26 Mart 1921

Kocaeli Yarımadasını koruyan 11.Yunan Tümeni'ne artık İngiliz Komutanlığı'na bağlı olmadığı, Yunan ordusundan emir alabileceği bildirildi. Yunan kuvvetleri Sakarya'nın doğusuna atladı. Adapazarı işgal edildi. Yunanlılar, Türklerin asıl mevzileri önüne geldiler. Arifiye'deki Türk kuvvetleri esir düştü. Söğüt, Yunanlıların eline geçti. Bilecik'te bir Yunan tümeni, önemli kayıplar vererek çekildi. Türk birlikleri çekilerek İnönü mevzileri önüne geldiler. İkinci İnönü savaşları yarın başlayacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yunan Donanması Komutanı Hacı Kiryako, İstanbul'dan Anadolu'ya savaş araçları kaçırılmasını önlemek için Türk kıyılarının abluka altına alınmasını emretti. Türk gemileri, gece ışıklarını söndürerek seyretmeye başladılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Müttefiklerin İşgal Kuvvetleri Komutanı Harrington, İngiliz Savaş Bakanlığı'na çektiği telde, bütün İngiliz esirleri serbest bırakılmadan Malta'daki Türklerin serbest bırakılmamasını istedi. Mustafa Kemal'in, Bekir Sami'nin taahhütlerine uymayacağını, bunun için önce İngiliz esirlerinin bir Karadeniz limanından teslim edilmesi gerektiğini yazdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bekir Sami Bey, Paris'ten Türkiye'ye hareket etti

İkdam: Anadolu İzmir'siz teneffüs edemez.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)



Saygıdeğer Efendiler, İnönü muharebe alanını ikinci defa yenilerek terk eden ve Bursa’ya doğru eski mevzilerine çekilen düşmanın takibinde, piyade ve süvari tümenlerimizin gösterdikleri anılmaya değer yararlıkları anlatamayacağım. Yalnız, genel askerî durumu tam olarak açıklayabilmek için, müsaade buyurursanız Güney Cephemize giren bölgede yapılan harekâtı özetleyeyim.


Güney Cephesi Komutanı Refet Paşa’nın emrinde bulunan üç piyade tümeni, Dumlupınar’da hazırlanmış bir mevzide bulunuyordu. Bundan başka, bir süvari tümeni ve bir de süvari tugayı vardı. Bu mevziin sol kanadında bulunuyordu. Güney Cephesi Komutanı’nın aldığı görev, düşmanı bu mevzide durdurmaktı.


Uşak doğusundaki mevzilerimizden hareket eden üç piyade tümeni ve bir kısım süvari Dumlupınar mevzilerine taarruz etti.


Mart’ta birliklerimiz, mevzilerini terke mecbur oldu. Güney Cephesi Komutanı, bundan sonra kuvvetlerini esaslı bir hatta durdurmayı ve yeniden tertibat almayı başaramadığı için kuvvetler ikiye ayrıldı.


8’inci ve 23’üncü Piyade Tümenleri ile 2’nci Süvari Tümeni’nden meydana gelen kısmı, kendi emri altında, Altıntaş’a doğru çekildi. 57’nci Piyade Tümeni ile 4′ üncü Süvari Tugay’ından meydana gelen öteki kısım Fahrettin Paşa’nın emri altındaydı.


Düşman bütün kuvvetiyle Fahrettin Paşa kuvvetlerine yönelerek doğuya yürüdü. Refet Paşa kuvvetlerine karşı, Dumlupınar’da yalnız bir piyade alayı bıraktı. Refet Paşa, sonradan 23’üncü Tümeni Altıntaş üzerinden güneye, Fahrettin Paşa emrine verdi.


Altıntaş yönünde, düşmanın hiçbir hareketi olmadığı anlaşılınca, Refet Paşa, yanında bulunan kuvvetlerle kuzeye getirtildi.


Doğuya doğru ilerleyen düşmana karşı, Fahrettin Paşa kuvvetleri çeşitli yerlerde savaşlar vererek Afyon’un doğusuna çekildi.


Düşman, Afyonkarahisar’ı işgal ettikten sonra, Çay-Bolvadin hattına kadar ilerledi ve orada durdu. Bu düşman karşısında, Fahrettin Paşa, 57’nci ve 23’üncü Tümenlerle birlikte, güneyden Adana bölgesinden gelen 41’inci Tümen’i de alarak, bir karşı hat oluşturdu.


İkinci İnönü Muharebesi tam bir askeri harekettir. Yunanlılar bu muharebede, bizim iki İnönü

Muharebesi arasında toplayıp tanzim edebildiğimiz kuvvetten iki üç misli fazla bir kuvvetle harekata giriştiler. İkinci İnönü Muharebesi çok kanlı olarak dört gün sürmüştür.


Muhaberenin teferruatına geçmeden evvel iki hatıramı anlatacağım. Bunlardan biri muharebenin eğlenceli hatıralarındandır.


Düşman ileri harekatı başlamış uzaktan temastayız.. Ben İnönü mevzilerinde düşmanı bekliyorum İzzet Paşa'nın bıraktığı otomobille mevzilerin ilerisinde muhtelif yerlere gidip dolaşıyorum. Bir gün böyle bir dolaşma sırasında, karşıdan bir köylü koşarak bana doğru geldi Elinde bir kuş vardı. Baktım baykuş. Hayvanı canlı olarak yakalamış. Köylünün elinde, gözleri fıldır fıldır dönüyor “ kuşu burada yakaladım” diye bana gösterdi. Yanımdaki subay “ baykuş uğursuz bir hayvan sayılır” dedi. Fena halde canım sıkıldı. Bu baykuş da karşımıza nereden çıktı, diye düşünüyorum. Kendimi hemen toparladım ve davrandım. “Aa ! iyi oldu rastladığımız, baykuş iyiye alamettir. Ben tecrübe etmişimdir, ne vakit muharebede baykuşa rast gelsem, o muharebeyi mutlaka kazanırım” dedim. Subay gene şaşırdı, “ Sahi mi?” diye sordu . Kendisini temin ettim.


Elinde baykuşla adamı savdım ve bir daha ileriye doğru ve biz daha ileriye doğru hareket ettik . Geriye doğru hicret eden bir kafileye rastladım. Kağnı arabaları, subaylar ve aileleri Bursa istikametinden geliyorlardı. Kafileden halktan da kimseler vardı. İlerlemekte olan düşmandan kaçtıkları belliydi. Hem yürüyor hem söyleniyor hem de mırıldanıyorlardı. Kulak verdim “ Ne olacak, ne yapacağız, nedir bu bizim başımıza gelenler?” tarzında konuşuyorlardı. Kafileyi durdurdum. Subayları bir kenara topladım:


“Bana bakın” dedim. “ İçinde bulunduğumuz vaziyeti bilesiniz. Bundan başka subay olarak da yerinizi bilmelisiniz. Padişah düşmanımızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. Bir kısım halk sizin yüzünüzden muharebe devam ediyor zannındadır. Her tarafta fesatçılar var. Bunlar da düşmanınız sayılır.. Silahımız yok adamımız yok nasıl muharebe edeceğiz diye propagandalar yapılıyor. Memleketimizde bundan sonra bir muharebe yapacak olursak, böyle bir muharebeye mecbur kalacaksak, en çok silahlı bulunduğumuz zaman bugündür. Şimdi memleketi savunuyoruz ve netice alırız diye ümit ediyoruz. Mücadeleyi bıraktık mı ekmek bıçağı bulamayacaksınız. Elinizde ekmek bıçağını bırakmayacaklar. Anlıyor musunuz? Gün bugündür. Kurtulmak lazım. Silahımız bu kadar, cephanemiz bu kadar, siz kağnı arabası ile gidiyorsunuz, ne yapalım? Devlet baba bu kadar veriyor”


İSMET İNÖNÜ HATIRALAR / 238-239

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG