27 Şubat 1921

Yunanistan'da partilerin katılmasıyla büyük bir miting yapıldı. "Yaşasın savaş!" sloganı atıldı. İzmir ve Trakya'ya bir sayım komisyonu gönderilmesi karan ile Sevr Anlaşması'nda değişiklik yapılması projesi protesto edildi. Seçilen bir kurul, alınan kararı İngiliz ve Fransız elçiliklerine verdi. Yunan Parlamentosu da yarın değişiklik projelerini reddedecektir


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İktisat Bakanlığı'na Celal Bey (Bayar) seçildi. 136 mebustan 88'inin oyunu alan Celal Bey, bakanlık görevini vekil olarak yürütüyordu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Fransız gazeteleri, Yunanlıların aşın isteklerinden şikayet ediyor, Türk Delegeler Kurulu ve bu kurulun istekleri hakkında olumlu yayınlar yapıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Nutuk’tan/


Efendiler, Dışişleri Bakanı olan Bekir Sami Bey ‘in başkanlığı altında ayrıca ve müstakil bir delege hey’eti kuruldu. Hey’et, Londra Konferansı’na özel olarak davet edildiğimiz takdirde katılmak üzere ve bu arada geçecek zamandan da yararlanmak maksadıyla, Antalya üzerinden Roma’ya hareket ettirildi.


Hey’etimiz, İtalya Dışişleri Bakanı Kont Sforza vasıtasıyla, konferansa resmen davet edildikleri kendilerine bildirildikten sonra Londra’ya gitmiştir.


Londra Konferansı, 27 Şubat 1921’den 12 Mart 1921’e kadar devam etti. Hiçbir olumlu sonuç vermedi.


İtilâf Devletleri İzmir ve Trakya’daki nüfus durumu ile ilgili olarak kendileri tarafından yapılacak bir araştırmanın sonucunu kabul edeceğimiz yolunda bizden söz almak istediler. Delege hey’etimiz önce bunu kabul etmişti. Fakat Ankara’dan yapılan uyarı üzerine, sonradan, araştırmanın yapılmasını Yunan idaresinin buradan çekilmesine bağlamak teklifinde bulundu.


İtilâf Devletleri’nin, Sévres Antlaşması’nın diğer hükümlerinin tarafımızdan samimiyetle ve itirazsız olarak uygulanmasını sağlamak istediği anlaşılmıştı. Delege hey’etimiz bununla ilgili tekliflere de red niteliğinde cevaplar vermişti.


Yunan delegeleri araştırmayı hiç kabul etmemişlerdi. Bunun üzerine, İtilâf Devletleri, Türk ve Yunan delege hey’etlerine bazı teklifleri içine alan bir proje vererek, hükûmetlerinden, bu projeler için alacakları cevapların, Konferans’a bildirilmesini istemişlerdi.


Bizim delege hey’etimize verilen projede, Sévres Antlaşması hükümlerinde yapılacak değişikliklerle ilgili şu noktalar vardı:


Bize bırakılan jandarma ve özel birliklerin sayısını bir parça artırmak.

Memleketimizde kalacak yabancı subayların sayısını biraz azaltmak. Boğazlar bölgesini biraz ufaltmak. Bütçemiz üzerine konmuş bulunan sınırlamaları biraz hafifletmek. Bayındırlık işleri ile ilgili imtiyaz verme hakkımız üzerine konmuş sınırlamaları da biraz hafifletmek. Bundan başka, adlî kapitülasyonlar, yabancı postaları, Kürdistan… ile ilgili olarak Sévres tasarısında değişiklikler yapılmasını ümit ettirecek bazı belirsiz vaatler.

Bu teklifler projesinde, Ermenistan sınırlarının tespiti işi, Birleşmiş Milletler’in (160) göndereceği bir komisyona bırakılmakta idi. Sözde İzmir ili bize geri verilecekti.

Fakat İzmir şehrinde bir Yunan kuvveti bulundurulacak, İzmir ilinin güvenlik işleri, İtilâf Devletleri subayları tarafından idare edilecek, bu ildeki jandarma kuvveti, nüfus oranına göre çeşitli unsurlardan kurulacak, şehre Birleşmiş Milletler tarafından bir Hristiyan vali tayin edilecek, İzmir ili Türkiye’ye gelirinin çoğalmasıyla artacak bir yıllık vergi ödeyecekti.

İzmir ili için teklif edilen bu çözüm şekli, beş yıl sonra, taraflardan birinin isteği üzerine Birleşmiş Milletler’ce değiştirilebilecekti.

Londra Konferansında heyetlerin savundukları düşünceler hakkında basında çıkmış olan yazılardan birisi de “ Murahhaslarımızın az ettikleri nokta-i nazar “ başlığını taşıyordu. Bu başlıklı yazı Anadolu Direnişine sonuna değin karşı kalmış olan bir İstanbul gazetesinde, Alemdar’ın 26 Şubat 1921 tarihli sayısında yer almıştı. Yazıda Misak-ı Milli’nin metni yayınlanmıştı. Bunun da Londra’da bulunan Osmanlı heyetince savunulduğu eklenmişti.

Konferans çalışmalarıyla ilgili basında yer alan haberler içerisinde “ İzmir ve Trakya’da tahkikat yapılması teklifi” de bulunuyordu. Buna göre, Dörtler Sevres Antlaşmasıyla Yunanistan’a verilen İzmir çevresiyle Doğu Trakya’da bulunan halk hakkında oluşan düşünce ayrılığı karşısında her iki bölgedeki halk sorununun çözümü için saptanacak, savaştan önce ve sonraki istatistikler hususunda yerinde hızlı bir inceleme yetkisine sahip uluslararası bir komisyona vermeye hazır olduklarını bildiriyorlardı. Ayrıca, Türkiye ile Yunanistan’ın böyle bir hakemlik sonucunu, kesin ve Sevres Antlaşmasının öteki maddelerinin değişikliğe uğratılmamasını sadık bir biçimde üstlenmeleri açık olarak isteniyordu. Bu önerilere bağlı olarak şunların yerine getirilmesi de söz konusu ediliyordu.:


1- İlgili devletler arasında öncelikle çarpışmaların kesilmesi

2- İncelenerek kararlaştırılacak olan koşullara göre esirlerin karşılıklı değiştirilmesi

3- Barışın kesin biçimde kurulması için geçecek zaman sürecinde Türk ve Yunan topraklarındaki azınlıkların korunması için güvence verilmesi


Bu istemler karşısında Yunan savlarını Başbakan Kalogeropulos İzmir ve Doğu Trakya hakkındaki etnik istatistiklerin daha önce Venizelos’ca bildirildiğini ve barış konferansı tarafından da esaslı bir biçimde tetkik edildiğini anımsatarak, bu konuda Atina’dan açıklamalarda bulunmasını isteyeceğini belirtmiştir. Türk heyeti ise İzmir ve Trakya’da incelemelerde bulunacak komisyonun oluşturulmasını kabul edebileceğini, fakat Sevres Antlaşmasının öteki koşulları hakkında daha sonra yanıt vereceğini anlatmıştır. Bunu hemen Türk ve Yunan heyetlerinin Ankara ve Atina’ya danışmalarıyla ilgili gelişmeler izlemiştir. Yunanistan’da Trakya ve İzmir’de incelemelerde bulunması düşünülen heyetler konusunda sorun henüz Yunan Meclisi’nde konuşulmazdan önce olumsuz gelişmelerin olacağı telgraf haberlerinden anlaşılıyordu. Öyle ki 2 Mart 1921 tarihli Alemdar gazetesinde 27 Şubat tarihli ve Atina çıkışlı yayınlanan habere göre, meclisin vereceği kararın olumsuz olacağı bekleniyordu. Aynı zamanda General Papulas, Harbiye Bakanına göndermiş olduğu telgrafta, Yunan kıtalarının kanlarıyla ele geçirdikleri Anadolu’yu asla bırakmamaya karar verdiklerini bildiriyordu. Aynı gazetede, Atina kaynaklı başka bir haber yer aldı. Haberde Mebuslar Meclisi’nin 27 Şubat tarihli oturumunda “ tahkikat “ konusunun görüşülmesinden ve Dış İşleri Vekili Baltaziz ile Başbakan Vekili ve Harbiye Bakanı Gonaris’in konuşmalarından söz ediliyordu. Baltaziz, konuşmasında Yunan Ulusu’nun bugüne değin hiçbir zaman özverilerden çekinmediğini ve bundan sonra da çekinmeyeceğini belirterek, İtilaf Devletleri’yle de ilişkilerinde sebat ederek “ Anadolu’da asayiş ve sükunu yerine getirmek” konusunda Yunanistan’ın yeni özverilere katlanmaya hazır olduğunu söylüyordu. Gonaris ise, inceleme heyetlerinin kabul edilmemesi hakkında Bakanlar Kurulunca karar verildiğini, böyle bir kararın alınmasında bazı sonuçların çıkabileceği olasılığının göz önünde tutulduğunu açıklıyordu. Gonaris’e göre Yunan ordusu aynı zamanda düşmanı yenebilecek güçteydi. Gonaris’in söz konusu ettiği olabilecek sonuçlar için Vakit gazetesinin Atina muhabiri gönderdiği haber-yorumda İzmir ve Trakya’da “ bitaraf ve bigarez” bir anketin Yunan savları aleyhine çıkacağını, bunun İtilaf Devletleri’nce bilindiğini ileri sürüyordu. Aynı habere göre, Yunan Meclisi’nde yapılan ateşli görüşmeler sonunda şu biçimde bir karar alınmıştı:


“Meclis evvela Yunan Milleti’nin Harb-i Umumideki fedakarlıklarına mukabil hukukunun hadd-i asgarisini temin eden Sevres Antlaşması’nın yeniden tetkikini kabul edemez. Saniyen, Yunan Hükümeti’ne ve Londra’daki Yunan heyet-i murahhasına bu kararın konferansa tebliğe selahiyet verir ve Düvel-i Müttefike’nin Yunanistan’ı kabul etmemek za’af ve ıztırarında bulunduğunu beyan eder”


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İZZET ÖZTOPRAK / 283-284-285

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG