç’tan yüksek görecek; Çünkü birincisi kemalini bulmuş bir saltanatın son şaşaası, ikincisi ise zevalini bulmuş bir tarihin tekrar doğuşudur. Mohaç şerefli bir yokuşun sonu, üç asırlık bir iniş ibtidasıdır. Sakarya ise uzun bir inişin hatimesi ve yeni bir çıkışın mukaddimesi oldu! Tarihin Mohaç’ta kemalini, Sakarya’da zevalini bitiriyor; orada genç bir tarih ihtiyarladı, burada ihtiyar bir tarih gençleşiyor.

Ne şiir yapıyorum, ne teşbih. Sakarya Harbi her cihetten ve her noktadan tarihimin en büyük zaferidir.

Sakarya zaferi, o zaferi kazanan ordunun suret-i terkibi itibariyle de büyüktür. O ordu, halifelerin iradeleriyle, sadrazamların faaliyetiyle, nazırların emirleriyle değil; halifelerin muhafeletine, sadrazamların hıyanetine, nazırların mümanaatına rağmen, doğrudan doğruya bu milletin kendisinden, bu milletin kendi intibahı ve kendi azmiyle doğdu.

Sakarya harbi tevlid ettiği netice itibariyle de tarihimin en büyük harbidir. Çünkü düşman emeline muvaffak olsaydı yalnız İzmir ve Trakya’yı değil, İznik’ten Afyonkarahisar’ına kadar olan yerleri de alacaktı, yalnız oraları değil İstanbul’u da alacaktı, yalnız İstanbul’u da değil bizim canımızı ve istiklalimizi da alacaktı. Bizans hortlayacak, Pontus dirilecek ve tarihim gömülecekti.

Artık ne vatan, ne vatandaş, artık ne sancak ne istiklal; Artık ne ezan, ne cami; işte Sakarya zaferi bütün bunları tersine çevirdi. Bu zaferle bütün dünya anladı ki Bizans’ın gömüldüğü mezar ebedi bir mezardır. Sakarya yalnız üç asırlık bir inişin müntehası ve yeni bir çıkışın ibtidası değil, Sakarya bütün Asya tarihinin yeni bir sahifesi, bütün İslam Aleminin yeni bir dönek noktası oldu.


İSMAİL HABİB SEVÜK’ÜN AÇIKSÖZ’DEKİ YAZILARI / YRD. DOÇ. DR. MUSTAFA ESKİ / 131-132-133

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG